10. Hukuk Dairesi 2024/4093 E. , 2024/5119 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/4 E., 2024/122 K. KARAR : Davanın Kabulüne Taraflar arasında görülen hizmet tespiti istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından tarafından temyiz ed
**10. Hukuk Dairesi 2024/4093 E. , 2024/5119 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/4 E., 2024/122 K. KARAR : Davanın Kabulüne Taraflar arasında görülen hizmet tespiti istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkette 10 Kasım 2011 tarihinde işe başladığını 15 Temmuz 2013 tarihine kadar çalıştığını, çalışmış olduğu iş yeri şerketten sadece çalıştığı sürelere ait ücretlerini aldığını, fakat çalıştığı şirketin kendisini sigortasız çalıştırdığını sonradan öğrendiğini, işine son verilme tarhi olan 15 temmuz 2013 tarihinde hiç bir kusuru olmadan ve tek taraflı olarak toplam 20 aylık süre içerisinde sigorta bedellerinin yatmadığını herhangi bir ihbar ve kıdem tazminatını da almadığını, bu hususun tamamen işverenden kaynaklandığını, işten ayrıldığı tarihten önce herhangi bir ihbar ibra sözleşmesinin de tanzim edilmediğini, tamamen davalı işverenin keyfi hareketlerine göre tazminat alacağının gasp edildiğini, tüm sosyal haklarının tarafına ödenmesini istediğini belirterek; sigorta bedellerinin ihbar tazminatlarının ve kıdem tazminat bedeli olan bilirkişi tarafından tespit edilecek ilgili kanundan doğacak ve doğmuş tüm haklarının davalıdan alınarak tarafına ödenmesini mahkeme giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Mahkemenizin 2014/178 esas sayılı dosyası ile aleyhine sigorta bedellerinin ihbar ve kıdem tazminatlarının tahsili için tazminat davası açıldığını açılan dava haksız ve yersiz olduğunu, dava dilekçesini usulüne uygun düzenlenmediğini, davacının taleplerini ve miktarlarını tek tek bildirilmesi gerektiğini bu nedenle dava dilekçesinin reddinin gerektiğini, davacı tarafından sigorta pirm bedelleri tarafından talep edilemeyeceğini, sigorta prim vedellerinin SGK'ya yatırılması gerekken bir bedel olduğunu, davacının bu bedelleri talep hakkının bulunmadığını, davacının iş akdinin fesih nedeninin ahçı olarak görev yaptığı mutfakta kendisine yemek yapmak üzere teslim edilen yemeklik malzemelerin kendisine yetecek kısmını tarafından izin almadan haber vermeden devamllı surette alarak evine götürmesi olduğunu, tarafından bu durumun farkına varıldığını bunun sonucunda davacının iş akdini fesh ettiğini, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, belirterek davanın reddine yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; usul ve Kanun'a aykırı olan davayı kabul etmediklerini ve reddini talep ettiklerini ve işçilik alacağı davasının bu davadan tefrik edilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, Türk Hukuk Sisteminde geçerli olan “usul hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanırlılığı” İlkesi gereğince görülmekte olan davada müvekkil Kurum SGK. Başkanlığının “Fer’i Müdahil” sıfatıyla dava ve duruşmalara katılımı yönünde karar verilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri kanunun 69 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki “Müdahilinde yer aldığı asıl davada hüküm Taraflar hakkında verilir.” Hüküm doğrultusunda, yargılama sonunda Fer’i Müdahil olan müvekkil kurum SGK. Başkanlığı aleyhinde hüküm kurulmaması gerektiğini, belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME KARARI Özetle; “Davanın kabulüne,” dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairece özetle;“... her ne kadar prim borcu 6552 sayılı Kanun kapsamında ödenmiş ise de, yasal defterlerde davacı adına bir ödeme gözükmediğinden işbu davanın sonucunun beklendiği belirtilmiş, mahkemece, işverenin davacının çalıştığına dair belgeleri kuruma vermesi ve çıkan borcu ödemesi nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmış ise de, söz konusu hüküm eksik incelemeye dayalıdır. İş bu davada davalı işverenin beyanının yeterli olmadığı, mahkemece tarafların sunacağı deliller ile birlikte re’sen araştırma ilkesinden hareketle ayrıntılı araştırma yapılıp elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Diğer taraftan mahkemece prime esas kazancın tespitine de hükmedildiği anlaşılmakla, prime esas kazanç yönünden; gerçek ücret; sigortalının kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre ödenmesi gereken ücrettir. Hizmet akdinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret (örneğin SSK primlerini daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret) gösterilmektedir. Bu gibi durumlarda yargıç tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, 2. Bası, Beta Yayınları, Sy:287). Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288 inci maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288 inci maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir. Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için yine HMK’nun Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK’nun 289 uncu maddesi gereğince tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür. 506 sayılı Kanunun 78 inci maddesinde ve 5510 sayılı Kanunun 82 inci maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HUMK’nun 288 inci maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 506 sayılı Kanunun 78 inci maddesine göre, “....günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır”. 82 inci madde de bu düzenlemeye paralel bir hüküm içermektedir. Ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması halinde ise günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır. Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlara dikkat edilip gerekli araştırma yapıldıktan sonra elde edilecek soncu göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir.” gerekçesi ile bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; "1)Davanın kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı 10.11.2011 - 15.07.2013 tarihleri arasında prime esas kazancının; 10.11.2011-30.12.2011 tarihleri arasında 51 gün; günlük brüt 27,90-TL 01.01.2012-30.06.2012 tarihleri arasında 180 gün; günlük brüt 29,55-TL 01.07.2012-31.12.2012 tarihleri arasında 180 gün; günlük brüt 31,35-TL 01.01.2013-30.06.2013 tarihleri arasında 180 gün; günlük brüt 32,62-TL 01.07.2013-15.07.2013 tarihleri arasında 15 gün; günlük brüt 34,05-TL olduğunun tespitine," dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekiller temyiz isteminde bulunmuştur B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı işveren vekili dilekçesinde özetle; yerel Mahkemece verilen kararın bozulmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.