Başvuru, soy bağının reddine ilişkin davanın esasa girilmeden reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, soy bağının reddine ilişkin davanın esasa girilmeden reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/1/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: A.S. ile eşi S.S. 10/4/1997 tarihinde evlenmiş, 31/1/2007 tarihinde boşanmıştır. Evlilik birliği içinde 27/5/2002 tarihinde doğan ikiz çocukları okul çağına geldiğinde 26/5/2008 tarihinde anne S.S. tarafından nüfusa kaydettirilmiştir. A.S. 16/5/2014 tarihinde vekili aracılığıyla Ankara Aile Mahkemesinde (Mahkeme) soy bağının reddi davası açmıştır. Mahkeme 20/5/2014 tarihinde dava dilekçesini esaslı unsurları taşıdığından bahisle kabul ederek davalılara tebliğine tensiple karar vermiştir. A.S. anılan davayı açtıktan sonra 22/5/2014 tarihinde vefat etmiştir. Müteveffanın ölümünden sonra vekili müteveffanın annesi ve kardeşleri adına davayı devam ettirmiştir. Başvurucular müteveffanın annesi ve kardeşleridir. Vefat eden davacının vekili 17/4/2015 tarihinde davacının kardeşleri A.A., G.S., B.S. ve F.Y.ye ait vekâletnameyi Mahkemeye sunmuş; 30/4/2015 tarihli duruşmada ise22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesi uyarınca vefat eden müvekkilinin annesi ve kardeşleri adına davayı devam ettireceğini belirtmiş, ayrıca anne S.nin vekâletnamesini bilahare ibraz edeceğini ifade etmiştir. Mahkeme, duruşmada anne S.nin vekâletnamesini ibraz etmesi yönünde vekile iki haftalık süre verilmesine karar vermiştir. Vekil bu süre içinde anne S.ye ait vekâletnameyi 8/6/2015 tarihinde Mahkemeye ibraz etmiştir. Mahkeme 28/4/2016 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme; kararda, soy bağının reddine ilişkin olarak müteveffa koca tarafından açılan davanın şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğunu, bu konuda dava açabilmesi ya da açılan davayı takip edebilmesi için vekilin özel yetkisi olması gerektiğini vurgulamıştır. Davanın müteveffa tarafından vekile verilen genel vekâletname ile ikame edildiğini, vekâletnamenin soy bağının reddi davası açmaya yönelik özel yetki ihtiva etmediğini, bu dava şartı noksanlığının müvekkilin vefat etmesi nedeniyle fiilen giderilmesinin mümkün olmadığını, bu yönüyle davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddi gerektiğini ifade etmiştir. Mahkeme; kararda ayrıca müteveffanın kardeşleri tarafından vekile verilen vekâletnamenin 17/4/2015 tarihinde, annesi tarafından verilen vekâletnamenin ise 8/6/2015 tarihinde dosyaya sunulduğunu belirtmiştir. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince davada taraf değişikliğinin ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğunu, davalı yanın açık rızası bulunmadığını, aynı maddenin (3) ve (4) numaralı fıkralarında düzenlenen özel durumların söz konusu olmadığını ifade etmiştir. 4721 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince soy bağının reddi davası açma hakkının kocanın alt soyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişide olduğunun tadadi olarak sayıldığını, bu bağlamda kardeşler dava açma hakkı olanlar arasında sayılmadığından kardeşlerin taraf ehliyetlerinin bulunmadığını, yine müteveffanın annesi tarafından sunulan vekâletname, müteveffanın ölümünden bir yıl geçtikten sonra sunulduğundan maddede öngörülen, bir yıl içinde davanın ikame edilmiş sayılmasının mümkün olmadığını açıklamıştır. Söz konusu karara karşı yapılan temyiz başvurusu Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından 7/5/2018 tarihinde reddedilerek mahkeme kararının onanmasına hükmedilmiştir. Karar düzeltme talebi ise 6/11/2018 tarihinde reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucular vekiline 19/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. A. Ulusal Hukuk 6100 sayılı Kanun'un "Dava sırasında taraflardan birinin ölümü" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1)Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir." 6100 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir." 6100 sayılı Kanun'un "Davaya vekâletin kanuni kapsamı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar. (2) Belirtilen bu yetkiyi kısıtlamaya yönelik bütün sınırlandırıcı işlemler, karşı taraf yönünden geçersizdir." 6100 sayılı Kanun'un "Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez. 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendi şöyledir: "Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması." 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartlarının incelenmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." 6100 sayılı Kanun'un "Tarafta iradî değişiklik" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." 4721 sayılı Kanun'un "Yargılama usulü" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Soybağına ilişkin davalarda, aşağıdaki kurallar saklı kalmak kaydıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır: Hâkim maddî olguları re'sen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder. Taraflar ve üçüncü kişiler, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler. Davalı, hâkimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermezse, hâkim, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun aleyhine doğmuş sayabilir." 4721 sayılı Kanun'un "Soybağının reddi" başlığı altında "Dava hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Koca, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava ana ve çocuğa karşı açılır.Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır. " 4721 sayılı Kanun'un "Hak düşürücü süreler" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, (…) içinde açmak zorundadır.Çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır. Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar." 4721 sayılı Kanun'un "Diğer ilgililerin dava hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilir.Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım, atama kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl, (…) içinde soybağının reddi davasını açar. Kocanın açacağı soybağının reddi davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır."B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. Murat Haliç, B. No: 2017/24356, 8/7/2020, §§ 28-