Başvuru, evli kadının belli bir tip kıyafet konusundaki ısrarının eşler arasında şiddetli geçimsizliğe neden olduğu gerekçesiyle boşanma kararına esas alınmasının din özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, evli kadının belli bir tip kıyafet konusundaki ısrarının eşler arasında şiddetli geçimsizliğe neden olduğu gerekçesiyle boşanma kararına esas alınmasının din özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/4/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 1988 doğumlu olan başvurucu 2010 yılında Y. ile evlenmiştir. 2011 yılında başvurucu ile Y. (davacı) arasında yaşanan tartışma sonucu taraflar birbirlerini darbetmişler, konuyla ilgili yargılama sonunda her iki tarafın adli para cezası ile cezalandırılmalarına vehükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Davacı, 2012 yılında boşanma davası açmış; dava dilekçesinde esas olarak başvurucunun evlenmeden önceki dönemde de kullanmakta olduğu çarşafı (kadınların kullandığı ve baştan örtülen, pelerinli, eteklikli sokak giysisi) evlendikten sonra kullanmayacağına söz vermesine rağmen sözünü tutmayarak çarşaf kullanmaya devam ettiğini ve bu durumun evlilik birliğini çekilmez bir hâle getirdiğini ileri sürmüştür. Başvurucu da davacıya açtığı karşı davada; davalıdan şiddet gördüğünü, hakaret ve baskılara maruz kaldığını ve davacının evi terk ettiğini belirtmiş; nafaka ile tazminat talebinde bulunmuştur. Davayı gören Kocaeli Aile Mahkemesi çok sayıda tanık dinledikten sonra davacının davasını aşağıdaki gerekçelerle 24/3/2014 tarihli kararıyla kabul etmiştir:"Tarafların boşanma konusunda anlaştıkları ancak boşanmanın ferisi niteliğindeki taleplerde uyuşmanın sağlanmadığı...,...Tarafların görücü usulü ile evlendikleri, Asiye'nin evlenmeden önce tarikat faaliyetlerine katıldığı, dini eğitim aldığı ve buna bağlı olarak da çarşafla gezdiği, davacının devlet memuru olduğu, evlendikten sonraeşinin çarşaflagezmesini istemediği ve kapalı olarak hayatına devam etmesi ile birlikte daha çağdaş, sosyal hayata uyumlu bir şekilde giyinmesini istediği, evliliğin başında davacının bu talebinin davalı Asiyetarafından da kabul edildiğinin tarafların evlenmelerine aracılık eden her iki tarafında akrabası olantanıkların beyanlarından anlaşıldığı,Ancak davalının daha sonra kılık kıyafetini değiştirme konusunda verdiği sözü tutmadığının anlaşıldığı, taraflar arasında da bu nedenle tartışmaların yaşandığı, bir kaç ayrılıp barıştıkları ve bir araya geldikleri, ancak taraflar arasındaki anlaşmazlığın çözülemediği, davalının ailesinin bu konuda katı davrandıkları ve kızlarınınevliliğini bu şartlardadevam ettirmelerini istemedikleri, davalının çok küçükyaştan beri dini eğitim aldığı ve buna göresosyal hayatı yaşamayı benimsediği,davalının ailesinin de bu davranış biçimini benimseyip destekledikleri, devlet memuru olan davacının isebuna katlanmasının beklenemeyeceği, davacınınsosyal durumu itibariyleevliliköncesianlaşmaları da dikkate alındığında çağdaş özelliklere dayalı giyinme dışında geleneklere, örf ve adete uygun olmayan giyinme şeklinde davalının ısrar[ının] sosyal şiddete yönelik bir davranış olduğu,... davalınıngiyim şeklini değiştirmeme konusundaki ısrarının geçimsizlik kaynağı olduğunun anlaşıldığı, davalının inatçı ve dış etkenlere dayalı direnişinin eşler arasındaortak hayatı çekilmez bir hale getirdiği, davalının davranışının özveri kapsamındaolduğu düşünülse bileeşini hiçe sayan davacının sosyal ve çalışma hayatını zorlaştıranbu tutum ve davranışın ısrarınınşiddetli geçimsizliğe neden olduğunun anlaşıldığı,...Tarafların arasındaaçıklanan nedenlerle ortak hayatı temelinden sarsacak şekilde şiddetli bir geçimsizliğin bulunduğu, ... davacının evlilik birliğinin sarsılmasında ve boşanmaya giden süreçtekusurlu olduğuna dair yeterli kanaatin mahkememize gelmediği, davalınınçarşafla dolaşmakkonusundakiısrarı, çok küçük yaşlardan beri dini eğitim alan davalının eşinin yaşam biçimine ayak uydurma konusunda istekli olmadığı, kendi değer ve inançlarına göreyaşama konusundaısrarlı olduğu ve bu konuda ailesinden aldığı destekle birlikte, evlilik öncesiverdiği sözü yerine getirmemesinden kaynaklanan davranış biçimininboşanma sürecini başlattığı, davalınınbu nedenledaha ziyade kusurlu olduğu kanaatine varılarak davacının dava açmakta haklı olduğu, taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, tarafların yeniden bir araya gelerekevlilik birliğini bu şartlar altında devam ettirmelerinin mümkün olmadığı kanaatinevarılarak davacının davasının kabulüne ... karar verilmesi gerekmiş[tir]..." Başvurucunun bu karara karşı yaptığı temyiz başvurusu üzerine karar Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından 3/11/2014 tarihinde onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme başvurusu ise aynı Dairenin 9/2/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar düzeltme başvurusunun reddine dair karar başvurucuya 6/3/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Evlilik birliğinin sarsılması" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir."