T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1549 KARAR NO : 2026/327 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/05/2023 NUMARASI : 2020/672 Esas - 2023/348 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/02/2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/05/2023 gü…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1549 KARAR NO : 2026/327 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/05/2023 NUMARASI : 2020/672 Esas - 2023/348 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/02/2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/05/2023 gün ve 2020/672 Esas - 2023/348 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA:Davacı vekili; 23.09.2018 tarihinde ...’ün sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı kamyon ile kusurlu olarak durduğu esnada diğer davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı otomobilin ... plakalı kamyona arkadan çarpması sonucu ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'ın yaralandığını, Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi’ nden alınan 31.12.2019 tarihli heyet raporunda müvekkilinin % 17 oranında sürekli sakatlığının bulunduğunun tespit edildiğini, aynı kazada müvekkilinin müteveffa kızı ...'ın yaralı olarak Ankara Cebeci Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Bölümüne kaldırıldığı ve tedaviye cevap veremeyerek 24.09.2018 tarihinde hayatını kaybettiğini, ölümlü trafik kazası sebebiyle maddi manevi tazminat istemli İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/262 E sayılı dosyasıyla davanın derdest olduğunu söz konusu dosyada kusura ilişkin alınan bilirkişi raporunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunun sabit olduğunu, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müteveffa ... adına kayıtlı olduğunu ve aracın Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının davalı.... A.Ş. tarafından 3110000054429169 nolu poliçe ile yapıldığını, ... plakalı araç Maliki ....’ın dava konusu kazada vefat ettiğini müteveffa ...ın mirasçıları, davalılar ... ve ...’ın işleten olarak müştereken ve müteselsilen müvekkilinin tazminatından sorumlu olduklarını, sürücü ...’ın ayrıca araç sürücüsü olarak da sorumlu olduğunu, maddi tazminat açısından sigorta şirketine başvuru yapıldığını ve sonuç olarak davalı .... A.Ş'nin 8.537,00 TL iş gücünden yoksun kalma tazminatını taraflarına ödediğini fakat söz konusu ödemenin müvekkilinin zararlarını karşılamadığını, davalı sigorta şirketince ödenen maddi tazminatın yetersiz olmasından dolayı arabuluculuk sürecinin başlatıldığını ancak arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlandığını, müvekkilinin kaza sebebiyle sakat kalmasından ötürü müvekkilin maddi zararları (geçici ve sürekli iş gücü kazanç kaybı, tedavi ulaşım ve bakım giderleri) taraflarınca kesin olarak tespit edilemediğinden ancak yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda açıklığa kavuşacağından maddi tazminat taleplerinin kısmi alacak davası olarak ikame edilme zorunluluğunun doğduğunu ve bu taleplerinin 1000,00 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla dava sonucunda hükmedilecek mali hakların alınmasını sağlamak amacı ile kazaya neden olan aracın başkaları üzerine devrini engellemek için davalı sürücü/ işleten adına kayıtlı ... plakalı aracın kayıtları üzerine üçüncü şahıslara devir ve uyap'tan ihtiyati tedbir şerhinin işlenmesine, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava tarihi itibarıyla 1000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.09.2018 tarihinden itibaren (davalı sigorta şirketi açısından maddi tazminatın sigortaya başvuru tarihinden itibaren) ticari avans faizi ile birlikte ... ve ....'dan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... ve .... vekili; davaya konu trafik kazasında müvekkilleri ...'ın kullandığı ... plakalı araç ile ...’ün kullandığı .... plakalı aracın 23.09.2018 tarihinde Ankara'da Gölbaşı ilçesinde meydana gelen trafik kazasına karıştıkları, düzenlenen kusur raporuna göre müvekkili sürücü ...'ın kusurunun %75 karşı sürücü ...’ün kusur oranının ise %25 olarak belirlendiğini ancak kusur oranı kesineşmediğinden yeniden kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, davacının şimdi boşanmış olduğu eski eşi müvekkili ...'ın kullandığı mülkiyeti ...’a ait araçta ailece seyahat ederken dava konusu kazanın meydana geldiğini, kazada kayınvalidesi ... ile da davalı ile ortak olan çocukları ...’ın kaza nedeniyle vefat ettiklerini, davacının da yaralandığını, bu nedenle davacının tazminat hakkı belirlenirken hatır taşımacılığı nedeniyle davanın müvekkilin kusur oranından indirim yapılması gerektiğini, uyuşmazlığa konu trafik kazasında yaralanmış olan davacının ileri sürdüğü iş görmezlik sağlık raporunun yeterlilik taşımadığından davacının iş görmezlik durumu hakkında Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alması gerektiğini, dava dilekçesindeki beyanları tersine davacının sağlığına kavuşmuş olduğunda ücretli olarak herhangi bir işyerinde çalışabileceğini, dava dilekçesi ile geçici ve sürekli işgücü kazanç kaybı, tedavi ulaşım ve bakım giderleri için dava tarihi itibariyle 1.000,00 TL'lik maddi tazminat istendiğini ancak bu zarar kalemlerinin gerçeğe uygun olmaması nedeniyle ispatını da mümkün olmadığını ayrıca davacının uğradığı iş gücünden yoksun kalma tazminatı olarak sigorta şirketinden 8.537,00 TL tahsil ettiğini belirlenecek maddi tazminattan ödeme tarihine göre bu tazminat tutarının mahsup edilmesi gerektiğini, davacının kaza sonrasında şifasına kavuştuğunu, herhangi bir işte çalışabilecek durumda olduğunu, çocuğunu kaybetmesi nedeniyle manevi acı çekmiş ise de buna ilişkin tazminat hakkını daha önceden açmış olduğu İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/262 esas sayılı davasında ayrıca talep ettiğini öte yanda davacının yaralanması nedeniyle istediği manevi tazminat tutarı olan 100.000,00 TL'nin aşırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı .... Şirketi vekili ; .... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 311000054429169 poliçe nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alındığını, davacı tarafın Karayolları Trafik Kanunu gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartını tam olarak yerine getirmeksizin davayı ikame ettiğinden başvurunun usulden reddinin gerektiğini, müvekkili şirketçe, .... tarafından yapılan hasar başvurusuna istinaden, sigortalısının %100 kusuru ile davacının %11 maluliyeti uyarınca 28.02.2020 tarihinde 78.537,00-TL maluliyet tazminatı ödemesinin başvurana yapıldığını ve müvekkili şirketin sorumluluğunun yapılan bu ödeme ile son bulduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe vadesi, teminat limitleri ve kusur oranları ile sınırlı olduğunu, başvurudan önce yapılan ödeme nedeniyle de poliçe teminatının bu ödeme oranında azaldığını, davacı tarafından yapılan başvuru üzerine medikal eksper tarafından denetim raporu hazırlandığını, hazırlanan rapora göre “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik”e göre %11 engel oranı tespit edildiğini, kaza esnasında karşı araçta yolcu olan başvuranların emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğunu, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerekli olduğunu, davacının tedavi süresince ortaya çıkan tüm giderlerin tedavi teminatı kapsamında olduğundan ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanmasının gerekli olduğunu ve bu giderlerden davalı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, aracın hususi araç olması nedeniyle faizin yasal faiz olması gerektiğini ve dava öncesi temerrüt söz konusu olmadığından faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini belirterek davanın esastan ve usulden reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın 23/09/2018 tarihinde meydana gelen ölümlü ve yaralamalı trafik kazası neticesinde yaralanan davacının vücut bütünlüğünde kalıcı işgöremezlik oluşup oluşmadığı, yaralanması nedeniyle iyileşme süresinin ne kadar olduğu, oluşmuş ise kalıcı işgöremezlik ve iyileşme sürecinde çalışamaması sebebiyle davacının mahrum kaldığı ve kalacağı gelirlerinin, ayrıca davacının yaralanması sebebiyle sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, bakıcı refakatine muhtaç ise süresinin belirlenmesi ile sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi giderleri, bakıcı bedellerinin ve 100.000,00 TL manevi tazminat bedelinin davalılardan müştereken ve mütelselsilen tahsili taleplerine ilişkin olduğu, kazanın 23/09/2018 günü ..... plakalı aracın sağ ön kısmı ile emniyet şeridinde durmakta olan ... plakalı kamyonun sol arka kısmına çarpması şeklinde meydana geldiği, ... araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı Karayolları ve Trafik Kanununun 84/ D Maddesini ihlal etmesi nedeniyle kazada ana etken olduğu, davacının meydana gelen trafik kazasında yaralandığı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporuna göre engellilik oranının %7 olarak bulunduğu, tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 ay olarak kabul edildiği aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisi tarafından mütalaa edildiği üzere 23.09.2018 tarihinde yaralanan .....’nın geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi zararının 6.093,28 TL olacağı, sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 336.291,17 TL olduğu, dava esnasında yapılan 78.537,00 TL ödemenin mahsubu sonrası alacağının 257.754,17 TL olacağı, bakım giderinden kaynaklı alacağının 1.420,30 TL olduğu, davacının toplam maddi tazminat alacağının 265.267,75 TL olduğu, davacı vekilinin 13/09/2022 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde 1.000,00-TL olarak belirtikleri maddi tazminat miktarını 233.176,61 -TL'ye arttırdıkları, maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, kazanın meydana geliş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın meydana geldiği tarih itibariyle ülkenin mevcut ekonomik koşulları, trafik kazası neticesinde davacının vücut bütünlüğünde meydana gelen sürekli iş göremezlik oranı ve davacının geçici iş göremezlik süresi ve tarafların kusur durumları göz önünde bulundurularak hak ve nesafet kuralları ile tarafların mevcut ekonomik durumları dahilinde, davacı lehine 10.000,00-TL manevi tazminat takdirinin uygun olacağı, bu doğrultuda maddi tazminat talebinin kabulü ile, 6.093,00-TL geçici iş göremezlik tazminatının, 227.083,33-TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılar ... ve ....'dan kaza tarihi 23/09/2018 tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinden poliçe limiti dahilinde olmak üzere 28/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili ve davalı.... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, manevi tazminat miktarının kalıcı işgöremezlik durumuna düşen biri için oldukça düşük kaldığını, asgari ücretin dahi altında kaldığını, maddi tazminat hesabında karara en yakın tarihteki asgari ücretin baz alınmadığını belirtmiştir. Davalı .... A.Ş vekili, dava dilekçesinin kendilerine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, aktüer bilirkişi raporu tebliğine istinaden davadan haberdar olup savunmalarını sunduklarını, ancak aktüer rapordan önce tanzim edilen maluliyet raporu ve dava dilekçesinin tebliğ edilmemiş olduğundan adil yargılanma savunma haklarının kısıtlandığını, .... tarafından yapılan hasar başvurusuna istinaden 28.02.2020 tarihinde 78.537,00-TL maluliyet tazminatı ödemesi yapıldığını, malüliyetin oluşmadığı mahkeme nezdinde alınan raporda dahi tespit edildiğini, KTK uyarınca öncelikle müvekkili tarafından ödenen tazminatın, ödeme tarihindeki verilere göre “açıkça yetersiz” olduğunun ortaya konması gerektiğini, muhtemel bir tazminat hesaplamasında müvekkili şirket tarafından ödenen miktarın hesaplanan tazminattan güncellenerek düşülmesi gerektiğini, AYM'nin 17.07.2020 ve 29.12.2022 tarihli kararlarının geriye yürümeyeceğini, bu kararlarla iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, tazminat hesaplamasında dikkate alınacak parametrelerin 01.06.2015 ve 04.12.2021 tarihli Trafik Sigortası Genel Şartları ile belirlendiğini, TRH 2010 yaşam tablosu, 1,8 teknik faizin tazminat hesabında kullanılması gerektiğini, dava tarihinden önce KTK 97. Maddesi gereğince usulüne uygun başvuru yapılmadığını, emniyet kemerinin kullanılması gerektiği, aksi halde davacıların müterafik kusurlu kabul edilmesi gerektiği, başvuranın emniyet kemeri takmamasının, yaralanmasına ne derece etkisi olduğunun belirlenmesi için, dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesini ve hesaplanacak ise tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını istediklerini, davacıya SGK'dan gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden araştırma yapılmadığını, 6111 sayılı kanun, KTK ve trafik sigortası genel şartları uyarınca müvekkil şirketın geçici bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkin sorumluluğunun ortadan kalktığını, 6111 sayılı kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağını, davacının geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanabilmesi için öncelikle gelir getiren bir işte çalıştığının ispatlanması gerektiğini, mahkemece kaza tarihinde reşit olan davacının çalışıp çalışmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazası nedeniyle ZMMS poliçesi kapsamında davacıda oluştuğu iddia olun maddi ve manevi zararın davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü, işleteni ve ZMM sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. HMK'nun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak taraflar duruşmaya çağrılmadan, taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına imkan tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Savunma hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 36. maddesi ile HMK'un 27. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.(Yargıtay 22. HD. 2016/11457 E- K. 2019/8807 K sayılı kararı) Somut olayda, dava dilekçesi ve hükme esas alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakultesi Hastanesi'nin 26.11.2021 tarihli raporunun ve dava dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği, kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılamayacağı, savunma hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 36. maddesi ile HMK'un 27. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesini mümkün olmadığı, bu şekilde davacının adil yargılanma ve savunma hakkının kısıtlandığı değerlendirilerek, davalı sigorta vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının haklı ve yerinde olduğu değerlendirilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile yaralanan davacının cismani zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, davacı tarafından 04.03.2019 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurunun yapılmış olmasına göre eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının usule uygun olmadığı, savunulan belgedeki eksikliğin tamamlanabileceği açıktır.(Yargıtay 4. HD'nın 08/03/2022 tarih ve 2021/11206 E. - 2022/4208 K.) Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği gereğince belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında emniyet kemerinin kullanılması zorunlu zorunlu olup illiyet bağı kurulması halinde meydana gelen zarar nedeniyle hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi gerekir. Dosyada bulunan kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemerinin takıp takmadığının anlaşılamadığı, mahkemece, ceza dosyası da getirtilerek, davacının söz konusu dosyadaki beyanı ve dosyada bulunan kaza tespit tutanağı, muayene evrakları, ve diğer belgeler de incelenerek, kaza sırasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı, emniyet kemerinin takılı olmadığının tespiti halinde davacının yaralanması ile emniyet kemerinin takılı olması arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Bilirkişisinden rapor alınarak, davacının zararın meydana gelmesinde veya artmasında müterefik kusurunun bulunup bulunmadığının karar gerekçesinde tartışılmamasında isabet görülmemiş, davalı sigorta vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. (Yargıtay 4.HD'nın 20/06/2022 tarih ve 2021/13933 E.- 2022/9109 K. ) 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.(Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E.-1966/7 K.) Olay nedeni ile davacıların manevi zarara uğrayacağı yadsınamaz bir gerçekliktir. Somut olayın özelliği, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak T.M.K.nun 4. maddesi uyarınca hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir. Bu itibarla, somut olayda davacının maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararına karşılık, takdir edilen manevi tazminat anılan ilke ve esaslar çerçevesinde bir miktar az olup biraz daha fazla miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusu yerindedir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacı vekili ve Davalı.....A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/05/2023 gün ve 2020/672 Esas - 2023/348 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.25/02/2026