19. Ceza Dairesi 2017/6152 E. , 2018/12024 K. "" MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜMLER : Beraat Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanıkl…
**19. Ceza Dairesi 2017/6152 E. , 2018/12024 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜMLER : Beraat Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanıkların üzerlerine atılı bulunan İİK'nın 331. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen takibi şikayete bağlı olan bu suçun; "Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, a- Mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek, hakiki surette, b- Gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek, c- Asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksilterek” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının, borçlu aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde) gerçekleşmesi halinde oluşacağının yerleşik uygulamalarda benimsenmiş olması, somut uyuşmazlıkta; şikayetçi tarafın aynı zamanda takip borçlusu da olan sanıkların kendilerine ve yetkilisi oldukları şirketlere ait taşınır ve taşınmaz malları alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla devrettikleri, borçlu şirketlerden .... A.Ş.ye ait taşınmazı 3. kişi şirkete kiralayıp kira sözleşmesini tapuya şerh ettirmek suretiyle değerini düşürdükleri, aynı şirket aleyhine 3. kişi tarafından yapılan icra takibindeki borcu muvazaalı olarak kabul ettiklerini iddia etmesi, sanıkların ise salt devir olgusunun mal kaçırmak anlamına gelmeyeceğini, devirlerden gelen paranın şirket hesaplarına aktarılmış olduğunu, borçlu şirket hakkındaki iflas erteleme davasında tedbir bulunduğunu, borçlu şirkete ait defter ve belgeler ile banka hesapları incelendiğinde kast bulunmadığının anlaşılacağını, alacaklı şirket lehine taşınmaz üzerinde ipotek bulunduğu kıymet takdirinin de yapıldığını, devirlerin devralan şirketle aralarındaki hukuki ilişkiler nedeniyle yapıldığını savunması karşısında, sanıklara isnat edilen suçun unsurlarının ve suça yönelik kastın oluşup oluşmadığının tespiti açısından;