13. Hukuk Dairesi 2015/28412 E. , 2016/19674 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat...ile davacı ... Nöroloji Vakfı vekili avukat ... gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü aç
**13. Hukuk Dairesi 2015/28412 E. , 2016/19674 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat...ile davacı ... Nöroloji Vakfı vekili avukat ... gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 08.02.2013 tarihinde davalıdan mobilya Satın aldığını, henüz 6 ay bile dolmadan atıl hale geldiğini, yapılan şifai görüşme ile değişimi vaad etmelerine rağmen bu taahütlerini yerine getirmediklerini, aynı amaçla 18.07.2013 tarihinde ihtarname çektiğini ancak yanıt alamadığını ileri sürererek ayıplı malın iadesi ile ödediği bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine, ayıplı ürünlerin davalı yana, ürünler için ödenen 24.600,00 TL'nin ise dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı malın iadesi ile bedelin faizi ile tahsiline ilişkindir. Davacı taraf, davalıdan aldığı mobilyaların ayıplı çıktığını iddia ederek eldeki davayı açmış, davalı taraf ise ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, mobilyaların kullanıma bağlı zarar gördüğünü,kaldı ki ayıplı olduğu iddia edilen malların 2 parça ürünü kapsadığı,bu mallar dışında satılan diğer ürünlerde herhangi bir ayıbın olmadığını savunmuştur. Mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınarak mobilyalarda üretimden kaynaklanan ayıp olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’un 4. maddesinde maddenin birinci fıkrasında; “Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan veya satıcı tarafından vaat edilen veya standardında tespit edilen nitelik ve/veya niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mal veya hizmetler, ayıplı mal veya ayıplı hizmet olarak kabul edilir.” denilmektetir. Ayıp; yasa yada sözleşmede öngörülen unsurlardan birinin veya birkaçının eksikliği yada olmaması gereken vasıfların olmasıdır. Malın ayıplı olması halinde taraflara ait hak ve yükümlülüklerin nelerden ibaret olduğu, 4822 sayılı Kanun’la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinde düzenlenmiş; ayıbın gizli ya da açık olması halleri için ayrı ihbar süreleri getirilmiş; hatta ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmesi halinde zamanaşımı süresinden yararlanılamayacağı, açıkça ifade edilmiştir. Buna göre; satılan maldaki ayıp açık ayıp niteliğinde ise, 4077 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde; gizli ayıp niteliğinde ise, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması, gerekmektedir. Her ne kadarmahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiş ise de; az yukarda açıklandığı şekilde bilirkişi raporunda ayıplı olan malların hangi mallar olduğu, bu mallarda ne gibi bir ayıbın oluştuğu, ayıbın açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı olduğu,eğer gizli ayıp ise ayıbın hangi tarihte oluştuğu hususları üzerinde durulmamıştır. Bu hali ile bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek nitelikte değildir. Hal böyle olunca, mahkemece davalının itirazlarını karşılar şekilde, üçlü bilirkişi heyetinden taraf ve yargı denetimine açık rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 421,00 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.