10. Hukuk Dairesi 2023/10086 E. , 2023/13294 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/545 E., 2023/333 K. HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar v…
**10. Hukuk Dairesi 2023/10086 E. , 2023/13294 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/545 E., 2023/333 K. HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının 01.07.2013 tarihinden işbu dava tarihine kadar davalılara ait ... Tekne Bakım ve Onarım isimli işletmede gece bekçisi olarak çalıştığının ve bu çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; davacının 10.08.2016 tarihi öncesinde müvekkiline ait işyerinde hiçbir çalışması olmadığını, davacının müvekkile ait işyerine yakın elektrik, su gibi altyapısı dahi bulunmayan camları kırık bir harabede son derece sağlıksız koşullarda yaşamını sürdürdüğünü, yıllardır da geçimini gerek müvekkiline ait işyerinin civarındaki tersanelerden çıkan hurdaları ve gerekse o civara geceleri araçla gelip bira içen şahısların attığı bira şişelerini toplayıp satarak sağladığını, zaman içinde davacının sağlık durumunun gitgide bozulmaya başlamış olması ve hatta kalp krizi geçirmesi sonucunda sağlık giderlerinin de karşılayamaması nedeni ile müvekkilinin aslında hiç ihtiyacı olmadığı halde 10.08.2016 tarihinde sigortasını başlatarak gece bekçisi olarak davacıyı istihdam ettiğini, müvekkilinin tüm bu iyiniyetli ve insani yaklaşımına rağmen aralarında asla bir iş akdi olmaksızın salt yardım amaçlı olarak tersanenin imkanlarını kişisel ihtiyaçları için kullanılmasına müsamaha gösterildiği tarihlerde işyerinde sigortasız çalıştırıldığından ve iş akdinin kurulduğu dönem sonrasında ücretinin bir kısmını muhtelif yerlere borçlarını ödemesi için avans olarak verilmiş olmasına rağmen ücretinin de eksik ödendiğinden bahisle tamamen kötü niyetli olarak dava açıldığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili; müvekkilinin anılı yerde hiçbir zaman bir işyeri bulunmadığını, işyerinin müvekkilinin kardeşi ...'ya ait bulunduğunu, bu nedenle müvekkili hakkında açılan davanın husumet eksikliğinden reddi gerektiğini, davacının 10.08.2016 tarihi öncesinde müvekkilinin kardeşine ait işyerinde hiçbir çalışması olmadığını, davacının müvekkilinin kardeşine ait işyerine yakın elektrik, su gibi altyapısı dahi bulunmayan camları kırık bir harabede son derece sağlıksız koşullarda yaşamını sürdürdüğünü, yıllardır da geçimini gerek müvekkiline ait işyerinin civarındaki tersanelerden çıkan hurdaları ve gerekse o civara geceleri araçla gelip bira içen şahısların attığı bira şişelerini toplayıp satarak sağladığını, zaman içinde davacının sağlık durumunun gitgide bozulmaya başlamış olması ve hatta kalp krizi geçirmesi sonucunda sağlık giderlerinin de karşılayamaması nedeni ile müvekkilinin ve işyeri sahibi kardeşinin aslında hiç ihtiyaçları olmadığı halde 10.08.2016 tarihinde sigortasını başlatarak gece bekçisi olarak davacıyı istihdam ettiğini, müvekkilinin ve kardeşinin tüm bu iyiniyetli ve insani yaklaşımına rağmen aralarında asla bir iş akdi olmaksızın salt yardım amaçlı olarak tersanenin imkanlarını kişisel ihtiyaçları için kullanılmasına müsamaha gösterildiği tarihlerde işyerinde sigortasız çalıştırıldığından ve iş akdinin kurulduğu dönem sonrasında ücretinin bir kısmını muhtelif yerlere borçlarını ödemesi için avans olarak verilmiş olmasına rağmen ücretinin de eksik ödendiğinden bahisle tamamen kötü niyetli olarak dava açıldığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili; Kurum kayıtlarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, sigortalı olmak için işe giriş bildirgesinin yeterli olmadığını fiili çalışmanın da gerekli olduğunu, davacının bu kadar yıl sigortasız çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2018 tarihli ve 2016/713 E., 2018/690 K. sayılı kararı ile "... resen bordro ve komşu iş yeri tanıkları dinlenmiş olup dosya kapsamına toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının 01.07.2013 tarihinde davalı iş yerinde çalışmaya başladığı ve dava tarihine kadar çalışmasını sürdürdüğünden bahisle eldeki davanın açıldığı, 10.08.2016 tarihinde davacının davalılardan ...'ya ait 1166400 sicil nolu iş yerinden tekne ve yat boyacısı olarak bildirimlerinin yapılmaya başlandığı, ancak söz konusu tarih öncesindeki dönem bakımından davacıya ait bir işe giriş bildirgesinin verilmediği, bir kısım davacı tanıkları davacının davalı iş yerinde gece bekçisi olarak çalıştıklarını beyan etmiş iseler de söz konusu tanıkların aynı iş yerinde çalışan bordro tanığı veya komşu iş yeri tanığı olmadıkları, bu tip hizmet tespitine ilişkin davalarda işveren yanında sigortalı çalışması bulunan ve bu çalışmaları Kuruma bildirilen bordro tanıklarının anlatımlarına itibar edilmesinin gerektiği, Mahkememizce resen dinlenen bordro tanıkları ve kolluk tarafından tespit edilen komşu iş yeri tanıklarının beyanlarından davacı ile davalılar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığı, davacının iş yeri çevresinde hurda toplayarak geçimini sağladığı, kalp krizi geçirmesi üzerine sağlık sigortasından yararlanması için davalılardan ... tarafından işe alınarak 10.08.2016 sigortasının yapıldığı, davacının kalp krizi geçirdiği tarih ve ... yanında sigortalı olarak işe başladığı tarihlerin de bu hususları doğruladığı, kolluk araştırması sonucu tutulan 05.09.2017 tarihli tutanak içeriğinin de bu yönde olduğu ve fiili çalışma olgusunun ispatlanamadığı" gerekçesiyle "Davanın reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, telefon görüşmelerinin talep edildiğini ancak bu kanıtlarının toplanmadığını, kamera kayıtlarının incelenmediğini, Dijitürk aboneliğinin araştırılmadığını, 112 kaydında gidilen adresin davalıların işyerinin karşısı olduğunu, kamu tanığı olarak dinlenen Ergün Yasa’nın davalıların işletmesinde çaycı olarak çalıştığını, diğer komşu işyeri tanığı Ece Saray ile davalılar arasında maddi menfaat bulunduğunu, bordro tanıklarının çalışmalarının yaz aylarında da devam ettiğini, tanıklıklarına itibar edilemeyeceğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2021 gün, 2019/502 E. - 2021/116 K. sayılı kararı ile "... özellikle, yargılama aşamasında beyanları alınan bordro tanıkları ... ve ... ile komşu işyeri tanıkları ...'ın beyanlarında davacının davalı işyerinde çalışmasına ilişkin tanıklıklarının bulunmaması, davacının hurdacılık yaptığına ilişkin ifadeleri dikkate alındığında, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 17.11.2021 gün, 2021/4203 E., 2021/14394 K. kararında; "... Somut olayda, hizmet tespiti davasının, işçilik alacakları davası ile birlikte görülmesi hatalı olmuştur. Mahkemenin bu maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davayı bir arada görmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş; her iki davanın tefrik edilerek sonuçlandırılmasından ibarettir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosya kapsamına toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının 01.07.2013 tarihinde davalı iş yerinde çalışmaya başladığı ve dava tarihine kadar çalışmasını sürdürdüğünden bahisle eldeki davanın açıldığı, 10.08.2016 tarihinde davacının davalılardan ...'ya ait 1166400 sicil nolu iş yerinden tekne ve yat boyacısı olarak bildirimlerinin yapılmaya başlandığı, ancak söz konusu tarih öncesindeki dönem bakımından davacıya ait bir işe giriş bildirgesinin verilmediği, bir kısım davacı tanıkları davacının davalı iş yerinde gece bekçisi olarak çalıştıklarını beyan etmiş iseler de söz konusu tanıkların aynı iş yerinde çalışan bordro tanığı veya komşu iş yeri tanığı olmadıkları, bu tip hizmet tespitine ilişkin davalarda işveren yanında sigortalı çalışması bulunan ve bu çalışmaları Kuruma bildirilen bordro tanıklarının anlatımlarına itibar edilmesinin gerektiği, Mahkememizce resen dinlenen bordro tanıkları ve kolluk tarafından tespit edilen komşu iş yeri tanıklarının beyanlarından davacı ile davalılar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığı, davacının iş yeri çevresinde hurda toplayarak geçimini sağladığı, kalp krizi geçirmesi üzerine sağlık sigortasından yararlanması için davalılardan ... tarafından işe alınarak 10.08.2016 sigortasının yapıldığı, davacının kalp krizi geçirdiği tarih ve ... yanında sigortalı olarak işe başladığı tarihlerin de bu hususları doğruladığı, kolluk araştırması sonucu tutulan 05.09.2017 tarihli tutanak içeriğinin de bu yönde olduğu ve fiili çalışma olgusunun ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. Diğer taraftan, davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. 2. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 3. Diğer taraftan, 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Taraf ehliyeti” başlığını taşıyan 50 inci maddesinde, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu belirtilmiştir. Buna göre taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneği olup, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Medeni hukuktaki haklara ve borçlara sahip olma ehliyeti hak ehliyetini oluşturmakta, gerçek ve tüzel kişiler bakımından geçerli olmaktadır. Hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28 inci maddesinde ise, kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayıp ölümle sona erdiği ve çocuğun hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde ettiği hüküm altına alınmış olup, gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti ölümle sona erdiğinden, ölmüş kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinde, taraf ve dava ehliyetine sahip olunması, dava şartı olarak düzenlenmiş ise de; anılan Yasanın tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124/3 üncü maddesinde, maddi bir hatadan kaynaklanan ve ya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği belirtilmiştir. 3. Değerlendirme Eldeki davada verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davayı somutlaştırma yükümlülüğü çerçevesinde davacıya hangi tarihte, kime ait işyerinde, hangi adreste çalıştığı, ne iş yaptığı, kimlerle çalıştığı, işe girmesine kimin aracılık ettiği hususu açıklattırılıp tespit edilen kişiler tanık olarak dinlenilmeli, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinin davalı ... adına tescilli olduğu anlaşılmakla davalı ...'nın ne şekilde işveren olduğu hususu üzerinde durulmalı, tanık ...'ün beyanlarında ... Yatçılık Ltd. Şti'den bahsetmesi karşısında davacı ve davalılarla ilişkisi araştırılarak gerçek işveren belirlenmeli, davalılardan başka bir işyeri varsa davaya dahil edilmeli, davacıdan önce bekçilik yaptığını iddia eden ...'nün sigorta sicil dosyası celbedilmeli, beyanlarını teyit edip etmediği araştırılmalı, hurda toplamasının gece bekçiliği yapmasına engel olup olmadığı değerlendirilerek davacının çalışmaları hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulup deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.