:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin poliüretan ve metal tozları alanında faaliyet gösteren ve sektörde uzun zamandır faaliyet gösteren bir firma olduğunu, bu zamana kadar herhangi bir borç ödeme acziyeti göstermediğini, senet , çek veay açık hesap bütün borçlarını düzenli ve vadesinde ödeyen dürüst bir esnaf olduğunu, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün 2016/7976 esas sayılı dosyasında takibe konu ........... Şubesinden 15/06/2015 tarihinde keşide edilen 90.000,00 T
davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ...'den ... plaka sayılı aracı 10/04/2013 tarihinde satın aldığını, aracın seyir esnasında hem direksiyon kısmından hem de motor kısmından titreme yaptığını ve sürücüde korku ve paniğe sebep olduğunu, bu nedenle araçtan beklenen faydanın sağlanamadığını, müvekkilinin aracı yetkili servise götürerek araca ilişkin şikayetlerini belirttiğini ve 09/09/2014 ve 27/10/2014 tarihlerinde İzmit ...'da aracın titremeden dolayı rot balans kontrollerini yaptırdığını, iki kez aracın rotlarını değiştirdiğini, bir yıllık bir aracın rot balansının değiştirilmesinin dahi aracın kusurlu olduğuna delalet ettiğini, buna rağmen araçtaki titremenin giderilemediğini ve araçta gizli ayıp olduğunun anlaşıldığını, davalı şirkete ve yetkili servise başvurulmasına rağmen bir sonuç alınamadığını, müvekkili tarafından Körfez 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/64 D. İş sayılı dosyasında tespit yaptırıldığını, bilirkişi raporunun değerlendirme bölümünde, üretimden kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğunun ve sürücüden kaynaklı olmadığının tespit edildiğinin belirtildiğini beyanla, aracın ayıpsız bir yenisiyle değiştirilmesine, bu talep kabul edilmediği takdirde ayıplı malın satış bedeli olan 205.346,96 TL'nin, satış tarihi olan 10/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek TCMB TL cinsinden ticari işlerde uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın, yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne aykırı davrandığını, seçimlik haklara başvuru hakkını kaybettiğini, derdest davanın 10/04/2013 tarihli satın alma işleminden yaklaşık iki yıl sonra açıldığını ve bu süre içinde malın gözden geçirildiğine ve herhangi bir ayıp saptandığına dair TTK.m.18/3 hükmüne uygun bir bildirimde bulunulmadığını, bu bağlamda davacı şirketin yasada öngörülmüş 2 ve 8 günlük gözden geçirme ve ayıp bildirimi yükümlülüklerine uymadığını, dava konusu ihtilafın ticari satım ilişkisinden kaynaklığından 6502 sayılı TKHK uygulama alanının olmadığını, ihtilafın TTK ve TBK'nın ilgili hükümlerine göre çözümlendiğini, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, ayıp iddialarının davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu aracın garanti kapsamında ücretsiz onarıldığını, seçimlik hakkını bu yönde kullanan davacı tarafın diğer seçimlik haklara başvuru hakkını kaybettiğini, ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, her ne kadar davanın reddine karar verilmesi gerekirse de mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, hakkaniyet ilkeleri gereği bedel indirimine karar verilmesi gerektiğini, davacının araç kullanımından elde ettiği faydaları ve hasarlar nedeniyle meydana gelen değer kaybını iade etmesi gerektiğini, bir an için aksi kabul edilecek olsa dahi saptanan hususların araç kullanımını veya güvenliğini olumsuz etkilememesi karşısında hakkaniyet gereği bedel indirimini talep ettiklerini belirterek, davanın reddine ve savunmaları doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.