Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/1876 E. , 2024/6912 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/1876 Karar No : 2024/6912 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... 2- ... Kaymakamlığı İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Diyarbak…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/1876 E. , 2024/6912 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/1876 Karar No : 2024/6912 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... 2- ... Kaymakamlığı İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Diyarbakır İli, Ergani İlçesinde güvenlik korucusu olarak görev yapmakta iken Güvenlik Koruculuğu Yönetmeliği'nin 17. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 14. alt bendi gereği güvenlik koruculuğu görevinden çıkarılmasına yönelik 15/05/2019 tarihli Valilik olurlu işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıya verilen savunma hakkının güvenlik koruculuğu görevinden çıkarılmasına ilişkin işleme yönelik olmadığı, güvenlik koruculuğu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemden önce davacıya savunma hakkı verildiğine ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı, bu durumda; güvenlik koruculuğu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemden önce davacının savunmasının alınmadığı; Anayasa ile teminat altına alınan savunma hakkının kısıtlanması suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; güvenlik korucusu olarak görev yapan davacının, son bir yıl içerisinde brden fazla ücretten kesme cezası ile tecziye edildiği ve bu işlemlere karşı dava açılmayarak söz konusu disiplin cezalarının kesinleşmiş olduğu, bu durumda, güvenlik korucusu olarak görev yapmakta iken, bir yıl içerisinde birden fazla ücretten kesme cezası alan davacının, Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17.ç.14 maddesi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, her ne kadar davacı tarafından, göreve son verme işleminin disiplin yaptırımı niteliğinde bir işlem olduğu ve usulüne uygun soruşturma yapılmadan dava konusu işlemin tesis edildiği ileri sürülmüş ise de; davacının bir yıl içerisinde birden fazla ücretten kesme cezası aldığı ve söz konusu cezaların kesinleştiği, göreve son verme cezasının, bir yıl içerisinde birden fazla ücretten kesme cezası alınması durumunun oluşması ve ikinci cezanın akabinde zorunlu olarak tesis edilecek nitelikte bir işlem olduğu, bu nedenle göreve son verme işleminin tesisi için ayrıca soruşturma yapılmasına ve savunma alınmasına gerek bulunmadığı, davacının bu yöndeki iddiasının hukuken itibar edilebilir nitelikte bulunmadığı, ayrıca, davanın göreve son verme işleminin iptali istemiyle açılan bir dava olup bu işlemin dayanağı olan disiplin cezalarına karşı açılan bir dava olmadığı, bu bakımdan, davaya konu işleme dayanak alınan söz konusu disiplin cezalarının iptaline yönelik ayrıca bir dava açılmadığı veya iptal isteminde bulunulmadığı sürece idari işlemlerin tabi bulunduğu hukuka uygunluk karinesini gereği tesisine dayanak alındıkları işlemin iptali talebinin görüşüldüğü iş bu davada sebep unsuru yönünden hukuka uygunluk denetimi kapsamında incelenmesine olanak bulunmadığı, idare ve disiplin hukuku ilkeleri gereğince davaya konu işleme esas alınsalar da, bağımsız ve bireysel nitelikte ayrı idari işlemler olduklarından, İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 7/4. maddesinin son cümlesinin verdiği yetki kapsamında yönetsel işlemler gibi hukuka aykırılıkları tespit edilip ihmal edilmek suretiyle değerlendirme dışı tutulmalarının hukuken mümkün olmadığı, disiplin cezalarının idari bir tasarrufla geri alınmaları da yine hukuken mümkün olmadığından idari yargı mercilerince iptallerine karar verilmediği sürece idari işlemlerin hukuka uygunluk karinesine tabi olma özellikleri dolayısıyla hukuken geçerli olacakları gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne, ... İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında tesis edilen işlemlerin hukuka ve mevzuata uygun olmadığı, hakkında koruma kararı bulunduğu dönemde görevlendirme olmamasına rağmen hakkında göreve katılmadığı gerekçesiyle yersiz tutanak tutulduğu, dava konusu işlem nedeniyle savunma hakkı verilmediği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının 27/12/2018 tarihli Kaymakamlık Oluru sözle saygısızlık fiilinin karşılığı olarak ücretten kesme cezası ile tecziye edildiği, 11/03/2019 tarihinde nöbet görevine gelmemek fiilinin karşılığı olarak kınama cezası ile tecziye edildiği, 15/03/2019 tarihinde nöbet görevine gelmemek fiilinin karşılığı olarak kınama cezası ile tecziye edildiği, 27/12/2018 tarihli Kaymakamlık Oluru ile nöbet görevine gelmemek fiilinin karşılığı bir yıl içerisinde iki kez kınama cezası aldığından bahisle ücretten kesme cezası ile tecziye edildiği, 2019 yılı içerisinde görevlendirildiği nöbetlere gitmemesi, çağrıldığı göreve gelmemesi ve verilen emirlere itaat etmemesi nedeniyle hakkında tutanak tanzim edildiği hususları belirtilerek Güvenlik Koruculuğu Yönetmeliğinin 17. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 14. alt bendinde belirtilen "Bir yıl içinde birden fazla ücretten kesme cezası almak" kuralı uyarınca güvenlik koruculuğu görevinden çıkarılması işlemi üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki mevzuat aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde; geçici köy korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamaların Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Bu madde hükmü uyarınca 09/01/2008 tarih ve 2018/13105 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nde yapılan 11/10/2018 tarih ve 182 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin ç 'görevden çıkarma' başlıklı 1. bendinde; '(1)Bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Göreve son verme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:' hükmü, aynı maddenin 14. alt bendinde; 'Bir yıl içerisinde birden fazla ücretten kesme cezası almak,' hükmü, "Savunma Hakkı" başlıklı 20/A. maddesinde; '(1) Güvenlik Korucusu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Soruşturmayı yapanın veya komisyonun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan güvenlik korucusu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.' hükümlerine yer verilmiştir. 24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanununun ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline, iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasındaki "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi benimsenmiştir. Ceza Hukukunda, bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinden doğması, kanunda yazılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırım uygulanmasını gerektirmesi şarttır. Disiplin suçu, kamu görevlisinin ilgili Kanunlarda tanımı yapılan ve kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı taşıyan kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemleridir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev'i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği gibi kanunun başka bir ceza öngördüğü eylem için daha ağır bir ceza verilemez. Zira "cezada kanunilik" ilkesi, kişinin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülen daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına imkan vermez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Kanunsuz ceza olmaz" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında da hiç kimsenin, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağı; aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir cezanın verilemeyeceği yönündeki düzenlemeye yer verilmiştir. Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." denilerek suç ve cazalar hakkında bu Kanunda düzenlenen genel hükümlerin, idari veya adli suç ve ceza ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiği ifade edilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "...İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar." şeklinde ifade edilen hükme göre, bir suçun işlendiği zamandaki Kanun hükmü ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükmü birbirinden farklı olduğu takdirde, fail hakkında lehe olan hüküm uygulanacaktır. Lehe olan hükmün saptanabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan kanuni düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemenin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava konusu görevden çıkarma işleminin dayanağı olan Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17.ç.14 maddesinde yer alan 'Bir yıl içerisinde birden fazla ücretten kesme cezası almak' hükmünün, 442 sayılı Köy Kanunu'nda yapılan düzenlemede aynen yer almadığı, buna karşın aynı Kanunu'nun "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B maddesinin son fıkrasında; "Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin bir yıl içerisinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının bir yıl içerisinde üçüncü uygulanmasında bir derece ağır ceza verilir." düzenlemesine yer verildiği görülmüştür. Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında 2018 yılında komutanına diğer korucuların yanında saygısızlık yapmak nedeniyle ücretten kesme, 11/03/2019 tarihinde nöbet görevine gelmemekten kınama, 15/03/2019 tarihinde nöbet görevine gelmemekten kınama, 19/03/2019 tarihinde nöbet görevine gelmemekten iki kez kınama cezası alması nedeniyle ücretten kesme, 2019 yılında nöbete gitmeme ve emirlere itaat etmeme nedeniyle 15 tutanak tanzim edildiği gerekçesiyle Yönetmeliğin 17.ç.14. maddesi gereği göreve son işlemi tesis edildiği görülmüştür. Davacının göreve son nedenlerine ilişkin fiilleri incelendiğinde, 2018 yılındaki ücretten kesme fiilinin tek olduğu, 2019 yılında iki kınama ve iki kınama nedeniyle bir ücretten kesme cezası olduğu, 15 tutanak hakkında soruşturma ve cezai işlem yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, aylıktan kesme cezasının bir derece ağır cezası olan göreve son verme cezası için işlem tarihinde yürürlükte olan Yönetmeliğe göre; bir yıl içinde iki kez ücretten kesme cezası yeterli iken yasal değişiklikten sonra disiplin cezasına sebep olmuş bir fiil veya halin bir yıl içerisinde tekerrürü nedeniyle bir derece ağır ceza uygulanması ya da aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının bir yıl içerisinde üçüncü kez uygulanması suretiyle bir derece ağır ceza verilmesi gerektiği; tesis edilen cezaların davacı yönünden 442 sayılı Köy Kanunu'nun 74/B maddesindeki tekerrür hallerini gerçekleştirmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla, davanın iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabul, kaldırma, reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak,17/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.