Başvuru tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa itiraz incelemelerinde alınan savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa itiraz incelemelerinde alınan savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/2/2014 tarihinde Antalya Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 4/4/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık herhangi bir görüş beyan etmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; hakkında yürütülen soruşturma kapsamında çıkar amaçlı suç örgütüne yöneticilik yapmak, nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından 14/10/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve 18/10/2011 tarihinde tutuklanmıştır. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianameyle başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında örgütlü bir şekilde çok sayıda aracı sahte belgelerle kiralayıpbu araçları değişik il ve ilçelerde müştekilere sattıkları iddiasıyla suç işlemek amacıyla örgüt kurma, bu örgüte üye olma, resmî belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. İddianamede 135 müşteki, 59 suç ve 24 sanık bulunmaktadır. Haklarında dava açılan sanıklardan başvurucu ile birlikte 14 sanık ise tutukludur. Söz konusu dava, Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin E. 2012/408 sayılı sırasına kaydı yapılmış; 3/9/2012 tarihinde tensip incelemesi yapılmış ve yapılan inceleme sonucunda Mahkemece başvurucunun "...isnat edilen suçların niteliği ve delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması sebebiyle sanıkların delilleri karartma ve kaçma şüphesinin bulunduğu kanaatine varıldığından" tutukluluk hâlinin devamına, tutukluluk durumlarının incelemesinin 2/10/2012 ve 31/10/2012 tarihlerinde yapılmasına, duruşmanın 21/11/2012 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir. Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin 19/12/2012 tarihli celsesinde başvurucunun tahliye talebi "atılı suçların niteliği ve delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması karşısında sanıkların delilleri karartma ve kaçma şüphesinin bulunduğu adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yeterli olmayacağı" gerekçesiyle reddedilmiş ve tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Mahkemenin 19/9/2013 tarihinde yapılan duruşmasında başvurucunun tahliye talebi "atılı suçların niteliği ve delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması karşısında sanıkların delilleri karartma ve kaçma şüphelerinin bulunduğu, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yeterli olmayacağı" gerekçesiyle reddedilmiştir. Mahkemenin 3/1/2014 tarihinde yapılan duruşmasında başvurucu tahliye talebinde bulunmuş, Mahkemece başvurucunun talebi "atılı suçların niteliği ve delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması karşısında sanıkların delilleri karartma ve kaçma şüphelerinin bulunduğu, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yeterli olmayacağı" gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu, tutukluluğa itiraz incelemesinde alınan Savcılık mütalaasının kendisine tebliğ edilmediğine ilişkin olarak başvuru dilekçesinin ekinde Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin 8/10/2013 tarihli ve 2013/787 Değişik İş sayılı itiraz incelemesi kararını sunmuştur. Kararın incelenmesi neticesinde başvurucunun 19/9/2013 tarihli duruşmada tutukluluğun devamına ilişkin verilen karara itiraz ettiği, itirazı inceleyen Antalya Ağır Ceza Mahkemesince Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra 8/10/2013 tarihinde itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Başvurucu bu karar üzerine 17/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Antalya Ağır Ceza Mahkemesince 19/2/2014 tarihinde yapılan duruşmada başvurucununkurulan örgüte üye olmak suçundan 1 yıl 8 ay hapis, özel belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı 16 kez 1 yıl 3 ay hapis, güveni kötüye kullanma suçundan ayrı ayrı on beş kez 10 ay hapis ve 000 TL adli para cezası, kamu kurum ve kuruluşlarını aracı olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı 11 kez 2 yıl 6 ay hapis ve 000 TL adli para cezası, resmî belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı 7 kez2 yıl 6 ay hapis, resmî belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı iki kez 3 yıl 4 ay hapis, mala zarar verme suçundan 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Başvurucunun, tutukluluğun devamı kararına itirazı üzerine Antalya Ağır Ceza Mahkemesi 10/3/2014 tarihli ve 2014/197 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun itirazını reddetmiştir. Antalya Ağır Ceza Mahkemesinde hüküm tarihine kadar on altı kez duruşma yapılmıştır. Başvurucunun temyizi üzerine İlk Derece Mahkemesinin kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 5/4/2016 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma sonrası davanın Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/109 sayılı sırasına kaydı yapılmış, 6/5/2016 tarihinde yapılan tensip incelemesinde başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.Dava İlk Derece Mahkemesi önünde derdesttir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir." 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (d) bendi şöyledir:"(1) Dolandırıcılık suçunun;...d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,...İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." 5237 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"(1) Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır." 5237 sayılı Kanun'un maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. (2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa....(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir."