Başvuru, askerlik görevi sırasında askerliğe elverişsiz raporu verilerek terhis edilme ile sonuçlanan olaylardan dolayı açılan davalarda mahkemelerce hatalı değerlendirme yapılması, gerekçesiz karar verilmesi, aleyhe yüksek vekâlet ücretine ve diğer yargılama giderlerine hükmedilmesi, olaylara ilişkin etkin ve yeterli soruşturma yapılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; askerlik görevi sırasında askerliğe elverişsiz raporu verilerek terhis edilme ile sonuçlanan olaylardan dolayı açılan davalarda mahkemelerce hatalı değerlendirme yapılması, gerekçesiz karar verilmesi, aleyhe yüksek vekâlet ücretine ve diğer yargılama giderlerine hükmedilmesi, olaylara ilişkin etkin ve yeterli soruşturma yapılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/11/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir. Bakanlık görüşü başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, topçu er olarak Ağrı Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Topçu Tabur Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa etmekte iken ayaklarında oluşan rahatsızlık nedeniyle 3/5/2011 tarihinde Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesine sevk edilmiş; burada başlayan tedavi sürecinin sonunda Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesinin 26/8/2011 tarihli raporu ile hakkında askerliğe elverişsiz olduğuna karar verilmesi üzerine terhis edilmiştir. Başvurucu terhis edilmesinin ardından 15/11/2012 tarihli dilekçesi ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) askerliğe elverişsiz hâle gelmesinde idarenin sorumluluğunun bulunduğu iddiasıyla tazminat davası açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde topçu er olarak Ağrı Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Topçu Tabur Komutanlığında askerlik görevini ifa ederken ayaklarındaki rahatsızlık nedeniyle sevk edildiği Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesinde ilaç ve lazer tedavileri uygulanması yerine 4/5/2011 tarihinde doğrudan ameliyata alındığını; hatalı ameliyat sonrası 6/5/2011 tarihinde yaraları tam iyileşmeden bir ay hava değişimi izniyle taburcu edilip Erzurum Asker Kabul ve Toplama Merkezinde olumsuz koşullarda tutularak memleketi Gaziantep'e gönderildiğini belirtmiştir. Başvurucu; burada yumuşak doku ve buna bağlı oluşan akciğer enfeksiyonları nedeniyle hayati tehlike arz edecek durumda 12/5/2011 tarihinde Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesinde yoğun bakıma kaldırıldığını, ardından Gaziantep Üniversitesi Hastanesine sevk edildiğini ifade etmiştir. Başvurucu; Üniversite Hastanesinin 6/6/2011 tarihli raporu ile bir ay istirahat aldığını, raporun İskenderun Askeri Hastanesince onaylandığını, bir aylık istirahatin ardından sevk edildiği Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesinin 13/7/2011 tarihli raporu ile bir ay hava değişimi izni aldıktan sonra nihayetinde GATA Hastanesinde tedavi görerek bu Hastanenin 26/8/2011 tarihli raporu ile askerliğe elverişsiz olduğuna karar verilmesi üzerine terhis edildiğini ifade etmiştir. Başvurucu bu bağlamda askerliğe elverişsiz hâle gelmesi ile neticelenen olaylarda hatalı tedavi ve ameliyat ile erken taburcu edilmesinden ve bu hâliyle Asker Toplama Merkezinde tutulması sonucu sakatlığa maruz kalmasından davalı Millî Savunma Bakanlığının sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucuya göre askerî hastanelerde tedaviler çok uzun sürmüştür. Ayrıca yaşanan olaylar ile ilgili adli soruşturma da devam etmektedir. Başvurucu bu çerçevede 000 TL maddi ve 000 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiş ve yeterli ödeme gücünden yoksun olduğu için adli yardım talebinde bulunmuştur. Açılan dava AYİM İkinci Dairesinde görülmeye başlanmış, başvurucunun sunduğu ekonomik durumuna ilişkin belgelerin değerlendirilmesi sonucu 19/12/2012 tarihli ara karar ile adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Yargılama sürecinde başvurucunun terhis edilmesine sebep gösterilen hastalığı ile ilgili ayrıntılı bilirkişi raporu düzenlenmesi istenmiştir. Mahkeme; hazırlanacak bilirkişi raporunda söz konusu hastalığın askerlik öncesinde yapılan muayenelerde tespit edilip edilemeyeceğinin, ortaya çıkış sebeplerinin, bu sebeplerde askerlik hizmetinin etkisinin olup olamayacağının ve tedavi sürecinde herhangi bir ihmal veya hata yapılıp yapılmadığının tespit edilmesini istemiştir. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalında görevli öğretim üyelerince düzenlenen rapor Mahkemeye sunulmuş, tarafların rapora karşı itiraz ve beyanları alınmıştır. Mahkeme; tarafların beyanlarını alarak yaptığı değerlendirme sonucunda söz konusu bilirkişi raporunun yeterince açık ve net olduğunu, ilmî veriler ile yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğunu belirtmiş ve bu beyanlara itibar etmeyeceğini açıklamıştır. Bu kapsamda AYİM İkinci Dairesi 19/2/2014 tarihli kararı ile davanın reddine, daha önce kabul edilen adli yardım kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararında öncelikle dava konusu süreci özetlemiş; devamında bilirkişi raporuna göre idari mercilerin ve sağlık hizmeti veren birimlerin teşhis, uygulanan cerrahi ve tıbbi tedavi ve bakım hizmetlerinde herhangi bir yanlışlık, gecikme veya eksiklik tespit edilmediğini vurgulamıştır. Ayrıca Mahkeme, davanın reddi gerekçesinde başvurucu tarafından dava dosyasına sunulan epikriz raporuna da dayanmıştır. Bu raporda başvurucunun askerlik hizmetine başlamadan önce söz konusu hastalığı ile ilgili şikâyetinin olduğunun kayıt altına alındığı görülmektedir. AYİM İkinci Dairesi davanın reddi kararında ayrıca yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına hükmetmiştir. Buna göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ve maddeleri uyarınca hesaplanan maddi tazminat yönünden 450 TL, manevi tazminat yönünden maktu 500 TL olmak üzere toplam 950 TL avukatlık ücretinin başvurucudan tahsiline karar verilmiştir. Başvurucu; davanın reddi üzerine aynı Daireden karar düzeltme talebinde bulunarak esasa ilişkin itirazlarını ortaya koymakla birlikte sunduğu ek dilekçe ile yeterli ödeme gücü olmadığını ve bu kapsamda yargılama giderlerinden 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca muaf tutulmasını talep etmiştir. AYİM İkinci Dairesi 24/9/2014 tarihli kararı ile karar düzeltme istemini reddetmiş ve 226 TL para cezasının başvurucudan tahsiline karar vermiştir. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam başvurucuya 27/10/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 4/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa'nın maddesinin son fıkrası şöyledir:''İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.'' 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.'' 1602 sayılı mülga Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde; İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ...bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım ... ilişkin hükümleri uygulanır.'' 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir.'' 2577 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: " Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. " 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardım talebinin kaldırılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır." 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardımla ertelenen yargılama giderlerinin tahsili" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir. (2) Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir." 25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesi şöyledir: "Askerî savcı tarafından verilip süresi içinde itiraz edilmeyen veya itiraz edilip de süresi içinde itiraz edilmediğinden veya sebep gösterilmediğinden hakkındaki itiraz reddolunmuş bulunan kovuşturmaya yer olmadığı kararı üzerine, Millî Savunma Bakanı soruşturmaya devam edilmesi veya kamu davası açılması hususlarında askerî savcıya emir verebilir. Kamu davasının açılması hususunda verilecek emir üzerine askeri savcı, soruşturma yapmaksızın iddianame ile kamu davasını açar." 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 'nin maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir."