9. Ceza Dairesi 2021/7577 E. , 2023/6037 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/10 E., 2015/76 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun…
**9. Ceza Dairesi 2021/7577 E. , 2023/6037 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/10 E., 2015/76 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2015 tarih ve 2015/28 soruşturma numaralı iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk ...'ın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. 2. İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2015 tarihli ve 2015/10 Esas, 2015/76 Karar sayılı kararı ile; a) Suça sürüklenen çocuk ...'ın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, b) Suça sürüklenen çocuk ...'ın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasının ertelenmesine, c) Suça sürüklenen çocuk ...'nın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.01.2019 tarihli ve 14-2015/251307 sayılı, suça sürüklenen çocuk ...'ın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, suça sürüklenen çocuk ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulması, suça sürüklenen çocuk ..., ..., ... hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün onanması görüşlerini içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İsteği Suça sürüklenen çocuğun isnat edilen suçla ilgisinin olmaması ve lehe hükümlerin uygulanmaması nedeniyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İsteği Suça sürüklenen çocuğun isnat edilen suçla ilgisinin olmaması ve lehe hükümlerin uygulanmaması nedeniyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. C. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İsteği Katılan mağdurun beyanından başka delil bulunmaması ve suça sürüklenen çocuğun bu suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. D. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Okul bahçesinde gerçekleşen ilk olayda suça sürüklenen çocuklar ... ve ...’nın katılan mağduru hile ile kandırarak olay yerine götürdüklerine, burada tehdit ve zorla alıkoydukları sabit olduğundan suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5327 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm kurulmasına, diğer suça sürüklenen çocuk ... hakkında bu suç yönünden teşditin derecesinin arttırılmasına, yine yaylada gerçekleşen ikinci olayda suça sürüklenen çocuk ...’nın katılan mağduru evine götüreceğini söyleyerek diğer suça sürüklenen çocuk ...’ın yanına getirmesine, burada istismar eylemini gerçekleştirmeleri, olayın bir plan dahilinde iştiraken işlendiğinin sabit olması nedeniyle suça sürüklenen çocuk ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR SSÇ'ler ile katılan mağdurun aynı köyde yaşamaları nedeniyle tanıştıkları, olay tarihi olan 2015 yılı mayıs aylarında bir gün SSÇ'ler ... ve ...'nın okul bahçesinde top oynayan katılan mağduru bahçenin arka kısmına çağırdıkları, burada SSÇ ...'nın katılan mağdurun pantolonunu ve iç çamaşırını çıkardığı, katılan mağdurun bağırmaya çalıştığı fakat SSÇ ... 'ın bir eliyle katılan mağdurun ağzını kapattığı ve ellerinden tuttuğu, SSÇ ...'nın kendi cinsel organını katılan mağdurun poposuna sürttüğü, daha sonra SSÇ ...'ın katılan mağdurun arkasına geçtiği, bu sefer de SSÇ ...'nın katılan mağdurun ellerinden tuttuğu, SSÇ ...'ın da aynı şekilde kendi cinsel organını katılan mağdurun poposuna sürttüğü, bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra katılan mağdurun okuldan eve gittiği esnada motosikletle yanına gelen SSÇ ...'nın "seni eve götüreceğim" hilesiyle katılan mağduru kandırarak köyün yayla yoluna götürdüğü, burada SSÇ ...'ın beklediği, SSÇ ...'ın katılan mağdurun belinden tuttuğu, SSÇ ...'nın da katılan mağdurun pantolonunu ve iç çamaşırını indirdiği, arkasına geçerek cinsel organını katılan mağdurun poposuna sürttüğü iddiasıyla cezalandırılmaları için kamu davası açıldığı, SSÇ'lerin atılı suçlamaları reddettiği, köyde söylenti çıkması üzerine katılan mağdurun ailesine anlatımı ile intikalin gerçekleştiği, mahkemece yapılan yargılama neticesinde katılan mağdurun yaş küçüklüğü itibariyle kendi iffet ve onuruna ilişkin bir hususta iftira atmasını gerektirecek derecede bir husumet iddiasının bulunmaması ve tanık ifadeleri ile desteklenen istikrarlı beyanları ile anlatımlarının itibar edilebilir olduğuna dair raporlar dikkate alınarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan SSÇ ...'ın beraatine, diğer SSÇ'lerin mahkumiyetine, yine çocuğun cinsel istismarı suçundan SSÇ'lerin mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Onama sebebine uygun olarak Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümleri ile Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Olayın intikal şekli, katılan mağdurun beyanları, savunma, tanık ifadeleri, raporlar ve mahkemenin gerekçesine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden 1. Suç tarihinde on iki - on beş yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuğun yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği 7 yıl 6 aylık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 15.05.2015 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 7 yıl 6 aylık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiş, bu sebeple o yer Cumhuriyet savcısının suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına ilişkin temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir. 3. Bozma gerekçesine göre Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. D. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden 1. Suça sürüklenen çocuk ...'ın okul bahçesinde gerçekleşen olayda katılan mağdura yönelik suça sürüklenen çocuk ... ile birlikte birbirini takiben tek bir cinsel istismar eyleminde bulundukları, eylemin birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince cezalarında artırım yapıldığı halde her bir suça sürüklenen çocuğun diğerinin eylemine de iştirak ettiği gerekçesiyle mükerrer cezalandırma oluşturacak şekilde 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince tayin edilen cezaların aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla artırılması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Bozma sebebine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR A. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümler ile Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden Gerekçenin (A) ve (B) bölümlerinde açıklanan nedenlerle İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2015 tarihli ve 2015/10 Esas, 2015/76 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuklar müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, suça sürüklenen çocuklar müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2015 tarihli ve 2015/10 Esas, 2015/76 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, C. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Gerekçenin (D) bölümünde açıklanan nedenle İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2015 tarihli ve 2015/10 Esas, 2015/76 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden; hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ... ve Üye ...'in karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğümüz husus suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdura yönelik sabit görülen dönüşümlü çocuğun cinsel istismarı eyleminde TCK'nın 43/1. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağına ilişkindir. TCK'nın 43/1. maddesinde zincirleme suça ilişkin olarak bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedileceği, ancak cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu hükmün uygulanabilmesi için öncelikle aynı suçun nitelikli ya da basit ve temel haliyle işlenmesi kararının bulunması, suç oluşturan eylemlerin değişik, diğer deyişle farklı zamanlarda aynı kişiye karşı aynı fail tarafından işlenmesi şarttır. Bir suçun işlenmesi sırasındaki kesintisiz devam eden aynı kişinin eylemlerin çokluğu, eylemlerden biri ya da bir kısmı başka bir suçu oluşturmuyorsa, birden fazla kanun hükmünün ihlal edildiğinden ve başka suçun oluştuğundan da söz edilemeyecektir. Belli bir zamanda işlenen her suç hareketi için failin cezalandırılabilir olması kastının bulunmasına bağlıdır. Failin suç oluşturan eylemini bilerek ve isteyerek doğrudan kastla işlediği, önceki suç eylemleri ile araya, kesinti kabul edilebilecek bir zaman sürecinin girmesinden sonra diğer failin işlediği aynı suça ilişkin hareketlerde kastın yenilendiği, suç konusuna tekrar saldırı niteliği taşıyan, değişik zamanda, her bir fail açısından yenilenen kastla işlenen her suç hareketinin aslında başka bir suçu oluşturduğu bunların zincirleme olarak işlendiğini kabul edilmesi gerekir. Suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'nın mağduru birlikte okul bahçesinin arkasına getirip mağdurun ellerini tutup ağzını kapatarak birlikte direncini kırmak suretiyle birbirlerinin eylemlerine doğrudan iştirak edip, her iki suça sürüklenen çocuğun da mağdura yönelik birbirini takiben sürtünme suretiyle cinsel istismarda bulundukları olayda; Suça sürüklenen çocuklar suça ilişkin eylemleri sırasıyla dönüşümlü birbirini takip eder şekilde mağdurun rızası olmaksızın gerçekleştirmişler, birisinin istismarı sırasında diğeri mağdurun ellerini tutup ağzını kapatmak suretiyle karşı koymasını engelleyerek bu surette direncini kırıp mağdura karşı birden fazla kişi ile işlendiğinde, birisinin cinsel istismarı sırasında, diğer suça sürüklenen çocuğun mağdurun direncinin kırılmasına katkıda bulunduğunda kuşku olmayıp suça sürüklenen çocuklar hakkında TCK’nın 103/3. maddesi uyarınca verilen cezaların arttırılması isabetli bir uygulamadır. Suçu oluşturan hareketlerinin aynı mağdura karşı birden çok fail tarafından dönüşümlü kesintisiz zaman sürecinde işlenmiş olması, zincirleme suça ilişkin TCK’nın 43/1. maddesindeki “değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” ifadesindeki duruma karşılık gelmektedir. Değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi hali ise aynı fail tarafından gerçekleştirilen eylemler için geçerlidir. İşlenen ve hukuki sonuç doğuran her eylemin, sonradan işlenen bir diğerine göre daha önce ya da sonra, değişik zamanda işlendiği açıktır. Birden çok fail tarafından ve dönüşümlü olarak kesintisiz devam eden eylemlerde, bir suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda yenilenen kastla işlenen birden fazla suç hareketinden bahsetmek ve her eylemin ayrı suçu oluşturduğu kabul edilmek gerekir. Suça sürüklenen çocukların çocuğun cinsel istismarı suçunun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştirirken her bir suça sürüklenen çocuğun kendi eyleminin yanı sıra diğerinin eylemine de TCK'nın 37. maddesi kapsamında aslen katılarak fiili birlikte işlemeleri nedeniyle tayin edilen cezalarda TCK'nın 43/1. maddesi gereğince arttırım yapılması gerekmekte olup İlk Derece Mahkemesinin uygulaması doğru ve isabetlidir. Ceza hukukunda kanundaki suç tanımına uygun olarak gerçekleşen her netice ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmiş ise o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalandırılır. Ancak bazı hallerde birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, faile meydana gelen netice kadar ceza verilmeyerek tek bir ceza verilmesi ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hallerden biri de zincirleme suçtur. Zincirleme suçta faile tek ceza verilirken, kanunun öngördüğü miktarda bir artırımın da yapılması söz konusudur. TCK’nın 43/1. maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gereklidir ki bunun sonucu olarak, aynı fail tarafından aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Burada “aynı zaman” ve “değişik zaman” kavramları ile ilgili olarak kanunda bu konuda bir açıklık bulunmadığından ve önceden kesin belirlemelerin yapılması mümkün olmadığından, bu husus her somut olayın ve işlenen suçun özelliği gözönüne alınarak değerlendirilmeli ve eylemlerin “değişik zamanlarda” işlenip işlenmediği belirlenmelidir. Bu bağlamda “bir yani aynı failin olduğu durumda aynı zamanda” kavramı dar yorumlanmayarak, çok kısa zaman aralıkları da, aynı zaman dilimi olarak kabul edilmelidir. Nitekim Ceza Genel Kurulu'nun 08.06.2010 gün ve 98–143 sayılı,28.05.2013 gün 14-35 sayılı ve 28.05.2013 gün 14-1371sayılı kararları da aynı hususlar vurgulanmıştır. Diğer taraftan Ceza Genel Kurulu'nun 02.03.2010 gün ve 259-47 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bir fiilin hukuki anlamda tekliği ile doğal anlamda tekliği kavramlarının aynı olmadığı da gözardı edilmemelidir. Bazen suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır. Örneğin; kasten yaralama suçunda, failin sanığa önce yumrukla sonra sopayla sonra tekmeyle birçok kez vurması halinde doğal anlamda birçok hareket bulunmakla birlikte hukuksal anlamda bu hareketlerin tamamı tek bir kasten yaralama fiilini oluşturacaktır. Her bir sanığın eyleminde doğal olarak birden fazla hareket yapılıp hukuksal anlamda tek bir fiil oluşturur, iki sanığın ayrı ayrı ve döşümlü eylemlerinde iki ayrı hukuksal anlamda fiil bulunmaktadır. İki sanığın eyleminin doğal olarak birbirinin devamı olduğunu kabul mümkün değildir. Zira birden fazla doğal eylemleri yapan ayrı kişilerdir, failinin değişmesi aynı doğal hareketleri bitirmesi nedeniyle önceki failden ayrı ve bağımsız farklı hukuksal fiili oluşturur. Kaldı ki aksinin kabulü mağdura karşı bir kişinin eylemi ile birden çok kişinin eylemini birden fazla doğal hareket olarak kabul etmek ve bunun sonucu olarak tek bir hukuki fiil kabul etmekle biz mağdura sana saldıran bir kişi ile on kişi arasında fark yok demiş oluruz ki bu da insan onurunu tüm saldırılardan koruyan ve insan onuruna yakışan bir yorum tarzı olmadığı gibi hukuk devleti ilkesi ile suç ve ceza da kanunilik ilkesine aykırı olup birinci failin eyleminden sonraki faillerin eylemlerinin cezasız kalacağı açıktır. Sanıklardan birinin eyleminin bitmesinden sonra diğer sanığın eyleminin başlaması nedeniyle sanıkların eylemleri kesintili olup ortada birden fazla suç bulunmaktadır. Neticeten yukarıda açıklanan gerekçelerle suça sürüklenen çocuk ...'ın çocuğun cinsel istismarı suçunun kanuni tanımında yer alan fiili dönüşümlü olarak birlikte gerçekleştirirken her bir suça sürüklenen çocuğun kendi eyleminin yanı sıra diğerinin eylemine de TCK'nın 37. maddesi kapsamında aslen katılarak fiili birlikte işlemeleri nedeniyle tayin edilen cezalarda ayrı hukuki netice meydana gelmiş olması nedeniyle TCK'nın 43/1. maddesi gereğince cezada arttırım yapılması gerekmekte olup yapılan uygulama doğru ve isabetli bulunduğundan kararın onanması görüşünde olduğumuz için sayın çoğunluğun kararın bozulması yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.