Başvuru, Yargıtay bozma kararına karşı beyanların tespiti için yazılan talimatın sonucu beklenmeksizin karar verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin yetkili müdafi yerine azledilen müdafiye tebliğ edilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, Yargıtay bozma kararına karşı beyanların tespiti için yazılan talimatın sonucu beklenmeksizin karar verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin yetkili müdafi yerine azledilen müdafiye tebliğ edilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 22/5/2014 tarihinde Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlattırılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüş bildirilmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında sahte kredi kartı kullanmaktan ceza davası açılmıştır. Ankara Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 12/4/2006 tarihli duruşmada başvurucu savunmasını yapmıştır. Başvurucu sonraki duruşmalarda müdafileri tarafından temsil edilmiştir. Mahkeme 27/3/2007 tarihli kararıyla sahte kredi kartı kullanmak suretiyle T. (teşebbüs), P. ve O. isimli iş yerlerinden alışveriş yapmaktan dolayı başvurucunun mahkûmiyetine hükmetmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 5/3/2012 tarihli ilamıyla T. iş yerinde işlenen eylem yönünden verilen cezayı onamıştır. P. ve O. iş yerleriyle ilgili olarak ise zincirleme suç yerine iki ayrı suçtan cezalandırma kararı verildiği ve mahkûmiyetin kanuni sonuçlarına ilişkin maddenin uygulanmadığı gerekçeleriyle kararı bozmuştur. Ankara Asliye Ceza Mahkemesi başvurucunun bozma ilamına karşı diyeceklerinin ve duruşmadan vareste tutulmayı isteyip istemediğinin sorulması için Ümraniye Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazmıştır. Bozma sonrası yapılan 17/7/2012 tarihli duruşmaya başvurucu müdafii S.Z.T. katılmış ve bozma ilamına uyulmasını talep etmiştir. Ankara Asliye Ceza Mahkemesi 17/7/2012 tarihli ve E.2012/780, K.2012/1054 sayılı kararıyla P. ve O. iş yerlerindeki eylemlerinden dolayı başvurucunun zincirleme olarak işlenen kredi kartını kötüye kullanma suçundan sonuç olarak 4 yıl 2 ay hapis ve 320 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme, başvurucunun 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesindeki haklarını kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına da hükmetmiştir. Başvurucunun savunması talimat yoluyla Ümraniye Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 22/11/2012 tarihinde alınmıştır. Başvurucu, daha önceki savunmalarını tekrar ettiğini ve bozma ilamına karşı diyeceği bir şeyin olmadığını söylemiştir. Başvurucu, müdafii S.Z.T.yi belirlenemeyen bir tarihte azletmiş; 20/7/2014 tarihli süre tutum dilekçesinin ekinde azilname Mahkemeye sunulmuştur. Başvurucu, talimat sonucu beklenilmeksizin dosyanın karara bağlandığı, katılmayacağını söylemesine rağmen eski müdafiinin bilgisi dışında duruşmaya iştirak ettiği, kendisinin duruşmada yer almasının sağlanmadığı gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan tebliğname, başvurucunun azledilen müdafii S.Z.T.ye tebliğ edilmiştir. Tebliğnamenin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:"Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre,Sanık ve vekillerinin savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİ, ancak;1-Sanık hakkında temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçeyle adli para cezasına esas birim gün sayısının alt sınırın üstünde belirlenmesi sureetiyle hükümde çelişkiye neden olunması,2-TCK.nun maddesinin fıkrası uyarınca, fıkranın (ç) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı ile veasyet veya kayyımlığa ait bir histemtte bulunmaktan koşullu salıverilmeye, alsoyu dışında aklanlarla igili hak ve yetkilenden ise cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karaar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hibçir ayrım yapılmaksızın koşullu salıvermeye kadar hak yoksunuluğuna hükmolunması,Yasaya aykırı olduğundan, hükmün CMUK'nun 321 nci maddesi gereğince BOZULMASI, ancak bu hususu yeniden yargılanmayı gerektirmediğinden, ... düzeltilmek suretiyle hükmün ONANMASI,Talep ve dosya tebliğ olunur. ..." Yargıtay Ceza Dairesi 7/4/2014 tarihli ve E.2014/7225, K.2014/6573 sayılı ilamıyla para cezası belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmasında bir isabetsizlik görmemiş, hak mahrumiyetleri yönünden ise kararı düzelterek onamıştır. Başvurucu, nihai karardan 24/4/2014 tarihinde haberdar olduğunu belirtmektedir. Başvurucu 22/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun maddesinin birinci ve ikinci fıkrası şöyledir:"Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir"