(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/11377 E. , 2009/12940 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACILAR : ... VD. DAVALILAR : ... VD. Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.04.2007 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men'i ve alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 22.04.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesi…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/11377 E. , 2009/12940 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACILAR : ... VD. DAVALILAR : ... VD. Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.04.2007 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men'i ve alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 22.04.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, elatmanın önlenmesi ve hasılat kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, HUMK'nun 8/1-2 maddesi gereğince dava dilekçesinin reddine, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir. Hükmü davacılar ve davalılar temyiz etmişlerdir. Davada, iştirakli hasılat kirasının varlığı ileri sürülmüştür. Taraflar arasında bu konuda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Gerçekten, Borçlar Kanununda kira sözleşmelerinin yapılış biçimi bir şekle tabi tutulmamıştır. Kira sözleşmesi sözlü veya yazılı yapılabileceği gibi bu ilişki zımni olarak da kurulabilir. Öncelikle belirtelim ki, HUMK'nun 1711 sayılı kanunla değiştirilen 8/II-1 maddesi “kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davalarına, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davalarına ve bunlara karşılık olarak açılan davalara” bakmaya sulh mahkemelerini görevli kılarken, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun uygulama alanı içinde kalan kiralananları amaçlamaktadır. Gerçekten de anılan kanunun 1. maddesi ile bu kanunun uygulanması kiralanan yerin musakkaf (çatılı) bir taşınmaz olmasına hasredilmiştir. Öte yandan kiralanan ./.. 2009/11377 - 12940 - 2 - taşınmazın niteliğine bakılarak çizilecek hukuki çerçeve de bu kabulü zorunlu kılmaktadır. Kiraya verilen musakkaf yerlere ilişkin uyuşmazlıklara 6570 sayılı Kanun hükümleri uygulanır (m.1). Musakkaf olmayan taşınmaz mallar ise BOrçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Her iki yasanın ilgili maddelerinin hukuki sonuç ve hükümleri ile koruma amaçları tamamen birbirinden farklıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.1998 günlü ve 1998/3-361-373 sayılı kararı). Dava konusu taşınmazlar "tarla" ve "bahçe" vasfında olup 6570 sayılı Kanun hükümlerine değil, Borçlar Kanununun hasılat kirası hükümlerine tabi olduğundan mahkemece yanlar arasındaki çekişmenin esası incelenip hükme bağlanacak yerde, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır. Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıran taraflara iadesine, 16.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.