Başvurucu, duruşmalara katılarak etkili savunma yapamadığını, usulüne uygun olarak yapılmayan tebligat nedeniyle hakkındaki mahkûmiyet hükmünün temyiz süresini kaçırdığını, lehe olan yasal değişikliğin kendisi bakımından uygulanmayarak fazla ceza aldığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, tahliye ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, duruşmalara katılarak etkili savunma yapamadığını, usulüne uygun olarak yapılmayan tebligat nedeniyle hakkındaki mahkûmiyet hükmünün temyiz süresini kaçırdığını, lehe olan yasal değişikliğin kendisi bakımından uygulanmayarak fazla ceza aldığını belirterek, Anayasa’nın maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, tahliye ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 15/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 22/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 15/2/2010 tarihinde gözaltına alınmış ve 17/2/2010 tarihinde serbest bırakılmıştır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 15/5/2012 tarih ve E.2010/251, K.2012/100 sayılı kararı ile başvurucunun, “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, 2911 sayılı Kanuna muhalefet, görevi yaptırmamak için direnme” suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir. Mahkûmiyet kararı, başvurucunun duruşmada bildirdiği adresine 24/8/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin anılan kararına karşı süresinde temyiz yoluna başvurulmadığından, başvurucu hakkındaki hüküm 3/9/2012 tarihinde kesinleştirilerek infaz aşamasına geçilmiştir. Başvurucu, bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığıyla 6/11/2012 tarihinde temyiz talebinde bulunmuştur. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 4/12/2012 tarih ve E.2010/251, K.2012/100 sayılı ek kararıyla, gerekçeli kararın tebliğinden sonra yasal süre içinde temyiz dilekçesi verilmediğinden bahisle başvurucunun temyiz talebi temyiz yolu açık olmak üzere reddedilmiştir. Ret gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: “…Dosyamızın yapılan incelenmesinde dosyamız hükümlüsü Önder ŞANLI [Başvurucu] hakkında Mahkememizce verilen 15/05/2012 tarih, 2010/251 Esas, 2012/100 Karar sayılı kararın hükümlünün belirttiği Turgut Özal Bulvarı Mevlana Halit Mah. No:25A/Blok İç Kapı No:11 Bağlar/ Diyarbakır adresine 19/7/2012 tarihinde usulüne uygun şekilde tebligat çıkarıldığı, mahkememizin kararının içerisinde yer alan tebligatın 24/8/2012 tarihinde aynı konutta ikamet ettiği belirtilen abisi N. Ş.’ye tebliğ edildiği belirtilerek tebellüğ belgesinin mahkememize gönderildiği … anlaşılmıştır.” Anılan ek karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 29/4/2013 tarih ve E.2013/2679, K.2013/6690 sayılı ilamı ile temyiz başvurusunun süresinde yapılmadığı gerekçesiyle onanarak kesinleşmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir: “1- Sanık Önder Şanlı hakkında yapılan incelemede; Hükmün 1412 sayılı CMUK'nın maddesinde öngörülen yasal süresinden sonra temyiz edilmesi nedeniyle verilen temyiz isteminin reddine dair karar usul ve kanuna uygun bulunduğundan ve temyiz isteminin reddine ilişkin kararın, CMUK'nın 315/ maddesi yerine, CMK'nın maddesi gereğince verilmesinin sonuca etkisi olmadığından, sanık Önder Şanlı'nın anılan karara karşı yaptığı başvurunun reddiyle yerel mahkemenin redde ilişkin kararının ONANMASINA, … karar verildi.” Başvurucu, onama kararını 18/7/2013 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Bireysel başvuru, 15/8/2013 tarihinde yapılmıştır.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Temyiz istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder. (2) Temyiz eden, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde Yargıtaydan bu hususta bir karar vermesini isteyebilir. Bu takdirde dosya Yargıtaya gönderilir. Ancak, bu nedenden dolayı hükmün infazı ertelenemez.”