(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/3919 E. , 2010/4700 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.06.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve sınır tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.09.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağ…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/3919 E. , 2010/4700 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.06.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve sınır tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.09.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, köye ait mera, yaylak ve orman alanlarına davalı köylerin elatmasının önlenmesini istemiştir. Davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı ... tüzel kişiliği temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Mera, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkına, bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera yaylak ve kışlaklar, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanmaz, sınırları daraltılamaz (Mera Kanunu m.3-4) 31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “...tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı...” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arzeder. Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Kadimlik iddiasında, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında: Mahkemece taraf köy tüzel kişilikleri adına tahsisli mera kaydı bulunmadığından davanın sadece orman alanına müdahalenin meni olarak yorumlanması gerektiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Meralara ilişkin olarak 4753 sayılı yasanın mera norm kararı verilerek mutasarrıfı bakımından tahsise bağladığı düzenlemeleri ve 4342 sayılı Mera Kanununun tahsise ilişkin hükümlerine uygun bir tahsis var ise uyuşmazlık verilen tahsis kararı, belge ve haritalar uygulanarak çözümlenir. Tahsise ilişkin herhangi bir uygulama yapılmayan yörelerde ise meraların mutasarrıflık durumları kadim hak üzere araştırılır. Yapılan yargılamada herhangi bir inceleme yapılmaksızın kadim hak ile ilgili kurallar göz ardı edilerek tahsis kararı bulunmadığı nedeniyle davacı yanın otlak iddiası nedeniyle ret kararı verilmiştir. Hayvan otlatma ile ilgili iddia genelde mera alanına mutasarrıflık iddiasını taşır. Orman Kanunun 19,20 ve 21nci maddeleri gereğince ormanlar içerisinde yer alan bir kısım açık alanların da orman içi mera olarak nitelendirildiği açıktır. Mahkemece yerelinde keşif yapılarak davacı yanın iddia ettiği orman alanları içerisinde Orman Kanununda tanımlanan ve genel uygulamalar ile belirlenen mera alanları var ise bu alanların kullanma hakkının kadim hak üzere hangi köye ya da beldeye ait olduğunun belirlenmesi gerekir. Taraflardan bu konuya ilişkin varsa belgeleri ve tanıkları sorulup listesi alındıktan sonra taşınmaz başında keşif yapılarak belge uygulamaları yapılıp, yerel bilirkişi ve tanık beyanları tespit edilerek meraya ilişkin uyuşmazlığın bir karara bağlanması gerekir. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.4.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.