Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile tanıma ve tenfizi talep edilen mahkeme ilâmında davacı sıfatıyla yer alan ... şirketi arasında "Bozuk Krediler Geri Dönüşsüz Devir Sözleşmesi" isimli alacak devir sözleşmesi imzalandığını, bahse konu sözleşmenin Milano Mahkemesi'ne kayıtlı yeminli tercüman tarafından tercüme ettirildiğini,... Başkonsolosluğu tarafından onaylandığını, sözleşmenin aslı ile birlikte — ... Mahkemesine kayıtlı yeminli tercüman tarafından tercüme ettirildiği
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... İSTİNAF EDENDAVALILAR : 1- ... 2- ... VEKİLLERİ : Av. Av. ... KISITLI : ... VASİ : ... ...DAVA : Şirket Ortağı Olmadığının Tespiti ve AlacakİSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ : 01/06/2021YAZIM TARİHİ : 10/06/2021Davacı tarafından davalı aleyhine Konya Asliye ... Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olmadığının tespiti ve alacak davasında 21/02/2020 tarihinde tesis edilen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının %20 oranında kar payı vaadiyle istendiğinde iade edilmek üzere kişilerin faiz olgusuna yönelik dini hassasiyetlerinin kullanılarak toplandığını, bu kapsamda müvekkilinden para tahsilatı yapıldığını, daha sonrasında davalı ... tarafından müvekkiline hisse senedi verildiğini ve senetler karşılığından tahsilat makbuzu müvekkilinin elinden alınarak ortaklık durum belgesi verildiğini, müvekkilinin Türkiye'ye geldiği dönemlerde davalı ... ile yaptığı görüşmelerde parasının güvende olduğu, ancak holdingin yeni yatırımlar yaptığı, ekonomik krizler sebebiyle bu yatırımların geri dönüşlerinin zaman alacağı şeklinde bahaneler ürettiğini ve sürekli kendisine güven telkin edilecek şekilde yazılar göndererek müvekkilinin yasal yollara müracaat etmesinin engellendiğini, bu hisse senetlerini SPK mevzuatına aykırı şekilde yetkili kurumdan izinler almaksızın toplanan paraların resmi kayıtlardan uzak tutularak kuryeler aracılığıyla yurt içine sokulduğunu ve resmi kayıtlara yansıtılmayarak sanki holdingin kurucu ortakları tarafından sermaye artırımında taahhüt edilen sermaye bedellerinin ödenmiş gibi gösterildiğini, bir kısım mudiye kar payı adı altında kısmi ödemeler yapıldığını, ancak yapılan bu ödemelerin kar payından değil diğer mudilerden toplanan paralardan elde edilen finansman ile sağlandığını, daha sonrasında ekonomik kriz, yeni yatırımlar vs. gerekçelerle karpaylarının ödenmediğini, davalı şirket aleyhinde yapılan şikayetlerden dolayı dolandırıcılık, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak v.b. suçlardan şirket yöneticileri hakkında kamu davası açıldığını, ayrıca SPK tarafından soruşturmalar yapıldığını, bu nedenlerle müvekkilinin davalı şirket ile ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız eylem neticesinde değişik tarihlerde alınan 13.122 Euronun şimdilik toplam 100,00 Euro'sunun, davalılara ödediği tarihten 3095 Sayılı Kanun'un 4/A maddesi gereğince paranın fiilen tahsil tarihine kadar işleyecek faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.