Başvurucu, yargı kararının uygulanmaması sebebiyle açtığı manevi tazminat davasında lehine verilen kararın, dava dosyasında ve davalı idarenin itiraz dilekçesi ekinde olmayan ve üzerinde inceleme yapılmayan belgeler sanki varmış ve incelenmiş gibi ifade edilmek ve var olmayan belgelere dayanmak suretiyle bölge idare mahkemesi tarafından kaldırılması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi ve zarar
Başvurucu, yargı kararının uygulanmaması sebebiyle açtığı manevi tazminat davasında lehine verilen kararın, dava dosyasında ve davalı idarenin itiraz dilekçesi ekinde olmayan ve üzerinde inceleme yapılmayan belgeler sanki varmış ve incelenmiş gibi ifade edilmek ve var olmayan belgelere dayanmak suretiyle bölge idare mahkemesi tarafından kaldırılması nedeniyle Anayasa’nın maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi ve zararının tazmin edilmesi talebinde bulunmuştur. Başvuru, 20/12/2013 tarihinde Derinkuyu Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 24/2/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Nevşehir ili, Derinkuyu ilçesi, Til köyü, Kepezaltı mevkiinde kendisine ait tarımsal sulama kuyusu ile ilgili olarak yeraltı su seviyesinde azalmaya sebep olan bölgedeki diğer kuyular gerekçe gösterilerek kendisine ruhsat verilmediğinden bahisle bu kuyuların faaliyetinin önlenmesi, bu amaçla bölgedeki kuyuların denetlenerek ruhsatlı olup olmadıklarının tespiti, ruhsatsız kuyuların kapatılması, yasal yükümlülüklerini yerine getirmeyenler yönünden müeyyide uygulanması ve bölgenin kamu yararı doğrultusunda yeni belge ve tahsis taleplerine açılması istemiyle 26/4/2010 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne başvurmuştur. DSİ Genel Müdürlüğü Kayseri Bölge Müdürlüğünün 7/6/2010 tarihli işlemiyle, 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun doğrultusunda DSİ Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeraltı sularının yeniden tahsisi ve yapılan ve yapılmış tahsislerin kontrolü ile ilgili yeni yasa çalışmalarının tamamlanmasının beklenildiği, bahse konu yasa çalışmalarının tamamlanmasından ve yayımlanmasından sonra taleplerinin değerlendirileceği gerekçesiyle başvurucunun talebi reddedilmiştir. Söz konusu işlemin iptali istemiyle açılan davada, Kayseri İdare Mahkemesinin 27/10/2011 tarih ve E.2010/511, K.2011/1048 sayılı kararıyla “başvuru hakkında yürürlükteki mevzuat hükümlerinin davalı idareye verdiği görev ve yetkiler çerçevesinde bölgede ruhsatsız olduğu ileri sürülen kuyular bulunup bulunmadığı, bu kuyuların tahsis fazlası su kullanıp kullanmadığı, bölgenin kamu yararı doğrultusunda yeni belge ve tahsis taleplerine açılıp açılamayacağı yönünde gerekli kontroller ve araştırmalara ilişkin bilgilerin verilmesi gerekirken davacının başvurusunun mer’i mevzuat uyarınca her hangi bir araştırma ve tespit yapılmaksızın yeni yasa çalışmalarının tamamlanmasının beklenildiği gerekçe gösterilmek suretiyle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı” gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Bu karar, temyiz üzerine Danıştay Dairesinin 11/4/2013 tarih ve E.2012/1545, K.2013/3224 sayılı kararıyla onanmıştır. Başvurucunun, anılan kararın uygulanması amacıyla 24/2/2012 tarihinde yaptığı başvuru, DSİ Genel Müdürlüğü Bölge Müdürlüğünün 15/3/2012 tarihli işlemiyle “bölgede 206 belgeli kuyu ve 23 adet ruhsatsız kuyunun tespit edildiği ve bunlar için idari para cezalarının uygulandığı, ayrıca mevzuat değişikliği sonrası oluşan yeni duruma göre kuyularını belgelendirmeyenlerin kuyularının tespit edilerek kapatılacağı, eksikliklerin tamamlanması durumunda başvurucuya ait kuyuların belgelere bağlanabileceği” belirtilerek reddedilmiştir. Başvurucunun, söz konusu işlemin iptali istemiyle açtığı davada, Kayseri İdare Mahkemesinin 8/1/2013 tarih ve E.2012/523, K.2013/5 sayılı kararıyla, “davalı idare tarafından her ne kadar mevzuat değişiklikleri sonucunda YAS Eylem Planı doğrultusunda konu hakkında gereğinin yapılacağı öne sürülmekle birlikte davaya konu başvurudaki ‘bölgedeki ruhsatsız açılan kuyuların tespit edilerek kullanıma kapatılması ve kendilerine tahsis yapılan kuyu sahiplerince tahsis fazlası su kullanıp kullanmadığının denetlenmesi ve sonucunda işlem tesis edilmesi’ istemi yönünden anılan mahkeme kararı gerekçesi gözetilerek uygulama yapılması gerekirken, karar ile tespit edilen hukuka aykırılık nedenlerine benzer şekilde işlem tesis edilmesi yoluna gidilmesinin mevzuatta öngörülen idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını uygulamakla yükümlü olduğu kuralının ihlal edildiği sonucuna varıldığı” gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Başvurucu tarafından, Kayseri İdare Mahkemesinin 27/10/2011 tarih ve E.2010/511, K.2011/1048 sayılı iptal kararının uygulanmadığından bahisle 000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine hükmedilmesi istemiyle tam yargı davası da açılmış, Kayseri İdare Mahkemesinin 22/1/2013 tarih ve E.2012/522, K.2013/57 sayılı kararıyla, “davacının yargı kararının yerine getirilmesi istemiyle idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın Kayseri İdare Mahkemesinin 8/1/2013 tarih ve E.2012/523, K.2013/5 sayılı kararıyla iptal edildiği, dolayısıyla uygulanması istenen yargı kararının bütün hukuki sonuçlarıyla yerine getirilmediğinin yargı kararıyla da ortaya konulduğu ve idarenin ağır hizmet kusuru olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek 500,00 TL manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine hükmedilmiştir. Bu karara başvurucunun tazminat miktarının yetersiz olduğu, davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün ise başvurucunun uğradığı bir zararın bulunmadığı gerekçesiyle yaptıkları itiraz üzerine Kayseri Bölge İdare Mahkemesi, 12/6/2013 tarih ve E.2013/291, K.2013/665 sayılı kararıyla “dosyadaki bilgi ve belgeler ile davalı idare itiraz dilekçesinin eklerinin incelenmesinden, Kayseri İdare Mahkemesinin 27/10/2011 tarih ve E.2010/511, K.2011/1048 sayılı iptal kararının davalı DSİ Genel Müdürlüğü Bölge Müdürlüğüne 26/1/2012 tarihinde tebliğ edilmekle birlikte iş bu davanın açıldığı tarihten sonra 25/2/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun’un maddesine eklenen fıkra hükmüne dayanılarak çıkarılan ve 3/6/2011 tarihinde yürürlüğe giren DSİ Ölçüm Sistemleri Yönetmeliği hükümleri ile ruhsatlı kuyuların tahsis fazlası çekimlerinin önlenmesi amacıyla sondaj kuyularına ölçüm sistemi takma zorunluluğu için verilen 2 yıllık sürenin henüz dolmaması nedeniyle yasal zorunluluk nedeniyle İdare Mahkemesi kararının yerine getirilemediği gibi bu çalışmalar kapsamında ilk pilot bölge olarak Kayseri Yeşilhisar ve Derinkuyu arasında kalan bölgenin hidrojeolojik etüd raporu doğrultusunda çalışmalar yapılarak 7/9/2011 tarihinden itibaren Tilköy Havzası yeraltı tahsislerine açılmış; davacının Kepezaltı mevkiinde tarımsal sulama yapmak için talep ettiği kuyu ruhsatı ile yapılan müracaatının incelenmesinden de, kuyu açma talebinde bulunulan tarlanın Bünyami Arıkan’ın babasına ait olup babasının 1997 yılında vefatı nedeniyle 54 parçaya bölünmesi suretiyle bir çok varislerinin bulunduğunun tespit edilerek DSİ Genel Müdürlüğü Bölge Müdürlüğünün 14/10/2011 – 15/11/2011 tarihli yazılarıyla gerekli belgelerin getirilmesi istendiği, ayrıca da Bünyami Arıkan’a 20/2/2012 günlü yazı ile yasal düzenlemelerden bahsedilerek Kayseri Yeşilhisar ve Derinkuyu (Tilköy) arasında kalan bölgede 2012 yılına kadar toplam 206 belgeli kuyu ve 23 kaçak kuyunun tespit edilerek kaçak kuyular ile ilgili olarak idari para cezalarının uyglandığı, yeni duruma göre kuyularını belgelendirmeyenlerin kuyularının tespit edilerek kapatılacağının bildirildiğinin belirlendiği; bu durumda, davalı idarece gerek yeni yasal düzenlemeler nedeniyle, gerekse ruhsatsız kuyuların tespit çalışmalarının uzun sürmesi nedeniyle Kayseri İdare Mahkemesinin 27/10/2011 tarih ve E.2010/511, K.2011/1048 sayılı kararının 30 günlük yasal süresi içerisinde yerine getirilmediği, daha sonraki çalışmalarla bu kararın gereğinin yerine getirildiği, durumun da davacıya bildirildiği anlaşıldığından, yargı kararının uygulanmamasından söz edilemeyeceği gibi hizmet kusurunun da olmadığı açık bulunduğundan davacının manevi tazminatın gerekçesi olan üzüntü ve eleme uğradığından bahisle adına tazminata hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı” gerekçesiyle başvurucunun itirazını reddetmiş; davalı idarenin itirazını ise kabul ederek Kayseri İdare Mahkemesinin 22/1/2013 tarih ve E.2012/522, K.2013/57 sayılı kararını kaldırarak davanın reddine karar vermiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi ise Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin 22/10/2013 tarih ve E.2013/1039, K.2013/1039 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Bu karar başvurucu vekiline 3/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk Anayasa’nın maddesinin son fıkrası şöyledir: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:“ (1) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. …” “ (3) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.” 16/12/1960 tarih ve 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun’un maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “İlan edilmiş yer altı suyu işletme sahaları dışında her arazi sahibi; arazisinde yeraltı suyu aramak, suyu bulduktan sonra, bunun kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanmak hakkına maliktir. Ancak bu işler 8 inci maddenin şümulüne girdiği takdirde belge alınması mecburidir.” 167 sayılı Kanun’un maddesinin 6111 sayılı Kanun ile eklenen ikinci fıkrası şöyledir: “Kuyu, galeri, tünel ve benzerlerine çekilecek yeraltı suyu miktarının tespitini sağlayacak ölçüm sistemleri kurulmadan, kullanma belgesi verilemez. Bu ölçüm sisteminin özellikleri yönetmelikle belirlenir.” 167 sayılı Kanun’un 6111 sayılı Kanun ile eklenen geçici maddesi şöyledir: “10 uncu maddenin ikinci fıkrasında öngörülen yönetmelik, üç ay içinde hazırlanarak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlık tarafından yürürlüğe konulur.” 167 sayılı Kanun’un 6111 sayılı Kanun ile eklenen geçici maddesi şöyledir: “Bu maddenin yayımı tarihinden önce yeraltı suyu temini maksadıyla kuyu, galeri, tünel ve benzerleri için kullanma belgesi almış olanlar, iki yıl içerisinde 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında öngörülen ölçüm sistemini kurarlar. Bu süre içerisinde ölçüm sistemi kurmayanların kullanma belgeleri Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından iptal edilir ve belgeye konu yer kapatma masrafları sahibinden alınarak kapatılır.”