11. Ceza Dairesi 2024/4960 E. , 2025/4386 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/478 Değişik iş ŞİKÂYETÇİ : İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı SUÇ : Sahte fatura düzenleme İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından…
**11. Ceza Dairesi 2024/4960 E. , 2025/4386 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/478 Değişik iş ŞİKÂYETÇİ : İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı SUÇ : Sahte fatura düzenleme İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 29.02.2024 tarihli ve 2022/69142 Soruşturma, 2024/17863 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2024 tarihli ve 2024/161 iddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair merci İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.03.2024 tarihli ve 2024/478 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 29.03.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 12.09.2024 tarihli ve 2024/18290 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.09.2024 tarihli ve KYB-2024/95043 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.09.2024 tarihli ve KYB-2024/95043 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/03/2024 tarihli kararı ile "..şüphelilerin alınan savunmasında üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri gibi şüpheli ...'in söz konusu şirketin aslında babasına ait olduğu, kendisinin görme engelli ve memur olarak çalıştığı bilgilerini verdiği anlaşılmakla salt vergi tekniği raporuna dayanılarak iddianamenin düzenlendiği, hiçbir delil araştırılması yapılmadığından, şüpheli ...'in iddiaları doğrultusunda ifadesinde ismi geçen babası tanık dinlenilmediğinden, iddianameye konu sahte düzenlenen faturalardaki imzalar ile şüphelilerinin imza ve yazı örnekleri karşılaştırılmadığından, iddianameye konu sahte düzenlenen faturalarda isimleri geçen kişilerden en azından 3 kişinin dahi dinlenilerek şüpheliler ile aralarındaki ticari ilişki sorulmadığından, soruşturma aşamasında savcılığın görevleri arasında sayılan şüpheli lehine de delil toplama görevi yerine getirilmediğinden, suçun sübutuna etki edecek deliller toplanmadığından, mahkemeden kovuşturma aşamasında adeta delil toplanılması istenir ve soruşturma yapılması gerektirircesine eksik düzenlendiğinden..." bahisle iddianamenin iadesine karar verildiği anlaşılmakla; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında yer alan, "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklindeki, Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmında yer alan, "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklindeki düzenlemeler nazaa alındığında; Şüpheli hakkında, sahte belge düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan düzenlenen iddianameye ilişkin soruşturma dosyasında, İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 07/03/2022 tarihli görüş ve öneri raporunun, yine aynı tarihli vergi suçu raporu ile mütalaa formunun bulunması karşısında, şüpheliler haklarında kamu davası açılmasına yeterli delilin bulunduğu ve anılan eksikliklerin yargılama aşamasında giderilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 170 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174 üncü maddesinin birinci fıkrası; “(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. Şeklinde düzenlenmiştir. 3. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2024 tarihli ve 2024/161 iddianame değerlendirme sayılı kararı ile kanun yararına bozma isteminde belirtilen gerekçeler doğrultusunda iddianamenin iadesine karar verilmiştir. 4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numaralı mükellefi İkiyaka ... Otomotiv ... ve Tüketim Mad. San.Tic.Ltd.Şti.'nin yetkilisi olan inceleme dışı sanık ... hakkında düzenlenen 06.04.2018 tarihli ve 2018-A-7589/1 sayılı vergi tekniği raporuna istinaden, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2018 tarihli ve 2018/52474 Esas sayılı iddianamesi ile 2015 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan kamu davası açıldığı, davanın görüldüğü İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/735 Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılamada ...'ın mahkumiyetine karar verilerek, atılı suça iştirak etme ihtimali bulunan incelemeye konu şüpheliler ... ve ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, bu şüpheliler hakkında 07.03.2022 tarihinde Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından görüş ve öneri raporu tanzim edilmesini müteakip atılı suçtan kamu davası açıldığı belirlenmiş ise de; şüphelilerin alınan ifadelerinde suçlamaları kabul etmediklerini söyledikleri ve şirketin yetkilisi konumunda bulunmadıkları, buna karşın İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 29.02.2024 tarihli ve 2022/69142 Soruşturma, 2024/17863 Esas sayılı iddianamesinde, "şirketin yetkilisi olan şüphelilerin 2015 takvim yılında komisyon karşılığı sahte fatura düzenledikleri" şeklinde dosya kapsamıyla uyumlu olmayan anlatıma yer verildiği anlaşılmakla; şirket yetkilisi ...'ın beyanına başvurulması, 06.04.2018 tarihli ve 2018-A-7589/1 sayılı vergi tekniği raporu ile İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/735 Esas sayılı dosyasının getirtilerek incelenmesi, onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, şüpheliler ... ve ... 'a yüklenen suçun mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanması ve 213 sayılı Kanun'un 360. maddesinde yer alan "359 uncu maddede yazılı suçların işlenişine iştirak eden suç ortaklarının bu suçların işlenmesinde menfaatinin bulunmaması halinde, Türk Ceza Kanununun suça iştirak hükümlerine göre hakkında verilecek cezanın yarısı indirilir." şeklindeki hükmün değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2025 tarihinde karar verildi.