14. Hukuk Dairesi 2016/2321 E. , 2018/8587 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı- karşı davalı vekili tarafından, davalı- karşı davacı aleyhine 16.02.2015 ve 09.03.2015 günlerinde verilen dilekçelerle asıl ve karşı davada komşuluk hukukuna dayalı tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl ve karşı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 26.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı- karşı davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde old…
**14. Hukuk Dairesi 2016/2321 E. , 2018/8587 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı- karşı davalı vekili tarafından, davalı- karşı davacı aleyhine 16.02.2015 ve 09.03.2015 günlerinde verilen dilekçelerle asıl ve karşı davada komşuluk hukukuna dayalı tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl ve karşı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 26.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı- karşı davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Asıl dava ve karşı dava, komşuluk hukukuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Asıl davada davacı-karşı davalı vekili, müvekkiline ait 4689 parsel sayılı taşınmazla davalıya ait 3357 parsel sayılı taşınmazın birbirine komşu olduklarını, iki taşımaz arasında 5 metrelik kot farkı bulunduğunu, bu kot farkı nedeniyle davalıya ait taşınmazdan müvekkiline ait taşınmaza yağmur sularının aktığını, göçük ve taşkın riski oluşturduğunu, müvekkilinin davalıya yaptığı ihtara rağmen bir sonuç alamaması nedeniyle iki taşınmazın sınırına istinat duvarı yaptırdığını ve istinat duvarı maliyetinin 2014/55 Değişik İş sayılı tespit dosyasında belirlendiğini buna göre davalının payının 48.617TL olduğunu belirterek, 48.617TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davada davalı-karşı davacı vekili, öncelikle 4689 parsel sayılı taşınmazla 3357 parsel sayılı taşınmaz arasındaki kot farkının davacı-karşı davalının inşai faaliyetleri sonucu oluştuğunu, önceden kot farkı olmadığını ve belirlenen duvar maliyetinin fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş; davacı-karşı davalının her iki taşınmazın ortak sınırında yer alan tel örgü, beton direkleri ve toprağı kaldırdığını ileri sürerek, tel örgü ve beton direkler için 746,67TL’nin, kaldırılan toprak için fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100,00TL’nin davacı-karşı davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, asıl ve karşı davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Hükmü, davalı- karşı davacı vekili temyiz etmiştir. TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.