1. Hukuk Dairesi 2009/2975 E. , 2009/4274 K. "" MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/04/2007 Taraflar arasındaki davadan dolayı Kocaeli 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 3.4.2007 gün ve 261-93 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 12.7.2007 gün ve 6742-7964 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, 3621 sayılı kıyı kanunundan kaynaklanan tapu iptali ve sicil kay…
**1. Hukuk Dairesi 2009/2975 E. , 2009/4274 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/04/2007 Taraflar arasındaki davadan dolayı Kocaeli 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 3.4.2007 gün ve 261-93 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 12.7.2007 gün ve 6742-7964 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, 3621 sayılı kıyı kanunundan kaynaklanan tapu iptali ve sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 30.1.1960 tarihinde yapıldığı, 1.9.1960 tarihinde kesinleştiği ve davanın ise 1.9.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar nizalı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalan bölümün, T.C. Anayasasının 43 ve 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince devletin hüküm ve tasarrufu altında, kamu malı niteliğinde ve özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 SayılıYasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen “ bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin “ bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” şeklindeki hükmü gözetildiğinde, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir. Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında kesin hüküm halini almamış davalarda uygulanması gerekeceği öngörülen ve sonradan yürürlüğe giren yasal düzenlemeler gözetilmek suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilebilmesi için yerel mahkeme kararı bozulmalıdır.Anılan hususlar, davalının karar düzeltme isteği üzerine bu kez yapılan inceleme sonucunda anlaşıldığından, davalının karar düzeltme isteğinin HUMK nun 440. maddesi uyarınca KABULÜNE, Dairenin 12.7.2007 tarih ve 2007/6742 esas, 2007/7964 Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına, yerel mahkemenin 3.4.2007 gün ve 2005/261 Esas, 2007/93 Karar sayılı kararının açıklanan nedenlerle HUMK nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 8.4.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.