(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12473 E. , 2010/13448 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.01.2010 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.08.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12473 E. , 2010/13448 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.01.2010 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.08.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davalı, taşınmazı satın aldığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi, 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Somut olaya gelince; davada, 30.12.1997 tarihli yazılı delile dayanılmıştır. Bu yazılı belgede tarafların imzaları bulunduğu gibi, belgenin içeriği de taraflarca tartışma konusu yapılmamıştır. Davalı, inanç ilişkisini doğrulamış, ancak inançlı işlemden sonra taşınmazdaki davacı payını haricen satın aldığını savunmuştur. Bu savunmanın ispatı kuşkusuz davalıya düşer. Davalı her ne kadar 2.250,00 TL bedelli banka dekontunu satın almanın kanıtı olarak dosyaya sunmuşsa da, burada ödemenin 480 sayılı parseldeki davalı payına ilişkin olarak yapıldığı belirtilmediğinden, savunma kanıtlanmış kabul edilemez. Kısaca davacı, inanç ilişkisinin varlığını yazılı delille ispat etmiştir. Davacı, inanç sözleşmesi gereğince taşınmazdan pay istemektedir. 540 m2 yüzölçümündeki 480 sayılı parsel köyde arsa niteliğindedir. Bu durumda mahkemece, özellikle 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi göz önünde tutarak taşınmazdan davacıya pay verilip verilemeyeceği yöntemince araştırılmalı, istek bunun sonucuna uygun hükme bağlanmalıdır. Delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek ve eksik inceleme ve araştırmayla davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.