3. Ceza Dairesi 2021/10291 E. , 2025/5283 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2063 E. 2018/2216 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sürmene Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/274 E. 2018/150 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : TCK'nin 299/1, 299/2, 43/1, 62/1, 53, maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince kesin olarak verilen hüküm, 24.10.2019 tarihinde…
**3. Ceza Dairesi 2021/10291 E. , 2025/5283 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2063 E. 2018/2216 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sürmene Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/274 E. 2018/150 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : TCK'nin 299/1, 299/2, 43/1, 62/1, 53, maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince kesin olarak verilen hüküm, 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanuna eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1- T.C. Anayasası'nın 90/son fıkrasında "usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine antlaşmalarla kanunların aynı konularda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlererası antlaşma hükümleri esas alınır." Temel hak ve hürriyetlere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ekli protokoller Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmıştır. Anayasal düzenleme karşısında, ifade özgürlüğe ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 10 uncu maddesi bir iç düzenleme şekline dönüşmüştür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de; kişinin hakkı ile toplumun çıkarı ve özellikle kişinin temel ifade özgürlüğü hakkı ve demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacını beraberinde getirmektedir. (Zana v. Türkiye) Devletlerin terör ile mücadelesinin zorluklarına vurgu yaparak, müdahalenin acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, hedeflenen meşru amaca uygun olup olmadığını, devlet yetkililerince ileri sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli bulunup bulunmadığı ortaya konulmalıdır. (... ve Kılıç/Türkiye davası) Mahiyeti ve yapısı itibariyle Anayasanın 26 ncı, AİHS'nin 10 uncu maddeleri ile teminat altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti bağlamında suç tanımında gösterilen hassasiyetin uygulamada da gözetilmesinde zaruret bulunduğundan, kamu düzeni ve toplum huzurunu korumak gibi meşru bir amaca yöneldiğinden kuşku bulunmayan müdahalenin, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ve hakkın özüne dokunmadan ölçülü/orantılı bir müdahale olup olmadığının olaysal olarak mahkemece değerlendirilmesi gerekir. İfada özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız ve önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler içinde uygulanabilmelidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, yapılan paylaşımların ağır siyasi eleştiri kapsamında kaldığı, siyasal iktidarda bulunanların eleştirilebilmesinin Anayasa ile güvence altına alınmış temel haklardan olduğu gözetilerek unsurları oluşmayan suçtan dolayı sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, 2- Kabule göre de; Dosya kapsamında sanığa ait olduğu tespit edilip hükme esas alınan paylaşımların herkese açık olup olmadığı ile herhangi bir tespit bulunmadığı anlaşılmakla söz konusu paylaşımların herkese açık olup olmadığı hususunun araştırılarak sonucuna göre TCK'nın 299. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca arttırım yapılıp yapılamayacağı tartışılmadan eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Sürmene Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.