1. Hukuk Dairesi 2011/2330 E. , 2011/3399 K. "" MAHKEMESİ : BALIKESİR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı,miras bırakan M.in mirasçılarından mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak dava konusu 1247 ada 180 parselde bulunan 13 nolu bağımsız bölümünü davalıya satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, murisin 3 çocuğuna da mal verdiğini, kendisinin muris…
**1. Hukuk Dairesi 2011/2330 E. , 2011/3399 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BALIKESİR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı,miras bırakan M.in mirasçılarından mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak dava konusu 1247 ada 180 parselde bulunan 13 nolu bağımsız bölümünü davalıya satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, murisin 3 çocuğuna da mal verdiğini, kendisinin murise baktığını, her türlü ihtiyacını karşıladığını muvazaanın bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, miras bırakan tarafından davalı oğluna yapılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davacının miras payı oranında tapunun iptal ve tesciline karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden toplanan delillerden, miras bırakan M.K.'ün 24.12.1998 tarihli akitle 1247 ada 180 parselde bulunan 13 nolu bağımsız bölümü davalı oğlu İ.H.ya, 14 nolu bağımsız bölümünü ise dava dışı kızı H.’ya satış suretiyle temlik ettiği görülmektedir. Davacı miras bırakan tarafından davalı oğlu İ. H.’ya yapılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise miras bırakanın tüm mirasçılarına yer verdiğini, mal kaçırma kastıyla hareket etmediğini savunmuştur. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706., Borçlar Kanunun 213. ve Tapu Kanunun 26.maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.