5. Hukuk Dairesi 2026/1207 E. , 2026/4029 K. "" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/908 Esas, 2025/1384 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/179 Esas, 2024/155 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kam…
5. Hukuk Dairesi 2026/1207 E. , 2026/4029 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/908 Esas, 2025/1384 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/179 Esas, 2024/155 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince bir kısım davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 3 26... parsel, 3 27... parsel, 3 28... parsel, 3 30... parsel, 3 31... parsel, 3 32... parsel, 3 35... parsel ve 3 42... parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda yer alan bilgilerin eksik araştırma veya yanlış metodolojiye dayalı ulaşılmış sonuçlar olması bakımından, değerleme bilimi, mevzuatın amir hükümleri ve hakkaniyete uygun olmayacağından yanlış bir yaklaşım olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazları giderilmeksizin eksik ve hatalı raporların hükme esas alındığını, ayrıca toplam kamulaştırma bedeline bakıldığında idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi davalının mülkiyet hakkına bir müdahale oluşturmadığı gibi ödenecek vekâlet ücretinin ölçülü ve orantılı olduğunu, davanın açılmasına başlı başına müvekkil idarenin sebebiyet vermediğini, bu nedenle davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişilerce dava konusu taşınmazların değerinin belirlenmesinde izlenen yol, usul ve kanuna uygun olmakla birlikte Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına da uygun olduğunu, ancak bilirkişi kurulu dava konusu taşınmazların metrekare fiyatını belirlemek için uygulamış olduğu emsal taşınmaz kıyaslamasında, taşınmazlar üzerindeki yapı hesaplamalarında ve ağaç bedeli hesaplanmalarında hata yaparak kamulaştırma bedelini gerçek değerin altında hesaplandığını, emsal taşınmazların karşılaştırma kriterlerinde de hata yapıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 3. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan gerek kök rapor gerekse ek raporlara karşı itirazlarımız giderilmeden, kanuna Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına aykırı olarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, emsal taşınmaz karşılaştırmasının doğru yapılmadığını, yapı ve ağaç bedellerinin eksik hesaplandığını, yeniden rapor alınmasını veya başka bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılması gerekirken iş bu raporla hüküm verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla taşınmazların arsa olarak kabul edilmesinde, zeminine emsal esasına göre değer biçilmesinde, taşınmazların metrekare birim fiyatının 206,43 TL/m² belirlenmiş olmasında, üzerindeki yapılara Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayımlanan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğ'e göre metrekare birim fiyatı uygulanıp yıpranma payı da düşülerek değer biçilmesinde, kapama meyve bahçesi niteliğindeki arsada bulunan meyve ağaçlarının yaşlarına göre tespit edilen verim miktarları ile değerlendirme tarihi olan 2017 yılı kilogram satış fiyatları ve üretim masraflarına göre tespit edilen net meyve geliri esas alınarak, kapitalizasyon faiz oranı da uygulanmak suretiyle belirlenen bahçe değerinden; taşınmazın zeminine, o yörede ekilebilen münavebe ürün gelirine göre biçilen değeri düşülmek suretiyle ağaç bedellerinin tespit edilmesinde, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde, tespit edilen ve davalı tarafa ödenmesine karar verilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi hususunun gözetilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak dava konusu taşınmazlar üzerinde yer alan duvar niteliğindeki yapı 1-A sınıfında kabul edilip değeri belirlenmiş ise de yapı birim fiyatı dava tarihinden sonraki bir tarih alınmış olması doğru görülmeyerek yeniden yapılan hesaplamaya göre; hükme esas alınan bilirkişi raporunda zemin 373.208,92 TL, ağaçlar 51.072,71 TL, yine Dairelerinin kaldırma kararı öncesi dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarında sınıfına uygun olarak dava tarihine göre belirlenen yapı bedeli 4.373,15 TL; toplam kamulaştırma bedeli ise 373.208,92 + 51.072,71 + 4.373,15 = 428.654,78 TL hesaplanmış olduğundan; davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin bittiği tarihten itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde, adil ve hakkaniyete uygun olarak belirlenen bedelin davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar ... vd. ve ... vd. vekillerinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin 2. fıkrasının hükümden çıkarılması, yerine; "Kamulaştırma bedeli olarak belirlenen 428.654,78 TL'den Mahkemenin ilk kararı ile peşin ödenmesine karar verilen 290.991,84 TL' ye davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 27.08.2017 tarihinden ilk karar tarihi olan 18.09.2018 tarihine kadar, fark bedel 137.662,94 TL'ye 27.08.2017 tarihinden Bölge Adliye Mahkemesinin ara karar tarihi olan 13.01.2021 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, işleyecek yasal faizin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalılar ... vd. ve ... vd.den peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; bir kısım davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalılar .... ve ... vekillerinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalılar yönünden 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4 üncü Hukuk Dairesinin; “… davanın açıldığı … tarihinden, … karar tarihi olan … tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz” uygulanmasına ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmektedir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 5 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme” görüşlerine, adı geçen davalılar yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 05.03.2026