4. Hukuk Dairesi 2009/13134 E. , 2010/10193 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vdl vekili Avukat ... tarafından, davalı Maliye Hazinesi aleyhine 01/09/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili Avukat ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik haki…
**4. Hukuk Dairesi 2009/13134 E. , 2010/10193 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vdl vekili Avukat ... tarafından, davalı Maliye Hazinesi aleyhine 01/09/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili Avukat ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince kusursuz sorumlu olan Devletten alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davacılar, miras yolu ile kendilerine geçen taşınmazın bir bölümünün, kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı saptanarak tespit dışı bırakılmasına karar verildiğini belirterek, uğradıkları zararın ödetilmesini istemiştir. Davalı Hazine; kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup özel mülkiyet konusu olamayacağını; sahil şeridinden yararlanma önceliğinin kamuya ait olduğunu; tam değere göre karar verilmesi durumunda, iptal edilen bölümün herkesin kullanması gereken bir yer olması nedeniyle, davacılara hak etmedikleri bir bedelin ödenmesi sonucunu doğuracağını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece yapılan keşif üzerine taşınmaz bedelinin 19.200,00 TL, yapı bedelinin ise 4.907 TL olduğu belirlenmiş, belirlenen bedel üzerinden davacıların elinde kalan taşınmaz bölümünün yeri ve niteliği ile davacıların uzun yıllar taşınmazdan yararlanmış olmaları nedeniyle % 10 oranında indirim yapılarak istemin bir bölümü kabul edilmiştir. Açıklanan nedenler ve dosyadaki bilgi ve belgelerin tümü birlikte değerlendirildiğinde yerel mahkemece yapılan indirim azdır. Daha üst düzeyde indirim yapılmak üzere kararın bozulması gerekmiştir b)Dava dilekçesinde taşınmazın tapusu iptal edilen bölümünün değeri istenmiş, taşınmaz üzerindeki yapı bedeline yönelik bir istemde bulunulmamıştır. Yargılama aşamasında verilen 30.03.2009 günlü ıslah dilekçesi ile taşınmaz üzerindeki yapı bedelinin de ödetilmesi istenilmiş ise de, ıslah edilen tutarın harcı yatırılmamıştır. Davacıların ıslah dilekçesinde ileri sürdükleri istem yeni bir dava niteliğinde olup harcı yatırılmadığından yöntemine uygun yapılmış bir ıslahtan söz edilemez. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, ıslah edilen tutara ilişkin istemin tümden reddedilmemiş olması nedeniyle de kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a ve b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine 14/10/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.