Başvuru, yurt dışı hizmet süresi borçlanma tarihinin hatalı hesaplanması sonucu yaşlılık aylığının düşük belirlenmiş olması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, yurt dışı hizmet süresi borçlanma tarihinin hatalı hesaplanması sonucu yaşlılık aylığının düşük belirlenmiş olması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 24/1/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1956 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir. Başvurucu 23/12/2014 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) müracaat ederek 1/2/1975 ile 25/11/2014 tarihleri arasında yurt dışında geçen hizmet sürelerini 600 gün üzerinden borçlanmak istediğini belirtmiştir. Başvurucu 4/6/2015 tarihinde Alman Rant Sigortasına tabi 1/2/1975 ile 29/2/2008 tarihleri arasında çalışmasını gösterir evrakları sunarak tahsis talebinde bulunmuştur. SGK, 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'a göre borç tahakkuk cetveli düzenlemiştir. Söz konusu cetvelde yurt dışı borçlanma süresine tabi tarihler 10/7/2002 ile 23/12/2014 arası olarak hesaplanmıştır. Başvurucu, tahakkuk ettirilen borç miktarını ödemiştir. Başvurucuya 15/7/2015 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Başvurucu 6/11/2015 tarihinde borçlanma başlangıç tarihinin hatalı tespitine bağlı olarak yaşlılık aylığının düşük hesaplandığı iddiasıyla SGK'ya karşı dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; 600 günlük yurt dışı hizmet süresi borçlanmasının 1987 yılının Mart ayından başlamak üzere hesaplanması gerektiğini, buna karşın SGK'nın emeklilik için gerekli olan süreyi 10/7/2002 ile 23/12/2014 tarihleri arası olarak borçlandırdığını, SGK'ya müracaatında hangi süreleri borçlanmak istediğini sehven belirtmediğini ifade etmiştir. Başvurucu, 2000 yılından sonraki hizmet sürelerinin esas alınmış olması nedeniyle daha düşük bir yaşlılık aylığı bağlandığını iddia etmiştir. Başvurucu, yaşlılık aylığının yeniden hesaplanmasını ve hesaplama farkından ortaya çıkacak miktarın yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Aydın İş Mahkemesi (Mahkeme) 15/3/2017 tarihinde davayı kabul etmiştir. Mahkeme, başvurucunun sigortalılık başlangıç tarihinin 17/3/1987 olarak tespitine ve borçlanılan 600 günlük sürenin 17/3/1987 ile 31/12/1996 arasındaki sigortalılık süresinden sayılmasına karar vermiştir. Mahkeme, yaşlılık aylığının bu süreler esas alınarak yeniden hesaplanmasına ve tahsis talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde; Türkiye Cumhuriyeti ile Alman Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi'ne işaret etmiştir. Mahkeme, 3201 sayılı Kanun'un maddesinin beşinci fıkrasına göre sigortalılık sürelerinin borçlanılması hâlinde sözleşmenin tarafı akit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarihin ilk işe giriş tarihi olarak kabul edileceğinin düzenlendiğini açıklamıştır. Mahkeme, başvurucunun 17/3/1987 tarihi itibarıyla yurt dışında çalıştığını, bu tarihten itibaren Almanya'da geçen zorunlu sigortalılığın Türkiye'de başlamış olan sigortalılık başlangıç tarihi olduğunu, tahsis talebi gereğince 600 günlük borçlanma süresinin 17/3/1987 ile 31/12/1996 tarihleri arasında sigortalılık süresi olarak sayılması gerektiğini belirtmiştir. Davalı SGK, mahkeme kararının hatalı olduğunu ileri sürerek başvurucunun bağlanmış aylığını bankadan tahsil ettiği için borçlanma sürelerinin yeniden hesaplanmasının mümkün olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 19/7/2017 tarihinde istinaf başvurusunu kabul ederek mahkeme kararını kaldırmış ve davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararın gerekçesinde; başvurucunun borçlanma süresinin hangi tarihlere ilişkin olduğuna dair bir belirleme yapmadan talepte bulunduğunu ve tebliğ edilen tahakkuk cetvelinde yer alan tarihlere bir itiraz yöneltmeksizin bu tarihlere göre hesaplanan borçlanma tutarını ödediğini belirtmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, SGK'nın işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu açıklamıştır. Başvurucu, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 13/11/2017 tarihinde bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararının onanmasına hükmetmiştir. Nihai karar 25/12/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 24/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat 3201 sayılı Kanun'un "Süre tespiti, sigortalılığın başlangıcı ve sürelerin değerlendirilmesi" kenar başlıklı maddesinin olay tarihindeki hâli şöyledir:"Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir. (Ek fıkra: 17/4/2008-5754/79 md.) (Değişik fıkra:17/7/2019-7186/11 md.) Yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir. (Ek fıkra: 17/4/2008-5754/79 md.) Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/29 md.) Ancak, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir."B. Yargıtay İçtihadı Yargıtay Hukuk Dairesinin 29/5/2017 tarihli ve E.2016/3391, K.2017/4468 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının Almanya'daki çalışmalarının 1969 tarihinde başladığı, 2014-2014 tarihleri arasında 34 gün 5510 sayılı Yasa'nın 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalı olduğu, 2014 tarihli borçlanma talep dilekçesinde borçlanacağı süre kısmında 'ev kadınlığı' süresini işaretlediği, borçlanmak istediği tarihleri ve süreyi belirtmediği, davalı Kurumun 1976-2014 tarihleri arasındaki 10184 gün için tahakkuk cetveli düzenlediği, davacının herhangi bir ihtirazı kayıt koymadan 5405 günlük kısmını ödediği, davalı Kurumun yurt dışı borçlanmasını 1976-1996 ve 1996-2014 tarihleri arasına mal ettiği, davacının 2014 tarihli tahsis talebi üzerine sigorta başlangıç tarihi 1999 tarihi kabul edilerek 2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un maddesine 2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un maddesi ile eklenen (yürürlük tarihi 2008) fıkraya göre; 'Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.'Somut olayda, mahkemece davacının yaşlılık aylığına esas sigorta başlangıç tarihinin 1969 tarihi olarak kabul edilmesi yerindedir. Ancak 3201 sayılı Yasa'nın maddesinde borçlanmanın, yurt dışındaki çalışmanın sona erdiği tarihten geriye doğru gidilmek sureti ile belirleneceği açıkca gösterildiğinden, davalı Kurumun yurt dışı borçlanmasını '1976-1996 ve 1996-2014' tarihleri arasına mal etmesine dair işleminde hata bulunmamaktadır. Ayrıca davacının yurt dışı borçlanması yapmak istediğine dair dilekçesinde borçlanmak istediği tarihleri ve süreyi belirtmediği, davalı Kurum tarafından düzenlenen tahakkuk cetveline itiraz etmeden ödeme yaptığı ve buna göre yaşlılık aylığının tahsis edildiği anlaşıldığından davacının artık yurt dışı borçlanma süresinin yeniden belirlenmesine ve buna göre aylığının yeniden hesaplanmasına dair talebinin kabul edilmesi mümkün değildir.Yapılacak iş, davacının yaşlılık aylığına esas sigorta başlangıç tarihinin 1969 tarihi olarak kabul edilmesi ile davacıya ödenen yaşlılık aylığında bir fark oluşup oluşmayacağı belirlenerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/7/2018 tarihli ve E.2017/3080, K.2018/6381 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan yurtdışı hizmet borçlanması sonucu elde edilen sigortalı hizmetlerin ilgili geçmiş dönemlerine mal edilmesi istemine ilişkin olan davada; istemin kabulüne dair hüküm, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanunun 'Amaç ve kapsam' başlığını taşıyan 1’inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır.3201 sayılı Yasanın, 17/04/2008 tarih ve 5754 sayılı Yasanın maddesi ile değişik 'Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı' başlıklı Maddesi ise 'Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır. Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…' hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, yasanın madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir.Yukarıda belirtilen açıklamalar ve benimsenen ilkeler kapsamında, uyuşmazlık konusu husus yeniden usulünce incelenip, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır."