3. Hukuk Dairesi 2025/2527 E. , 2025/6086 K. "" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/413 E., 2025/565 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/144 E., 2024/410 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırl…
3. Hukuk Dairesi 2025/2527 E. , 2025/6086 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/413 E., 2025/565 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/144 E., 2024/410 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkiline Çorum İcra Dairesinin 2023/35820 sayılı dosyasında takip borçlusu.’ya borçlu olduğu belirtilerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderildiğini, birinci ve ikinci haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz etmeyen müvekkiline gönderilen borcun zimmetinde sayıldığını bildiren üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliği üzerine Kanun'un 89/3 maddesi gereği süresi içinde işbu menfi tespit davasını açtıklarını, tarafların arabulucu ile anlaşamadıklarını, takip borçlusunun müvekkili nezdinde çalışmakta iken kendi isteğiyle 04.11.2023 tarihinde işten ayrıldığını, müvekkili ile arasında işçi–işveren ilişkisi dışında bir hukuki ilişkinin bulunmadığını, takip borçlusunun müvekkilinden alacağının olmadığı ve yanında çalışmadığı biliniyor olmasına rağmen haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davalının sadece soyut olarak alacak iddiasında bulunduğunu, alacağın varlığına ilişkin hiçbir somut delil göstermediğini, öte yandan maaş ve ücret haczi için Kanun'un 83... . maddelerinde özel bir düzenleme bulunduğu için 89. maddedeki prosedürün uygulanmayacağını ileri sürerek; müvekkilinin Çorum İcra Dairesinin 2023/35820 esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, süresinde davaya cevaplarını sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davalı takip alacaklısının icra dosyasında talepten vazgeçtiği, böylece menfi tespit davasının konusuz kaldığı, davanın başında davacının haklı olduğu anlaşıldığından davalının yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı (alacaklı) vekilinin icra dosyasına sunduğu 21.03.2024 tarihli dilekçesi ile haciz ihbarnamesine ilişkin taleplerinden vazgeçtiği, bu dilekçesinin 22.03.2024 tarihinde sisteme kaydedildiği, Çorum İcra Müdürlüğünün 2023/35820 E. sayılı dosyası üzerinden 28.03.2024 tarihinde düzenlenen tensip kararı ile haciz ihbarnamelerinden vazgeçildiğinin karar altına alındığı, ilgili kararın davacıya 03.04.2024 tarihinde tebliğ edildiği, arabulucuk son tutanağının 26.03.2024 tarihinde düzenlendiği, işbu davanın ise 28.03.2024 tarihinde açıldığı, her ne kadar arabuluculuk görüşmeleri sırasında davalı vekili tarafından haciz ihbarnamelerinden vazgeçildiği davacı vekiline bildirilmiş ise de; İcra Müdürlüğü tarafından alınan tensip kararının davacıya henüz tebliğ edilmediği, davacının davasını sürenin son gününde açtığı anlaşılmakla davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, dosyaya kazandırılan SGK kayıtlarına göre davacının davasında haklı olduğu, ancak karar tarihinde haciz taleplerinden vazgeçilmiş olması sebebi ile davanın konusuz kaldığına ve yargılama giderlerinden davalının sorumlu olmasına yönelik Mahkeme değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacı lehine yarı oranında nispi vekalet ücreti verilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 55.085,74 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davanın açılmadan konusuz kaldığını, davacının en başından itibaren dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın bu gerekçeyle reddedilmesi gerektiğini, haciz ihbarnamelerinin her türlü maksat ve sonuçlarından vazgeçtiklerini davacıya arabuluculuk görüşmeleri sırasında açıkça bildirdiklerini, davacının takip dosyasındaki borçtan sorumluluğu kalmamışken ve hukuki yararı yokken dava açtığını, takibin kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılmış olması nedeniyle uyuşmazlığın ticari iş niteliğinde olup ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davanın konusuz kaldığı kabulünde olan davacının haciz ihbarnamelerine cevap vermeyerek davanın açılmasına kendi kusuruyla sebebiyet verdiği için müvekkili aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK m. 89/3 hükmü kapsamında menfi tespit istemine ilişkindir. Hukuki yarar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde dava şartları arasında sayılmıştır. Mahkeme dava şartlarının bulunup bulunmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, dava şartı noksanlığını fark ederse kural olarak davanın usulden reddine karar verir. Somut olayda; icra takibinde İİK'nın 89. maddesine göre gönderilen haciz ihbarnamelerine üçüncü kişi konumunda bulunan davacı tarafından itiraz edilmediği, bunun üzerine 13.03.2024 tarihli tebliğ ile 15 gün içinde parayı icra dairesine ödemesi ya da menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanacağının kendisine bildirildiği, ancak davalı alacaklının 21.03.2024 tarihinde icra dairesine bir dilekçe vererek davacı üçüncü kişiye karşı İİK. m.89 kapsamındaki takip talebinden vazgeçtiğini bildirdiği, böylece davacının İİK m.89/3 hükmüne göre menfi tespit davası açmaktaki hukuki yararının ortadan kalktığı sabittir. Hukuki yararın bulunup bulunmadığı objektif olarak belirlendiğinden, davacının durumdan haberdar olmaması olmayan hukuki yararı var kılmaz. Öte yandan 26.03.2025 tarihli arabuluculuk anlaşamama tutanağından davacının dava tarihinde, davalının hakkındaki takipten vazgeçtiğini bilerek dava açtığı anlaşılmakta olup, Bölge Adliye Mahkemesinin bu yöndeki tespiti de dosya kapsamıyla uyuşmamaktadır. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; davalı dava tarihinden önce İİK m.89 kapsamında yürüttüğü takibinden vazgeçmiş olmakla, davacının eldeki menfi tespit davasını açmasında hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.