davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 14.11.2014 tarihli, ... numaralı, 5.038.20 TL miktarlı, bedeli düzenlendiği anda ödenmiş kapalı faturayı icra takibine konu ettiğini, ödeme emrinin tebliği üze
DAVACI : ... - (T.C. Kimlik No: ...)VEKİLİ : Av. ... - ...........................İSTİNAF EDEN DAVALI : Bera Holding A.Ş.VEKİLLERİ : Av. ... & Av. ... - ... DAVA : Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve AlacakİSTİNAF KARARININ :KARAR TARİHİ : 10/07/2020YAZIM TARİHİ : 29/07/2020Davacı tarafından davalı aleyhine Konya Asliye .. Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında 27/03/2019 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine dava dosyasının dairemize geldiği anlaşılmakla üye hakimin görüşleri alındıktan sonra, dosya incelendiğinde;DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından birçok ülkede "yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği" garantisi ile para toplanıldığını,davacının yurtdışında çalışarak biriktirmiş olduğu parasını Türkiye'de değerlendirilmesi, ülke ekonomisine katkı sağlanması ve yatırım yapılması amacıyla verdiğini, ayrıca kâr payı dağıtılacağının söylendiğini ve daha sonra verilecek olan hisse senetleriyle şirkete ortak olacağı konusunda ikna edildiğini, hisse senetlerinin iadesiyle istediği her an parasını geri alabileceğinin söylendiğini, faizin haram olduğu kavramından hareketle, müvekkilinin bu beyanlara güvenerek davalıya bir miktar para verdiğini, müvekkili davacı tarafın verdiği parayı geri istemesine rağmen davalı tarafça müvekkilin parasının iade edilmediğini, davalının TTK, Bankacılık Kanunu, SPK ve sair kanun hükümlerini ihlal ettiğini, davalı şirket veya şirketlerin yöneticilerinin özetlenen eylemleri nedeni ile ceza dava dosyalarında yargılandıklarını, birçok devlet kuruluşunca davalı tarafın denetlendiğini ve denetlemelere ilişkin birçok rapor düzenlendiğini,davalı şirket veya şirketlerin ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığını, SPK'dan gelen yazılarında incelenmesi sonucunda ortaklardan hisse karşılığı tahsil edilen tutarlar ile ortaklar arasındaki hisse değişimi nedeniyle tahsil edilmiş gibi gözüken meblağlara ilişkin listeler incelendiğinde davacının davalı şirketlere yaptığı ödemeler ve miktarların belirlenebileceğini belirterek müvekkilinin hukuka uygun surette kurulmuş bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti, davacıdan tahsil edilen paranın şimdilik 2.000,00 Euro’sunun ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek Merkez Bankası yabancı para cinsi faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 17/11/2018 tarihli talep artırım dilekçesiyle dava değerini 22.824,44 Euro artırarak toplamda 24.824,44 Euro artırmıştır. CEVAP: Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesine ekli olarak sunulan belgeleri kabul etmediklerini, davalı yönünden belgelerin bağlayıcı olmadığını, TTK nun 329 ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin ve şirketin kendi paylarını geri almasının mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddianın gerçek olmadığını, hile iddiasının yasal dayanağı bulunmadığını, iş bu uyuzmazlıkta haksız fiil hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket veya şirketlerin davacı taraftan para almadığını, müvekkili şirketin bankacılık mevzuatına dayanarak herhangi bir mevduat toplamadığı gibi bunun da mümkün olmadığını, aynı şekilde müvekkilinin SPK, TTK ve BK hükümlerini de ihlal etmediğini, hakdüşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacının dürüstlük kuralına aykırı davranarak iş bu davayı açtığını, yabancı paranın döviz faiziyle birlikte tahsil talebinin hukuki dayanağı bulunmadığını, davacının Türkiye’de mutad meskeni olmadığından teminat yatırılması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.