T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2022/2141 KARAR NO : 2025/1532 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 19/04/2022 NUMARASI : 2021/509 Esas - 2022/276 Karar DAVA : (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)|İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 02/10/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzak…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2022/2141 KARAR NO : 2025/1532 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 19/04/2022 NUMARASI : 2021/509 Esas - 2022/276 Karar DAVA : (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)|İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 02/10/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket tarafından sigortalısı ... olan ... plakalı araca ilişkin 25.10.2017-25.10.2018 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde sigortalı olduğunu, 19.06.2018 tarihinde müvekkil şirket sigortalısı olan davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracıyla transit yoldan Çağlayan ayrımına girmek isterken aracının sol ön kısımlarını ... plakalı aracın arka kısımlarına çarpması ile meydana gelen trafik kazasında ... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunan ...'in vefat ettiğini, müvekkili şirket tarafından açılan dava sonucu verilen ilam gereğince 236.328,00 TL ve 37.219,49 TL tutarında tazminatın müteveffanın mirasçılarına ödendiğini, müvekkili şirket sigortalısı olan davalının 0.63 promil oranında alkollü olması nedeniyle güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğini ve işbu kazanın oluşmasına sebebiyet verdiğini, gerek Karayolları Trafik Kanunu gerekse ZMSS Genel Şartları uyarınca müvekkili şirketin sigortalıya rücu hakkı doğduğunu, İstanbul 28. İcra... E. dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı borçlunun itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, borçlunun alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket tarafından sigortalısı ... olan ... plakalı araca ilişkin 25.10.2017-25.10.2018 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde kasko poliçesi tanzim edildiğini, 19.06.2018 tarihinde meydana gelen aynı trafik kazası nedeniyle müteveffa ... mirasçılarına 236.328,00 TL ve 37.219,49 TL ödeme yapıldığını, toplam 273.547,49 TL tutarında yapılan ödeme için İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nde... E. takip başlatılmış itiraz üzerine İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/509 E. ile itirazın iptali davası açıldığını, müteveffa mirasçılarına yapılan 273.547,49 TL ödeme yapılmasının akabinde şirket tarafından eksik ödeme yapıldığının fark edildiğini ve yine müteveffa mirasçılarına 2.076,27 TL ek ödeme yapıldığını ve yapılan ek ödemeye istinaden davalı sigortalının kaza anında alkollü olması nedeniyle rücu hakkı doğduğunu, davalı hakkında İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... nolu dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve borçlunun alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... 18.06.2018 tarihinde Beşiktaş'ta arkadaşlarıyla buluştuktan sonra olay sırasında yanında olan ... ile birlikte müvekkilinin kullandığı araçla hareket ettiğini, gece 00:00'a doğru müvekkili araçla Çağlayan kavşağına girdiği sırada yağmurun şiddetini arttırdığını, kazadan 10 saniye kadar önce müvekkilinin bulunduğu araçtan yağan aşırı yağmurun görüntüleri çekildiğini, Çağlayan kavşağına dönmek için müvekkili trafik kurallarına uygun bir şekilde sinyalini verdiğini, dikkatli ve yavaş bir şekilde yol ayrımına doğru yöneldiğini, bu esnada müvekkili son anda yerde farları yanmayan lastikleri kendisine dönük bir şekilde yerde duran motoru fark ettiğini, müvekkili kazayı engellemek için bir sürücünün yapması gereken her şeyi yaptığını fakat hava şartlarının olumsuz olması dolayısıyla aracını durduramadığını ve kullandığı aracın sol tarafıyla yerde duran motosiklete çarptığını, kazanın nedeninin müvekkilinin alkollü araç kullanması olmadığını, müvekkilinin alkollü olarak araç kullanmasının doğrudan kazaya bir etkisi olmadığını, İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/569 Esas sayılı dosyasında ATK'dan 2 farklı rapor aldırıldığını, bu iki raporda da müvekkilinin kusursuz olduğu belirtildiğini, müvekkilinin üzerine atılı suçlardan beraatine karar verildiğini belirterek davanın reddine, davacının icra takibine konu meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafça davalı aleyhine açılan asıl ve birleşen davanın reddine ve şartları oluşmadığından davalının asıl dava ve birleşen dava yönünden kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hukuk hakiminin ceza mahkemesinin kararları ile bağlı olmayacağını, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesi 2018/569 E. Sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporlarında kusura ilişkin açık ve net bir tespit yapılmadığını, tanzim edilen raporların ilkinde her iki tarafa da eşit kusur atfedildiğini, sonraki raporda ...'a %20 kusur atfedildiğini ve ATK raporunda ise ...'a kusur atfedilmediğini, raporlar arasında çelişkilerin mevcut olduğunu, bu haliyle ilk derece mahkemesince kusur değerlendirmesi yapılmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdi gerekirken ceza mahkemesi nezdinde ikame edilen çelişkili raporların hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, mahkemenin kaza sırasında davalının alkollü oluşuna dair de herhangi bir değerlendirme yapmadığını, ayrıca hükümde davacı aleyhine nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, AAÜT 13/4. maddesi uyarınca maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Tarifenin 2. kısım 2. bölümünde asliye mahkemelerinde açılan davaların reddedilmesi halinde maktu vekalet ücretinin 5.100 TL olduğunun düzenlendiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması amacıyla istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen tazminatın sigortalısına rücu davasına ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından davacı şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı davalı ...'ın sigortalı olduğu ... plakalı aracın 19.06.2018 tarihinde ... plakalı İbrahim Ulusoy'un sevk ve idaresinde bulunan motosiklet ile çarpışması ile meydana gelen trafik kazası sonucu davacı sigorta şirketi poliçe kapsamında müteveffa ... mirasçılarına tazminat ödemesi yaptığı, davacı sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücüsünün yasal sınırın üzerinde alkollü olduğu iddiasıyla, yapılan ödemenin rücuen tahsili talebiyle iki ayrı icra takibini başlattığı, davalı sigortalının takibe yaptığı itiraz nedeniyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.ZMMS'de sigortacının rücu hakkı, TTK’nın 1301/2. maddesi, 2918 sayılı KTK'nın 95/2. maddesi ile ZMSS poliçesi genel şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. ZMSS Poliçe Genel Şartlarının 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işletenin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir. Yine davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay HGK'nun 11.05.2011 tarih, 2011/17-182 Esas ve 2011/294 Karar sayılı kararında"... taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez. Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. 6098 sayılı TBK’nun 74. maddesine (818 Sayılı BK’nun 53. maddesi) göre hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hakimi kural olarak ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile bağlı değil ise de kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır (H.G.K. 06.02.2002 gün 2002/19-16, 2002/47 sayılı kararı). Somut olayda İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince 2018/1103 Esas sayılı dosyasında alınan kusur raporuna göre davalı İbrahim'in %20 kusurlu, İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesince 2018/569 E. sayılı dosyada alınan kusur raporuna göre davalının kusursuz olduğu, çelişki nedeniyle Genişletilmiş ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 23/11/2020 tarihli rapora göre sürücü İbrahim'e kusursuz olduğu tespit edilerek bildirilmiş ve sürücü ...'ın beraatine karar verilmiştir. Bu durumda sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması nedeniyle trafik kazasının oluşumuna başka sebeplerin etken olduğu, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki İlk Derece Mahkemesince davanın tamamının reddine karar verildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2022 yılı AAÜT'nin 13/4. maddesi gereğince Tarifenin 2. kısmının 2. bölümüne göre maktu vekalet ücreti belirlenmesi doğru olmadığından istinaf talebi yerinde görülerek hüküm düzeltilmiştir. Bu nedenle; davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Davacı tarafça davalı aleyhine açılan asıl ve birleşen davanın REDDİNE,2- Şartları oluşmadığından davalının asıl dava ve birleşen dava yönünden kötüniyet tazminatı talebinin reddine,3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 80,70-TL harcın peşin alınan 3.246,96-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 3.166,26-TL'nin davacıya iadesine, 4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 maddesi gereğince hesap olunan 5.100,00 Tl maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,6- Taraflarca yatırılan artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa re'sen iadesine, 7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca hesaplanan 80,70 TL harcın, peşin alınan 59,30 TL'den mahsubu ile eksik 21,40-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 9-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap olunan 2.076,27- TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 11- Taraflarca yatırılan artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa re'sen iadesine, 12-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 101,50 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/10/2025