10. Hukuk Dairesi 2023/6048 E. , 2023/6720 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/266 E., 2023/93 K. HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılardan …
**10. Hukuk Dairesi 2023/6048 E. , 2023/6720 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/266 E., 2023/93 K. HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılardan ... vekili ile davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ...'ın 27.11.2007-25.06.2012 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. Davalı ... ve ... vekili; davacı ile davalılar arasında kira ilişkisi bulunduğunu, davacı ...'ın davalılara ait dolmuşu kiralayarak kendi adına çalıştırdığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı adına tespite konu sürede başka araçlarda kesilmiş trafik cezaları da bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.04.2014 tarihli ve 2012/1348 Esas 2014/368 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, davacının davalılara ait 1144737,06 ve 121813,06 nolu işyerlerinde kısmi süreli olarak toplam 350 gün süre ile (27.11.2007-30.04.2010 arası 291 gün, 01.07.2010-05.09.2010 arası 21 gün ve 01.03.2012-25.06.2012 arası 38 gün olmak üzere) hizmet akdine dayalı ve asgari ücret üzerinden çalıştığının tespitine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Daire kararında; hüküm altına alınan dönem yönünden tanıkların anlatımlarının hüküm vermeye elverişsiz olduğu, bu bakımdan; özellikle, farklı kişilerin araçlarında da şoförlük yapıldığı yönündeki anlatımlar ve bu konudaki tutanaklar ile işverenlere ait aracın başkalarınca da kullanıldığını gösteren tutanaklar dikkate alınmak suretiyle, kendisine husumet yöneltilenlerin işverenliği altındaki çalışma olgusunu aydınlatmaya yönelik olarak, hizmetin geçtiği ileri sürülen hatta/bölgedeki araç sahipleri ve şoförler saptanarak dinlenilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve çalıştırdığı kişiler yöntemince belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, 4857 sayılı Kanunun 13 üncü ve 63 üncü maddeleri ile 01.03.2011 gününden itibaren süregelen dönem bakımından da ayrıca 5510 sayılı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamında çalışma ilişkisi irdelemeye tabi tutulmalı, hizmetin kısmi zamanlı olduğunun kabul edildiği anlaşıldığından nasıl ve ne şekilde gerçekleşip günde kaç saate karşılık geldiği ortaya konularak öngörülen yöntemle saat/gün dönüştürme işlemi yapılmalı ve toplanan kanıtlardan elde edilecek sonuca göre infaza elverişli şekilde hüküm kurulmalı gerekçesi ile karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2019 tarihli 2015/870 Esas 2019/20 Karar sayılı kararı ile, davacının bahsi geçen münibüste kendi nam ve hesabına çalıştığı, davalılar ile arasında hizmet akdinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. C. 2'nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Daire kararında; aynı işverenler aleyhine açtığı hizmet tespiti davası 10.Hukuk Dairesinin 2019/3397 Esas sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen ...’ı tanık olarak dinlemek,ilgili dava dosyasını mahkemesinden isteyerek incelenmek üzere dosya arasına almak, özellikle, farklı kişilerin araçlarında da şoförlük yapıldığı yönündeki anlatımlar ve bu konudaki tutanaklar ile işverenlere ait aracın başkalarınca da kullanıldığını gösteren tutanaklar dikkate alınmak suretiyle, hizmetin geçtiği ileri sürülen hatta/bölgedeki araç sahipleri ve şoförleri saptayarak dinlemek, aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve çalıştırdığı kişiler yöntemince belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurmak, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğini ortaya koymak bakımından tanıkları özellikle bu yönde dinleyerek, hizmet akdi bulunduğu sonucuna varılırsa, davacı tarafça temyiz edilmeyen ilk hükümde hizmetin kısmi zamanlı olduğu kabul edildiğinden nasıl ve ne şekilde gerçekleşip günde kaç saate karşılık geldiği ortaya konularak öngörülen yöntemle saat/gün dönüştürme işlemi yapmak ve toplanan kanıtlardan elde edilecek sonuca göre infaza elverişli şekilde hüküm kurmak gereklerine işaret edilerek karar bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kamu tanıklarının kiralama yönündeki beyanları, davacı tanığı ... 'nun dolmuşta çalıştığında kazancı davacıya verdiği yönündeki beyanı, davacının başka araçlarda çalışmasının varlığı ve davalı tanıklarının beyanları dikkate alındığında taraflar arasındaki ilişkinin hasılat kirası olduğu sonucuna varıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılardan ... vekili, davalı Kurum vekili ve davalılar ... ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri ... vekili, dosyaya taraflara arasında yapılmış bir kira sözleşmesi sunulmadığını, hizmet akdi ile çalıştığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. Davalı Kurum vekili, kararı vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir. Davalılar vekili, kararı vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacıların murisi ...'ın 27.11.2007 ile 25.06.2012 tarihleri arasında davalılara ait dolmuşta şoför olarak hizmet akdi ile çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 357 ila 376 ncı maddelerinde hasılat kirası düzenlenmiş olup, hasılat veren bir mal veya hakkın semerelerinden yararlanılmak ve işletmek üzere bir bedel karşılığında kiralayan tarafından kiracıya devredilmesinin taahhüt edilmesidir. Bir başka ifadeyle, hasılat kirasında kiralayan hasılat getiren bir malı ya da hakkı, kiracının bu malın semeresinden yararlanmasını da içerecek şekilde kiralamaktadır. Hasılat kirasının konusunu, hasılat getiren bir taşınır veya taşınmaz, yahut bir ticari işletme veya hak oluşturabilir. (Doç. Dr. Hüseyin Altaş, Hasılat ve şirket kirası, Yetkin Yayınları 2009, sayfa:73) Hasılat kirasında kiracı, kiralanan şeyi işletmekle yükümlüdür. Anılan kanunda, hasılat kirasının geçerliliği herhangi bir biçim koşuluna bağlanmamış, yine süresi ile ilgili bir düzenleme yer almamıştır. Öte yandan 506 Sayılı Kanun anlamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar: a) Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması, b) işin işverene ait yerde yapılması, c) çalışanın 506 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen istisnalardan olmaması şeklinde sıralanabilir. Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 313/1 maddesinde, hizmet sözleşmesi; “Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeği taahhüt eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımda sadece hizmet ve ücret unsurları belirginken, 4857 sayılı yeni İş Kanununda, daha önce Anayasa Mahkemesi ve öğretinin de kabul ettiği gibi “bağımlılık” unsuruna da yer verilmiştir. Hizmet sözleşmesi her şeyden önce bir iş görme edimini zorunlu kılar. Bu sözleşmeyle sigortalıya yüklenen borç, işveren yararına bir iş görmek, hizmet sunmaktır. Ücret, BK m. 313 anlamında hizmet akdini oluşturan unsurlardandır ve bu unsurun yokluğu durumunda çalışma ya vekalet sözleşmesine, ya da bir sözleşme ilişkisi bulunmaksızın hatır, yardım, dayanışma, arkadaşlık gibi bir nedene dayanmaktadır. 506 sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliği için ücret zorunlu unsur değildir. Bu husus, anılan Kanunun 3-I-B, 6 ve 78/2 nci maddeleri hükmünde açıkça görülmektedir. Bilindiği gibi çalıştırılanlar, işe alınmalarıyla sigortalı olurlar (506 SK. m. 6). maddenin “çalıştırılanlar” sözüne yer verip, aksine, hizmet akdi ile çalıştırılanlar ifadesine yer vermemesi karşısında, zaman ve bağımlılık koşulu gerçekleşmiş ise ücret koşulu gerçekleşmese de, kişi, sigortalı sayılmalıdır. Bir diğer düzenleme olan 506 sayılı Kanunun 78/2 nci maddesinde günlük kazanç sınırları düzenlenirken “ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemenin gerekçesinde, maddenin, ücretsiz çalışanların prim kesintilerinin belirlenmesi amacıyla kaleme alınmış olduğu belirtilmektedir. 506 sayılı Kanunda hizmet akdine dayalı çalışmanın ücretsiz de olabileceğinden söz edilmesinin nedenine gelince, 506 sayılı Kanunun sistematiği dikkate alındığında, yasa koyucunun, Sosyal Sigortalar Kanunu bakımından ücreti hizmet akdinin zorunlu bir unsuru olarak öngörmediği, bu anlamda, 506 sayılı Kanunda anılan hizmet akdinin, Borçlar Kanununda tanımlanan şekliyle hizmet akdine göre özellikler gösteren bir (hizmet) sözleşme biçiminde olduğu söylenebilir. Konu doktrinde de ele alınmış ve ücret almadan yapılan çalışmalarında sigorta kapsamına alınması gerektiği genel olarak kabul görmüştür. Diğer unsur olan bağımlılık ve bu kapsamda ele alınması gereken zaman unsuru, hizmet akdinin ayırt edici özelliğidir. Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında temel bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Ne var ki, iş hukukunun dinamik yapısı, ortaya çıkan atipik iş ilişkileri, yeni istihdam modelleri, bu unsurun ele alınmasında her somut olayın niteliğinin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bazı durumlarda, taraflar arasında sıkı bir bağımlılık ilişkisi bulunmasa da, işverenin iş organizasyonu içinde yer alınmaktaysa bu unsurun varlığının kabulü gerekecektir. Önemli yön, işverenin her an denetim ve buyurma yetkisini kullanabilecek olması, çalışanın, edimi ile ilgili buyruklara uyma dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte teknik ve hukuki bir bağımlılığın bulunmasıdır. Genel anlamda bağımlı çalışma, işverenin belirleyeceği yerde ve zamanda, işverence sağlanacak teknik destek ve işverenin denetim ve gözetiminde yapılan çalışmadır. İşverenin yönetim (talimat verme) hakkı karşısında işçinin talimatlara uyma (itaat) borcu yer alır. Bir işin görülmesi süreci içinde işçinin faaliyeti, çalışma şekli, yeri, zamanı ve işyerindeki davranışları düzenleyen talimatlar veren işveren onu kişisel bağımlılığı altında tutar. Bu sözleşmede varolan otorite/bağımlılık ilişkisi taraflar arasında kaçınılmaz olarak bir hukuki hiyerarşi yaratır. Bu nedenle iş akdinde bağımlılık hem işçinin kişiliğini ilgilendirmekte hem de bir hukuki bağımlılık niteliği taşımaktadır. Uygulamada ticari taksi/minübüs sahiplerinin plakalarını altı ay veya bir yıllığına kiraya verdikleri, ticari taksi/minübüsün işletilmesinin tamamen aracı kiralayan kişiye bıraktıkları görülmektedir. Bu durumda taraflar arasındaki ilişkinin hasılat kirası olduğunda kuşku yoktur. Bir diğer uygulama ise, taksi/minibüs sahibi esas olarak kendisi çalışmakta, günün belli bir diliminde (12 saatliğine veya 24 saatliğine) aracı başka bir şoföre tahsis etmektedir. Bunun karşılığında, elde edilen gelir ne olursa olsun sabit bir miktar taksi/minübüs sahibine ödenmekte veya taraflar arasındaki güven ilişkisinin niteliğine göre elde edilen gelirin belli bir oranı ticari taksi/minübüs sahibine verilmektedir. Bu durumda taraflar arasındaki ilişkinin hasılat kirası mı, yoksa bağımlılık, zaman ve ücret unsurunu içerecek şekilde hizmet akdi mi olduğu hususu uyuşmazlık konusudur. Dairemizin içtihatlarına göre, ikinci uygulamadaki gibi çalışan şoförlerin çalışmaları, hizmet akdine dayalı çalışma olarak nitelendirilmiştir. Zira, hasılat kirasının unsurlarını taşıyacak nitelikte taksi/minübüsün işletilmesi tamamen şoföre bırakılmamakta, zorunlu nedenlerle taksi sahibinin devamlı olarak çalışmasının fiilen imkansız olması nedeniyle kısa bir süre için tahsis edilmektedir. İşverenin vardiyalı çalışmayı düzenleme yetkisinin bulunması ve yazılı bir kira sözleşmesinin bulunmaması nedeniyle taraflar arasında bağımlılık ilişkisinin varlığı kabul edilmekte, aksinin bunu iddia eden tarafından yeterli delillerle ispatlanması gerekmektedir. 3. Değerlendirme Somut olayda, Mahkemece taraflar arasındaki ilişki yukarıda yapılan açıklamalar ışığında irdelenmeli, ayrıca önceki bozma ilamında belirtilen şekilde Yargıtay 10 Hukuk Dairesinin 2019/3397 Esas, 2020/ 1694 Karar sayılı onama ilamı ile kesinleşen ... 7.İş Mahkemesi 2014/1260 Esas, 2017/131 Karar sayılı dosyası mahkemesinden istenerek bu dosya arasına alınmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdi niteliğinde olup olmadığı irdelenerek, sonucuna göre karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.