8. Hukuk Dairesi 2022/4287 E. , 2023/1176 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/960 E., 2022/1118 K. KARAR : İstinaf başvurusunun usulden reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/274 E., 2022/24 K. Taraflar arasındaki davalının mütevelli heyeti üyeliğinin iptali ile üyeliğin davacıya iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dava yönünden davalının vakıf müt…
**8. Hukuk Dairesi 2022/4287 E. , 2023/1176 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/960 E., 2022/1118 K. KARAR : İstinaf başvurusunun usulden reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/274 E., 2022/24 K. Taraflar arasındaki davalının mütevelli heyeti üyeliğinin iptali ile üyeliğin davacıya iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dava yönünden davalının vakıf mütevelli heyet üyeliğinin iptaline ilişkin talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, mütevelli heyet üyeliğinin davacıya iadesine karar verilmiştir. Kararın asıl dava dosyası davalısı Mehmet Mansur vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekilince duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin davanın niteliği yönü ile reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... vekili davalı ... aleyhine açtığı dava dilekçesinde; davacının Bizim Lösevili Çocuklar Vakfı'nın mütevelli heyeti üyesi olduğunu, davalı ...'un baskı, tehdit, şantaj ve zorlamaları sonucunda ... 25. Noterliğinin 17.04.2012 tarihli ve 12527 sayılı ihtarnamesi ile vakıf mütevelli heyeti üyeliğinden ayrıldığını, üyelik görevini davalıya bıraktığını, davalının o dönem "paralel yapı" olarak bilinen oluşuma yakın olduğunu söylerek müvekkilini tehdit ettiğini belirterek, davalının baskı, tehdit ve şantajları sonucu müvekkilinden elde ettiği vakfın mütevelli heyeti üyeliğinin iptalini, davalıya devredilen ... Mütevelli heyeti üyeliğinin iadesini talep etmiştir. 2. Asıl dava dosyasında davacının üyelikten ayrılmasının iptali ile üyeliğe iadesi talep edilen Vakıf aleyhine dava açılmak üzere süre verilmesi üzerine, davacı vekilince asıl dosyadaki ileri sürülen iddialar ve talep doğrultusunda Vakıf aleyhine dava açmıştır. 3. Yargılama sırasında aralarında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu gerekçesiyle davaların birleştirilmesine karar verilmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'un, davacı ...'ın ... 25. Noterliğinin 17.04.2012 tarihli ve 12527 sayılı senedi ile istifası sonrası vakıf mütevelli heyeti üyesi olduğunu, davacının 3 yıl geçtikten sonra davayı açmasının kötü niyetli olduğunun belirtisi olduğunu, davacının davasını hak düşürücü süre içinde açılmamış olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacının iddialarının Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından reddedildiğini, davacının yurt dışında yaşadığını, davacının yurt dışına çıkma sebebinin Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/117811 Soruşturma sayılı dosya olduğunu, müvekkilinin adının hiçbir zaman yer almadığı örgütün adı ile birlikte anılarak iftira atılmaya çalışıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Vakıf vekili Avukat ... beyan dilekçesinde; Vakfa kayyım atandığını, kayyım ...'ın daha önce Vakıf vekilliğini yapan Avukat ... Hazinedar'ı vekillikten azlettiğinden dosyaya sunulan vekaletnamenin geçerli olmadığını, Vakıf yetkilisi tarafından verilmeyen vekaletname ve azilnamenin geçerli olmadığını açıklamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 22.05.2018 tarihli ve 2015/13 Esas, 2018/262 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne ve davacının ... 25. Noterliğinin 17.04.2012 tarihli ve 12527 yevmiye numaralı evrakına konu edilen "Bizim Lösevili Çocuklar Vakfı Mütevelli Heyeti Üyeliğinden İstifa ve Bu Hakkını Davalıya Devir" işleminin iptaline karar verilmiştir. 2. Taraf vekillerinin yukarıda belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi (4.) Hukuk Dairesinin 12.11.2020 tarihli ve 2018/1878 Esas, 2020/1091 Karar sayılı ilamı ile; davacının isteminin, davalının üyeliğinin iptali ve kendi üyeliğinin tesisi hakkında karar verilmesi olduğu, Mahkemenin davacı talebi hakkında hüküm oluşturmamasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2' nci maddesine aykırı olup, Noter senedi iptali dava konusu olmamasına rağmen; noter evrakına konu bir kısım işlemin iptali yönünde hüküm kurulmasının da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesine aykırı olduğu gerekçeleri ile taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-a.4 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde verilen 13.01.2022 tarihli ve 2020/274 Esas, 2022/24 Karar sayılı kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı üzerine yeniden başlanılan yargılamada verilen süre üzerine vakfa karşı ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı ve birleştirme kararı verildiği, devamında asıl dosya davalısı Av. ... birleşen davalı Vakıf adına vekaletname sunduğu, ne var ki vekaletin eski temsilciler tarafından verilmiş olduğu, ... 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/267 Esas sayılı dosyasında Vakfa, ...'ın kayyım olarak atandığı ve Avukat ...'nu ... 17. Noterliğinin 20.01.2017 tarihli ve 01845 yevmiye numaralı belgesiyle azlettiği, bu haliyle birleşen dosya davalısı Vakıf'ın tek vekilinin kayyım tarafından vekil tayin edilen ve ismi karar başlığında yazan vekil olduğu, ... 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/13 Esas sayılı dosyası üzerinden, davacının eşi Zeynep Ayşe Gedikoğlu'nun açtığı benzer davanın reddedildiği, kararın henüz kesinleşmediği, o davaya konu devir senedinin eldeki davaya konu devir senedinden bir önceki yevmiyeye sahip olduğu, benzer nitelik taşısa da o davada verilen kararın eldeki dava yönünden bağlayıcı olmadığı, devir senedinin hükümsüzlüğüne dair ilk kararda yapılan izahat geçerliliğini koruduğundan Bölge Adliye Mahkemesi ilamında belirtildiği şekilde- davalının üyeliğinin iptaline ve davacının üyeliğinin iadesine karar verilmesi gerektiği fakat ... 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/308 Esasında asıl davalının üyeliğinin iptal edildiği ve kararın 27.11.2018 tarihinde kesinleştiği, bu haliyle ilk istemin konusuz kaldığı gerekçesi ile asıl davalının ... Mütevelli Heyeti Üyeliğinin İptaline ilişkin istemle ilgili esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ancak davanın açıldığı esnada davacının haklı olduğunun tespitine, davacıya ait olan ancak ... 25.Noterliğinin 17.04.2012 tarihli ve 12527 sayılı belgesi ile asıl davalıya devredilen ... Mütevelli Heyeti Üyeliğinin davacıya iadesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince tahkikatın tümü hakkında taraflara son sözlerini söyleme hakkı verilmeyerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 184 ve 186 ncı maddelerinin uygulanmadığını, hükmün bu nedenle kaldırılması gerektiğini, verilen kararın Vakıflar Kanunu, Vakıflar Yönetmeliği ve ... Resmi Senedine aykırı bulunduğunu, davacının, davalıyı mütevelli heyet üyesi olarak yerine halef bıraktığının noter yazısıyla açık olup, işlemin üzerinde 3 yıl geçtikten sonra dava ikame edilmesinin hakkın kötüye kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, noterdeki irade beyanlarının manevi cebir altında yapıldığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olup, davacının buradaki davayı babasının usulsüz işlemleri nedeniyle vakıf yönetim kurulu başkanlığı görevinden alınması nedeniyle açtığını, tanık Aslı Gedikoğlu Başar'ın beyanlarının gerçek olmadığını, Gündüz Gedikoğlu'nun vakıf yöneticiliği sıfatına ... 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/42 Esas sayılı dosyasıyla açılan davada son verildiğini ve müvekkili hakkında yapılan soruşturmada kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 23.06.2016 tarihinde açılan davalı Vakfın yöneticilerin görevden alınmaları ve kayyım atanması davasında; ... 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/267 Esas sayılı dosyası üzerinden 06.12.2016 tarihli karar ile "Davacı tarafın tedbir talebinin kabulü ile Vakıflar Kanunu'nun 10 uncu maddesi ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun (2547 sayılı Kanun) Ek 1l inci maddesi değişik 2 nci fıkrası uyarınca davalı Vakfa kayyım atanmasına ve kayyım olarak Avukat ...'ın seçilmesine karar verildiği, itiraz üzerine ise 17.03.2017 tarihli karar ile itirazın reddedildiği, kayyım atama kararına karşı istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 19.07.2017 tarihli ve 2017/793 Esas, 2017/987 Karar sayılı ilamı ile reddedildiği, kayyım atanan ...'ın vakıf adına vekil olarak hareket eden (vekalet verilen) Avukat ... Korkut Hazinedar, Avukat ..., Avukat Özge Özgen, Avukat Mahmut Toygar Çelik ve Avukat Bengisu İçten'e hitaben ... 17. Noterliğinin 20.01.2017 tarihli ve 1845 Yevmiye numaralı muhataplarına tebliğ edilen ihtar ve azilnamesi ile vakıf vekilliğinden azlettiğini, Vakıf yöneticilerinin dava sonuçlanıncaya kadar görevden alınmaları ve kayyım atanmasına dair 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 10 uncu madde kapsamında mahkemece verilen kararın kaldırıldığına dair herhangi bir kararın dosyaya da yansımadığı, görevine devam eden kayyım ... tarafından ise vekaletneme ile Avukat ...'ya vekalet verildiği anlaşılmakla, azledilen ve Vakfa kayyım atanması sebebi ile vakıf yöneticisi, dolayısı ile vakfı temsile yetkisi olmayan kişilerce verilen vekaletnamelerin geçerli olmadığı gerekçesi ile vakıf mütevelli heyeti üyesi sıfatı bulunmayan ...'nun ve kendisinin verdiği vekalete dayalı olarak vekilinin sunduğu istinaf dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 nci maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelere ilaveten davalı Vakıf adına istinaf başvurusu yapılmadığı, istinaf başvurusunun davalı ... adına yapıldığını beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen davadaki uyuşmazlık, Vakıf Mütevelli Heyeti Üyeliğinin devri işleminin iptali ve üyeliğin iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114, 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 101 inci maddesi, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 4 ve 5 inci maddeleri, 3. Değerlendirme Öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinde düzenlenen dava şartları üzerinde durulmalıdır. Açılan davada davaya devam edilebilmesi için öncelikle mahkemeye ilişkin dava şartları bulunmalıdır. Bunlar; yargı hakkı, yargı yolu, görev, kamu düzenine ilişkin yetki halleridir. Taraflara ilişkin dava şartları: Davada iki taraf bulunması, taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davaya vekalet ehliyeti ve geçerli vekaletname, davaya takip yetkisi olmalıdır. Dava konusuna ilişkin dava şartları: kesin hüküm bulunmaması, aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması (derdestlik) ve hukuki yarar (menfaat) bulunmasıdır. 6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinde yapılan düzenleme uyarınca; mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davayı usulden reddeder. 6011 sayılı Kanun'un 114/1 inci maddesinin "e" ve "f" bentlerinde dava takip yetkisine sahip olunması ve vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Dava şartları arasında sayılan; taraf ve dava ehliyeti, dava takip yetkisi, davada temsil kavramlarına da kısaca değinmek gerekirse: Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme ile ilgili olup, 6100 sayılık Kanun'un 50 nci maddesi gereği medeni haklardan istifade hakkı bulunan her gerçek ve tüzel kişi bir davada taraf olabilme ehliyetine de sahip olup gerçek kişi sağ doğmak şartı ile ana rahmine düştüğü andan başlayarak ölünceye kadar taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir vekil aracılığı ile bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme yetkisi olup, 6100 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereği dava ehliyeti medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenecektir. Buna göre medeni hakları kullanma (fiil, eylem) ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Davayı takip yetkisi, 6100 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi gereği, davayı yürütebilme ve talep sonucunda belirtilen hakkın ya da hukukî ilişkinin esası hakkında hüküm alabilme yetkisini ifade etmekte olup, kanunda belirtilen istisnaî durumlar dışında, maddî hukuktaki tasarruf yetkisine göre kişinin davayı takip yetkisi olup olmadığı belirlenecektir. Kişi kendi adına dava açtığında yani dava konusu hak ya da hukuki ilişkinin tarafı olduğunu iddia ettiği anda davayı takip yetkisine de sahip olacaktır. Ancak kendi adına değil de bir üçüncü kişi adına hak talep ettiğinde davayı takip yetkisi olmayacaktır. Dava takip yetkisi taraf sıfatından farklı olup sıfat, tarafın maddi hukukta düzenlenen alacaklı, mirasçı, malik olma niteliğine ilişkindir. Buna karşılık dava takip yetkisi yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun yanıtıdır. Bu bakımdan, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç dava takip yetkisini, bu sürecin sonucunda maddî hukuka yönelik sonuç sıfatı karşılar. Yani, dava takip yetkisi usûlî, sıfat ise maddî hukukla bağlantıyı ifade eder. (Pekcanıtez H., Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usûl Hukuku, ... 2011, s.211). Dava da temsil, 6100 sayılı Kanun'un 71 inci maddesi gereği dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir. Temsilci davanın tarafı olmayıp taraf adına hareket eden kişidir. 6100 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereği medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar (kısıtlılılar, küçükler vs.) davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilebilecek olup iradi temsil olarak adlandırılan vekil aracılığı ile temsilde ise davanın tarafı seçtiği bir vekil aracılığı ile dava açabilir ve davayı takip edebilir. Kendisine vekalet verilecek kişiler 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 35 inci maddesi gereği baroda kayıtlı avukatlardır. Vekil ile takip edilen davalarda geçerli bir vekâletname bulunması ve bu geçerli vekâletnamenin mahkemeye verilmesi de dava şartı olup, dava şartlarının bulunup bulunmadığı yargılamanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurma yetkisi, kanun yoluna hukuki yararı bulunmak kaydıyla davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir. Bu açıklamalardan sonra somut olay incelendiğinde; asıl davada, davacı vekili doğrudan davalı olarak ...'nu göstererek dava açmış ve dava da; davacı ...'ın, birleşen dosya davalısı Vakıf üyeliğinden istifa etmesinin asıl dosya davalısı Mehmet Mansur'un baskı, tehdit ve şantaj yolu ile iradesinin sakatlanması sonucu gerçekleştiğini ileri sürerek davacının elde ettiği vakıf mütevelli heyeti üyeliğinin iptali ile davalı ...'a devredilen ... Mütevelli heyeti üyeliğinin iadesini talep etmiştir. İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuran Avukat ...'e ... kendi adına Bodrum 2. Noterliği'nin 19.10.2020 tarihli ve 7243 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil tayin etmiştir. Birleşen dosya davalısı ise ... olup dosyada Vakfı, kayyım ... tarafından vekaletname verilen Avukat ... temsil etmiş, nitekim İlk Derece Mahkemesi kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Vakıf adına Avukat ...'ya tebliğ edilmiştir. Davalı ..., birleşen dosya davalısı Vakfın yönetim kurulu üyesi iken açılan görevden alma davasında geçici olarak görevden uzaklaştırılmış ve vakfa kayyım atanmış, daha sonra görevden alma kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğinden yöneticilik sıfatı kalmamış ve davalı Vakfın temsilcisi sıfatı bulunmamaktadır. Ancak davalı ... hali hazırda mütevelli heyet üyesi olup mütevelli heyet üyeliğinin iptali için açılan, İlk Derece Mahkemesi'nin kesinleştiğini belirttiği ... 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/308 Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne dair verilen kararı fer'i müdahil sıfatı ile istinaf eden ...'nun istinaf istemi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, fer'i müdahilin tek başına kararı istinaf edemeyeceği gerekçesi ile reddedilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2022/248 Esas, 2022/4661 Karar sayılı ilamı ile kendisi ile ilgili karar verilen fer'i müdahilin kanun yoluna müracaat edebileceği, istinaf isteminin incelenmesi gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş, bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesi istinaf istemini esastan inceleyerek bu defa esastan reddetmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine ise dosya 16.12.2022 tarihinde Yargıtay'a gelmiş ve Dairemizin 2022/8180 Esas sırasında duruşma için gün verme sırasında beklemektedir. Dolayısı ile İlk Derece Mahkemesinin kabulünün aksine davalı ...'nun mütevelli üyeliğine seçilmesine dair kararın iptaline dair hüküm henüz kesinleşmemiş olduğu yani davalı ...'un diğer davalı Vakfın mütevelli heyeti üyesi sıfatının devam ettiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararında doğrudan davacı ...'ın vakıf üyeliğinden istifası ile davalı ...'un davacı yerine vakıf üyesi olması işlemini üzerinden değerlendirme yaparak davalı ...'un vakıf üyeliğinin sona erdiği kabul edilerek bu konuda karar verilmesine yer olmadığına ve davacı ...'ın asıl dosya davalısı ...'a devredilen mütevelli heyeti üyeliğine iadesine karar verilmiş, mahkeme kararı davalı ... adına vekili Avukat ...'e; davalı Vakıf adına kayyım tarafından vekalet verilen Avukat ...'ya tebliğ edilmiş, istinaf kanun yoluna ise süresi içerisinde asıl dosya davalısı ... adına Avukat ... başvurmuştur. Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun doğrudan adı geçen davalı adına yapılmış olmasına rağmen, hatalı değerlendirme sonucu istinaf başvurusunun davalı Vakıf adına yapıldığı ve ...'un, Vakfı temsil yetkisi olmadığı ve verdiği vekaletnamenin geçerli olmadığı gerekçesi ile istinaf istemi esastan incelenmeksizin istinaf dilekçesinin usulden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş olup, davalı ... vekilinin istinaf başvurusu esastan değerlendirilerek bir karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.