10. Hukuk Dairesi 2024/15032 E. , 2025/5188 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/924 E., 2024/2236 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/1170 E., 2022/1120 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafınd…
**10. Hukuk Dairesi 2024/15032 E. , 2025/5188 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/924 E., 2024/2236 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/1170 E., 2022/1120 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, Çankırı iline bağlı Dedeköy'de 1990’lı yıllarda köy koruculuğu yaptığını, ancak çalışmalarının Kurum kayıtlarında görünmediğini ileri sürerek, davacının köy koruculuğu yaptığı tarihlerin tespit edilerek bu tarihlerde sigortalı sayılmasına karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacı ...'nun 27.03.1994 - 27.03.1995 tarihleri arasında Dede köyü tüzel kişiliği nezdinde hizmet akdine dayalı olarak sürekli ve kesintisiz çalıştığının tespitine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, ihtilaflı dönemde davacının çalışmalarına ilişkin olarak Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen ve hak düşürücü süreyi ortadan kaldıran işlemlerden herhangi birisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davanın hak düşürücü süreden reddi gerekirken kabul kararı verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/1170 - 2022/1120 E.K. sayılı kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, talep edilen yıllarda köy korucularının hukuki statüsünün SGK kapsamında olmadığını, bu nedenle davacı adına sigortalılığın tespiti için işe giriş bildirgesi, aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar prim ve hizmet beyannamesi verilmesinin beklenmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 08.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık “davalı belediyeye ait köyde Köy Kanunu kapsamında 27.03.1994-27.03.1995 arası çalışması Bakanlığa bağlı Kaymakamlık ve Jandarma kayıtları ile sabit olan, bu kapsamda koruculara mahsus bekçi cüzdanı belgesi verilen, ancak Kuruma primleri bildirilmeyen davacı sigortalının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirim yapılmaması nedeni ile bu belgelerin hak düşürücü süreyi kesen belgelerden sayılıp sayılamayacağı ve buradan varılacak sonuca göre hak düşürücü sürenin geçip geçmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesince “davacının, davalı ... nezdinde köy korucusu olarak çalıştığına ilişkin hizmet tespiti istemine yönelik olarak açılan eldeki davada, davacı tarafça bildirilen tanıkların yeminli beyanları ve Mahkememizce re'sen yapılan tanık araştırması sonucu dinlenen tanıkların yeminli beyanları ile davacının davalı ... nezdinde köy korucusu olarak çalıştığı, gerek davacı tarafça sunulan belgeler ve celp edilen kayıt, belgeler ile, gerekse dinlenen tanık beyanlarıyla sabit olduğu, davacı ...'nun 27/03/1994 - 27/03/1995 tarihleri arasında davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği nezdinde hizmet akdine dayalı olarak sürekli ve kesintisiz bir biçimde köy korucusu olarak fiilen çalıştığı, davacının bu çalışmasının davalı işveren olan köy tüzel kişiliği tarafından feri müdahil kuruma bildirilmediği” gerekçesi ile davanın kabulüne dair kararın feri müdahil tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince “ davacının talep ettiği dönem ve Mahkemece tespit edilen hizmet süresinin 1993-1994 yıllarına ait olduğu, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 26.10.2021 tarihinde açıldığı” gerekçesi ile istinaf isteminin kabulüne ve davanın esastan reddine karar verilmiştir. 3. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine ise çoğunluk görüşü ile Bölge Adliye Mahkemesinin 01.04.1994 tarihinde kayda giren çalışmasının öncesinin hak düşürücü süreye girdiği ve Bölge Adliye Mahkemesinin hak düşürücü süre yönündeki kabulünün yerinde olduğu kabul edilmiştir. 4. İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun temel ilkelerinden birisi de, işçi-sigortalı lehine yorum ilkesidir. İş hukukunun temel prensipleri arasında yer alan işçinin korunması ilkesinin bir sonucu olan işçi lehine yorum ilkesi, sosyal güvenlik hukukunda kendini sigortalı lehine yorum şeklinde göstermektedir. Sosyal güvenlik hukukunda genel amaç, bu haktan olabildiğince fazla kesimin yararlanabilmesi yani kapsamının genişletilmesidir. Diğer bir ifadeyle bu hukukun uygulanmasında esas alınacak temel ilkelerden birisi de şartlar elverdiği ölçüde sigortalı lehine yorum yapılmasıdır. 5. Sosyal devlet; bireylere belirli bir sosyal güvenlik hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar eğitim olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla, hukuk kuralı uygulanırken anayasada güvence altına alınan en temel haklardan biri olan sosyal güvenliğin esas ilkelerinden (sosyal güvenliğinin kapsamının ve uygulama alanının kişiler ve riskler açısından genişletilmesi) hareket ederek sigortalı lehine yoruma başvurulması yanlış olmayacaktır. Bu kapsamda, yorum yöntemi seçilirken tek bir yorum yönteminden hareket etmek yerine; bu hukuk dalının genel niteliği ve amacı da göz önüne alınarak yoruma başvurmak daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Değişik tarihlerde verilen yargı kararlarına bakıldığında; sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulamaya geçirildiği görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1990 yılında verdiği bir kararda (Y.H.G.K 14.2.1990 E. 1989/10-391 K. 1990/83); "Kanunun çok açık olmasına karşın yine de kuşkulu bir durumun varlığı iddia edildiği taktirde şüphenin sigortalının lehine yorumlanacağı ise iş ve sosyal güvenlik hukukunun temel ilkelerindendir" diyerek bunu vurgulamıştır(Prof. Dr. ... ... Barın, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku’nda Sigortalı Lehine Yorum İlkesi. Internatıonal Conference On Eurasıan Economıes 2016 s: 236 vd). 6. Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79. maddesinin onuncu fıkrasında, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak (5) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmıştır. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. 7. Öncelikle temel ve vazgeçilmez hak olan sosyal güvenlik hakkı sınırlanırken, hak düşürücü sürenin kesilmesi yönünde, Anayasa’nın 13. maddesinin göz ardı edilmemesi gerekir. Anayasanın 13. maddesinde temel hakların özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sosyal güvenlik hakkının hak düşürücü süre açısından önem taşıyan belgelerin yönetmeliğe bırakılması ve yönetmelikte sınırlandırılması, Anayasa düzenlemesine uygun olmadığı gibi kurumun tespit ettiği çalışmaların da bu kapsamda değerlendirilmesi, takdir hakkının kötüye kullanılması açısından da doğru olmayacaktır. Kurumun kayıtlar var ise hiç tereddütsüz tüm sigortalılar için çalışmayı saptaması anayasal ve yasal görevidir. 8. Belirtmek gerekir ki kamu kurumu tarafından tutulan ve çalışma olgusunu kanıtlayan belgeler de, Kuruma intikal eden belgeler kadar nitelikli ve esas alınması gereken belgelerdendir. En azından madde de belirtildiği gibi kurumca bu belgeler esas alınarak çalıştığı rahatlıkla saptanabilir. Kurumun bu saptamayı yapmaması maddedeki takdir hakkını keyfi kullanması anlamına gelecektir. 9. Somut uyuşmazlığa gelince davacı murisi sigortalının davalıya köyde bekçi olarak çalıştığı kamu kurumu kayıtları ile sabittir. Davalı kamu kurumu olup, kamu kurumunca çalışma olgusu kayda alınmıştır. Feri müdahil kurumca çok rahatlıkla çalıştığı saptanabilecektir. Anılan belgelere göre hak düşürücü süreden söz edilemez. Sigortalı lehine yorum da bunu gerektirmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararı isabetlidir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılınmamıştır.