10. Hukuk Dairesi 2011/6908 E. , 2012/11213 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :1053-140 adına Av. ... Davacı Kurum, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, Anayasa Mahkemesi iptal kararı resen dikkate alınarak yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı ile davalı işveren avukatı tarafından temyiz edilmesi üze…
**10. Hukuk Dairesi 2011/6908 E. , 2012/11213 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :1053-140 adına Av. ... Davacı Kurum, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, Anayasa Mahkemesi iptal kararı resen dikkate alınarak yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı ile davalı işveren avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 506 Sayılı Kanunun 26/1.inci maddesindeki “...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, Anayasa Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunmasına, öte yandan, kesinleşen önceki rücu davalarında hükmolunan miktarın mahsubu yapılırken, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin esas alınması gerektiğine; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmişse, artışların hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmamasına, bu çevrede meseleye fiili ödemeler açısından bakıldığında ise fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmekte olup; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarından düşük ise o takdirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesi; aksine fiili ödeme miktarı ilk peşin değerden düşük ise o takdirde de fiili ödeme miktarının esas alınması gerektiğine göre, mahkemece, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının derdest davalara uygulanması gerektiği gerekçe gösterilerek yargılama yapılıp, hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Somut olayda; zararlandırıcı sigorta olayının, iplik imali işyerinde hallaç makinesine elyaf veren sigortalının, sol elini dişlilere kaptırıp yaralanması biçiminde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, temyize konu iş bu ilk rücu davasına ilişkin olarak kusur raporu alınmamış, sigortalı tarafından açılan tazminat davasına dayanılmıştır. Söz konusu tazminat davasında alınan 12.05.2010 tarihli kusur raporunda ise, davalı işverene %80, sigortalıya %20 oranında kusur izafe edilmiştir. Olaya ilişkin ceza davasının bulunmadığı, sigorta müfettişinin ise 506 Sayılı Yasanın 26 ve 111. maddelerinin tatbiki gerektiğini bildirdiği anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 Sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca davalı işverenin rücu alacağından sorumluluğu ancak anılan maddede öngörülen yasal koşulların gerçekleşmesi hâlinde mümkündür. Tazminat davasına dayanak kılınan kusur raporu temyize konu iş bu ilk rücu davasına esas alınmış ise de anılan dosyanın kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp belirlenmediği gibi, Anayasa Mahkemesi iptal kararı kapsamında, Kurumun rücu hakkının, halefiyet ilkesine dayanmayıp, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, tazminat davasında alınan kusur raporunun iş bu rücu davasında bağlayıcılığından söz edilemez. Mahkemece yapılacak iş, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden, kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alıp, sonucuna göre hüküm tesisinden ibarettir. O halde, davacı Kurum avukatı ile davalı işveren avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalıdan alınmasına, 12.06.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.