1. Hukuk Dairesi 2024/4806 E. , 2025/2658 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/59 E., 2024/156 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı/davalı Hazine vekili ve katılma yoluyla bir kısım davalılar (... vd) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyada…
**1. Hukuk Dairesi 2024/4806 E. , 2025/2658 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/59 E., 2024/156 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı/davalı Hazine vekili ve katılma yoluyla bir kısım davalılar (... vd) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı Hazine vekili; davalılar adına kayıtlı olan Artvin ili, .... ilçesi, .... Mahallesinde bulunan dava konusu 164 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile taşınmazın tapudan terkinine karar verilmesini istemiştir. Birleştirilen davada davacı ...; dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle uğradığı hak kaybı nedeniyle 40.000,00 TL tazminatın asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Asıl davada davalılar; davanın reddini savunmuşlardır. Birleştirilen davada davalı Hazine vekili; davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemece; asıl davanın kabulüne, dava konusu 164 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile kıyı olarak tapudan terkinine karar verilmiş, birleştirilen dava yününden olumlu-olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Karara karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı Hazine vekili, asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... vekili, davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 11.06.2020 tarihli ve 2016/19720 Esas, 2020/3378 Karar sayılı kararı ile; birleştirilen davadaki tazminat talebi yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, Mahkemenin 2022/663 Esas sayılı dosyasındaki Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün yazısına göre dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgedeki kıyı-kenar çizgisinin yeniden belirlenerek tespit edilen revize kıyı-kenar çizgisinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 19.09.2019 tarihinde onaylandığı ve askı süresince itiraz olunmaksızın 28.10.2019 tarihinde kesinleştiği, yine 2022/663 Esas sayılı dosyası kapsamında aldırılan 27.11.2023 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokiler incelendiğinde çekişme konusu 164 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş revize kıyı-kenar çizgisinin dışında kaldığı, tapu kaydının iptali ve tapudan terkini gerektiren hukuki sebebin ortadan kalktığı gerekçesiyle asıl davanın reddine; birleştirilen davadaki tazminat talebinin de dayanağı kalmadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kıyının herhangi bir tahsis işlemine gerek kalmaksızın doğrudan doğruya doğal yapısından ötürü herkesin serbestçe yararlanmasına sunulmuş sahipsiz kamu malı olduğunu, birleştirilen 2014/268 Esas sayılı davanın reddine karar verildiğini ancak Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. Bir kısım davalılar (... vd.) vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; kararın vekalet ücreti yönünden bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve terkin istemine; birleştirilen dava, tazminat istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Artvin ili, .... ilçesi, .... Mahallesinde bulunan dava konusu 164 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; uyuşmazlığın niteliğine göre öncelikle yöntemince kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi ve zemine uygulanması gerekir. Bu doğrultuda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde İdarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden sorularak belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş (tarafları bağlayıcı hale gelmiş) kıyı-kenar çizgisi var ise buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritasının birlikte getirtilip dosya arasına konulması, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi ile harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte araziye uygulanması, çekişme konusu taşınmazın yeri belirlenip harita üzerine işaretletilmesi gerekir. İdarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunmaması yahut idari yargı yerinde iptal edilmiş veya oluşturulan harita 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş ve davalının itirazına uğramışsa adli yargı mahkemesince, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak aynı Kanun'un 5 ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları göz önünde tutularak Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılıp açıklanan kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı-kenar çizgisi oluşturulmalıdır. Mahkeme aracılığıyla bu çalışma yapılırken varsa İdarenin önceden kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerlerin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir. İdarenin kıyı-kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle Mahkemece kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınmalıdır. Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.06.2003 tarihli ve 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Yapılacak bu araştırmalarla dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekir. Somut olaya gelince; Mahkemece, İdarece belirlenen revize kıyı-kenar çizgisinin askıya çıkarıldığı ve askı ilan süresi içinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; bozmadan önce alınan 26.10.2015 tarihli heyet raporunda kıyı-kenar çizgisinin mevcut haliyle değerlendirilmesinin uygun bulunduğundan bahsedilerek dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisinin içinde kaldığı bildirilmiştir. Öte yandan, dava konusu taşınmazın tüm tedavülleri ile kıyı-kenar çizgisine ilişkin tüm kayıtlar dosya içerisine getirtilmemiş olup bozma kararından sonra ise Mahkemenin komşu 164 ada 4 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 2022/663 Esas sayılı dosyasındaki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün yazısı ile fen bilirkişi raporu ve eki olan kroki UYAP üzerinden dosya içerisine alınmış, bu fen bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle işlem yapılmış ve dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisinin dışında kaldığı kabul edilmiştir. Ne var ki, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün söz konusu cevabi yazısında onaylanan revize kıyı-kenar çizgisinin 1 ay süre ile ilan edildiği bildirilmiş olup taraflara tebliğ edilip edilmediğine ilişkin bir husus bulunmadığı, ilgililere bizzat bildirim yapılmadığı takdirde kıyı-kenar çizgisinin kesinleşmeyeceği ve bağlayıcılık niteliği kazanmayacağı, bu durumda ise bilirkişi heyetince kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi gerekirken, bağlayıcılık niteliği taşımayan ve delil olarak istifade edilmesi gereken İdare tarafından daha önce belirlenmiş kıyı-kenar çizgisi esas alınarak komşu taşınmaza ilişkin Mahkemenin 2022/663 Esas sayılı davasında düzenlenen bilirkişi raporunun yeterli bulunması ve bu rapora dayanılarak hüküm kurulması isabetsizdir. Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazın kadastro tespit tutanağının, tespite dayanak belgelerin ve uygulanan kayıtların ilk tesislerinden itibaren tüm tedavül kayıtlarının, tapu kütük sayfalarının (birbirini takip edecek, denetlenecek ve tamamının okunaklı olmasına dikkat edilecek şekilde) temin edilerek evraka eklenilmesi; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden kıyı-kenar çizgisine ilişkin tüm belge ve haritaların getirtilmesi (ilgililerine tebliğ edilip edilmediği de sorularak tarafları bağlayıcı hale gelip gelmediğinin açıklığa kavuşturulması); bundan sonra 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilmek suretiyle İdarece belirlenen kıyı-kenar çizgisinin davanın taraflarını bağlayan bir içerik kazandığının anlaşılması durumunda buna göre işlem yapılması, aksi takdirde 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar, aynı Kanun'un 5 ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı göz önünde tutularak 3621 sayılı Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi heyeti oluşturulup dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, gerektiği takdirde taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı-kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı-kenar çizgisinin fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmesi, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, gerektiği takdirde bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde rapor alınması, önceki bilirkişi raporları da dikkate alınarak varsa bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nedenlerinin de denetime açık, bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, raporda kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın renkli olarak belirtilmesi, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının, kıyı-kenar çizgisi içerisinde ise ne kadarlık kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı Hazine vekilinin değinilen yönlerden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre Hazine vekilinin sair itirazlarının ve bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Temyiz edenler harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, (Hazine-492 s. K. md. 13/j; davalılar- 3402 s. K. md. 36/A) Dosyanın Artvin 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.