Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/3559 E. , 2024/6308 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/3559 Karar No : 2024/6308 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacı ve davalı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından aley…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/3559 E. , 2024/6308 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/3559 Karar No : 2024/6308 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacı ve davalı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmakta iken 2008 yılında re'sen emekli edilen davacı tarafından, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne mensup (ihraç) polis memurlarınca iletişime müdahale talebinde bulunulması üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesi kararına istinaden usulsüz olarak telefonlarının dinlendiği ve fiziki teknik takip yapıldığı, bu kişilerin ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında cezalandırılmasına karar verildiği ileri sürülerek bu olay nedeniyle uğradığı manevi zararlarının tazmini istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile 1.000.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının cep telefonlarının gerçekte herhangi bir suç şüphesi olmaksızın iletişime müdahale talep formu düzenlenerek mahkeme kararına istinaden dinlendiği, bu dinleme neticesinde davacının evde olmadığı bir vakitte emniyet mensupları tarafından evine girilerek ses ve görüntü aktarma cihazlarının yerleştirildiği, fiziki ve teknik takip yapıldığı hususlarının ceza mahkemesi kararı ile tespit edildiği, dinleme kararı sonrasında davacı hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma başlatılmadığı, kamu düzenini, emniyetini ve kişilerin güvenliğini sağlamakla görevli emniyet mensuplarının gerçeğe aykırı olarak düzenlenen talep yazısına istinaden alınan dinleme kararı ile davacının haberleşme gizliliğini ihlal etmek suretiyle davacının manevi yönden zarara uğramasına sebep oldukları gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 12/06/2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği, hükmedilen tazminat miktarının çok düşük olduğu, faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihinin baz alınmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından; idarelerine atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, manevi tazminat için gerekli şartların oluşmadığı, manevi tazminata faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı Emniyet Genel Müdürlüğünün yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : ... Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmakta iken 2008 yılında re'sen emekli edilen davacı tarafından, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne mensup (ihraç) polis memurlarınca iletişime müdahale talebinde bulunulması üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesi kararına istinaden usulsüz olarak telefonlarının dinlendiği ve fiziki teknik takip yapıldığı, bu kişilerin ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında cezalandırılmasına karar verildiği ileri sürülerek bu olay nedeniyle uğradığı manevi zararlarının tazmini istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile 1.000.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. I- Temyize konu kararın olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararlarının tazmini istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem yönünden incelenmesi: İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari yargıda tam yargı davası açmadan önce ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini talep etmeleri gerektiği, ancak bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde idari yargıda tam yargı davası açılabileceği anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, idari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilmiş olanlar tarafından idari yargıda tam yargı davası açılmadan önce ilgili idareye başvuru yapılarak "ön karar" alma zorunluluğu bulunmaktadır. İdari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilmiş olan kişilerin açacakları tam yargı davalarının ön koşulu niteliğindeki söz konusu idari başvuru ile, dava yoluna başvurmadan önce idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın idarece sulh yoluyla tazmin edilmesi amaçlanmıştır. Sulhen tazminin mümkün olmaması, başka bir ifadeyle idarenin sulh yoluyla tazminat ödemeyi kabul etmemesi durumunda ilgililerce dava açılabilecektir. İdari işlemler, idari makamların idare işlevleriyle ilgili ve kamu gücüne dayanarak kamu hukuku alanında tesis ettikleri tek yanlı, doğrudan uygulanabilir nitelikte ve ilgililerin hukuki durumlarını etkileyen hukuki tasarruflardır. Bu itibarla, idari eylemden doğan tazminat davalarının ön koşulu niteliğinde olan idari başvuru sonucunda tesis edilen ön karar, yukarıda belirtilen özellikleri nedeniyle, iptal davasına konu olabilecek nitelikte bir idari işlem olmadığından, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında yapılan başvuru üzerine açılan bir davada, başvurunun reddine ilişkin işlem yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığa konu olayda, idari davaya konu olabilecek nitelikte bir işlem olmadığından, davacının tazminat isteminin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. II- Temyize konu kararın manevi tazminat istemi yönünden incelenmesi: İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması" başlıklı 8. maddesinde, herkesin özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu, bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesinin, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabileceğinin kurala bağlandığı; Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi'nin "Mahremiyet Hakkı" başlıklı 17. maddesinde ise, hiç kimsenin özel ve aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı olarak müdahale edilemeyeceği; onuru veya itibarının hukuka aykırı saldırılara maruz bırakılamayacağı, herkesin bu tür saldırılara veya müdahalelere karşı hukuk tarafından korunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmakta olup, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalılar yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. Öte yandan, özel hayatın gizliliği hakkı, klasik haklar olan yaşam hakkı, hürriyet hakkı gibi hakların yanısıra gelişen teknoloji ile birlikte kolayca ihlal edilebilen bir hak olup, bireyin daha fazla koruma istediği ve devletin de müdahale etmemesi ve ettirmemesi gereken haklardandır. Herkes yaşadığı toplumun onurlu bir bireyidir ve özel hayata müdahale de bireyin şeref ve onuruna yapılan bir müdahaledir. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında "..." ismi kullanılarak organize bir yapı içerisinde yer aldığı, tehdit, baskı, şiddet ve cebir yöntemlerini kullanarak çek-senet tahsilatı, haraç alma, gasp, soygun vb. yasa dışı faaliyetlerde bulunacağı, bu şekilde maddi menfaat elde edeceği şeklinde bilgi alındığından bahisle Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığınca iletişime müdahale talebinde bulunulduğu, ... Ağır Ceza Mahkemesinin K:... sayılı kararı ile ...'nın kullandığı telefonların ilk kez takdiren 3 ay süre ile dinlenmesine, tespit edilmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ve kayda alınmasına karar verildiği, sonrasında da müteaddit defalar emniyet mensuplarınca iletişime müdahale talebinde bulunulması üzerine Mahkeme kararı ile tedbir kararının uzatılmasına karar verildiği, emniyet personeli hakkında Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal veya Askeri Casusluk Amacıyla Temin Etme, Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal, Siyasi Hakların Kullanılmasını Engelleme, Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme veya Yayma, Konut Dokunulmazlığını İhlal ve Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçlarından yürütülen yargılamada, kovuşturma kapsamında fiziki ve teknik takipte bulunan kişiler ile iletişime müdahale talep formlarında imzası bulunan kişilerden bir kısmı hakkında Haberleşmenin Gizliliğini İhlal, Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme veya Yayma, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçlarından zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, bir kısım sanıkların Nitelikli Olarak Konut Dokunulmazlığını İhlal suçundan hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmekte olup, davacı hakkında herhangi bir suç soruşturması veya kovuşturması bulunmadığı halde kod adı kullanılmak suretiyle mahkeme kararları alınarak davacının telefon görüşmelerinin dinlenildiği, fiziki ve teknik takip yapıldığı, kayda alındığı, aile konutuna kamera yerleştirilmesi eylemlerinde ilgili emniyet personelinin ağır hizmet kusuru olduğu ve hukuka aykırı olarak davacının haberleşme özgürlüğünün ve özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği; davacının özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine yönelik bir müdahalenin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Mahkeme kararıyla, davacının olay nedeniyle çektiği acı ve ıstırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, olay tarihi, paranın alım gücü göz önünde bulundurarak manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş ise de; dava konusu olayın davacı üzerinde yarattığı etki ve yaşadığı sıkıntı göz önünde bulundurulduğunda; Mahkemece davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir. Bu doğrultuda Bölge İdare Mahkemesince davacının manevi tazminat talebi yönünden yeniden hüküm kurulacağından temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmının tümüyle bozulması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, davalı Emniyet Genel Müdürlüğünün temyiz isteminin zımni ret işlemi yönünden KABULÜNE, manevi tazminat istemi yönünden REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/12/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.