Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Başvurucuya ait 2017/8583 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2017/7289 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2017/7289 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası dışındaki diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilemez olduğuna, başvurunun tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası bakımından Bölüme gönderilmesine ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Başvurucu, en son Akseki Adliyesinde asliye hukuk hâkimi olarak görev yapmıştır. Başvurucu hakkında Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafından anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda başvurucu 16/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış, 20/7/2016 tarihinde de Savcılık tarafından başvurucunun ifadesi alınmıştır. Başvurucu, Savcılık tarafından anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve FETÖ/PDY'ye üye olma suçlarından tutuklanması istemiyle 20/7/2016 tarihinde Manavgat Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiş; Hâkimlik tarafından aynı tarihte başvurucunun sorgusu yapılmış, sorgu sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, Savcılık ifadesine benzer şekilde beyanlarda bulunmuştur. Hâkimlik, sorgu sonucunda başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Alanya Sulh Ceza Hâkimliği 27/7/2016 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir. Öte yandan başvurucu, soruşturmanın devamı sürecinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiştir. Devam eden soruşturma sürecinde başvurucunun tutma hâli ile ilgili olarak Manavgat Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/8/2016; Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/11/2016; Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/12/2016 tarihli kararları ile tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Başvurucu, başvuruya konu nihai karar olarak 10/11/2016 ve 8/12/2016 tarihli kararlar ile bu kararların tebliğine ilişkin belgeleri ibraz etmiştir. Dosya kapsamında yapılan incelemede ibraz edilen kararların itirazı kabil kararlar olduğu, buna mukabil başvurucu tarafından her iki karar yönünden de itiraz kanun yolunun işletildiğine dair bir bilgi verilmediği gibi UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde de anılan kararlara itiraz edildiğine dair bir bilgi ya da belgeye ulaşılamamıştır. Başvurucu 4/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuruya konu soruşturma dosyası 9/2/2017 tarihli yetkisizlik kararı ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş; anılan Başsavcılık tarafından 1/3/2017 tarihinde soruşturmanın geldiği aşama, mevcut delil durumu ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak başvurucunun tahliyesi talep edilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, İzmir Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/3/2017 tarihli kararıyla tahliye edilmiştir. Başvurucu hakkındaki soruşturma bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında devam etmektedir.