19. Ceza Dairesi 2018/33 E. , 2018/7648 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi ŞİKAYETÇİ : ... A.Ş. SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme
**19. Ceza Dairesi 2018/33 E. , 2018/7648 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi ŞİKAYETÇİ : ... A.Ş. SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak, İncelemeye konu, Semaye şirketlerinin iflasını istememek suçu, aynı ticari işletmenin faaliyetine konu sermaye şirketi için ancak bir kez işlenebilen bir suçtur. Zira aynı ticari işletmenin faaliyetine konu şirketi Kanunda belirtilen yükümlülüklere riayet etmeksizin birden fazla terk etmek mümkün değildir. Burada mağdur edilen müşteki sayısının fazlalığı temel cezanın tayini sırasında dikkate alınsa dahi, aynı neviden fikri içtima hükümleri uygulanamaz. Zira suçun konusu tektir ve tek olan konu sermaye şirketidir. 5237 sayılı TCK’nın 43/2 maddesinde aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanabilmesi için birden fazla bağımsız suçun Kanunda düzenlenen istisnai durumlarda bir araya gelmesinin zorunlu olması aranırken, ancak bir kez iflas etmesi mümkün olan sermaye şirketinin iflasının istenmemesi nedeniyle sırf birden fazla şikayetçinin zarar gördüğünden bahisle anılan suçu fikri içtima kapsamına dahil etmek, Türk Ceza Hukukunun kabul etmediği kıyas yöntemini hemde sanık aleyhine hüküm doğuracak şekilde ceza hukukuna dahil etmek olur ki, bunun kanun koyucunun iradesine aykırı olacağı açıktır. Zira kanun koyucu, Genel Gerekçede iradesini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle sanık aleyhine getirilen hükümlerin hiç bir tereddüde yer vermeyecek şekilde kanunda açıkça belirtilmesi gerekir. Bu kural Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesi ile hüküm altına alınan ve Anayasa hükümleri arasında da yer bulan suçların kanuniliği prensibinin doğal bir sonucudur. Somut olayımızda; bölünmesi, parçalara ayrılması mümkün olmayan ve ancak bir kez işlenmesi mümkün olan Sermaye şirketlerinin iflasını istememek suçundan gerek zincirleme suçun gerekse fikri içtimanın olmazsa olmazını teşkil eden suç çokluğundan söz edilemeyeceği hususunda herhangi bir duraksamanın bulunmaması, sanık hakkında daha önceden İİK'nın 345/a maddesine aykırılık suçundan verilen cezanın kesinleştiğinin uyap kayıtlarından anlaşılması karşısında; İİK'nın 345/a maddesine aykırılık suçundan kesinleşen ...1. İcra Ceza Mahkemesinin 2010/1588 Esas 2014/37 K sayılı dosyasının getirtilerek incelenmesi suretiyle mahkumiyete konu dava ile temyiz incelemesine konu iş bu davanın aynı sermaye şirketinin iflasının istenmemesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilerek aynı sermaye şirketine ait olduğunun belirlenmesi halinde, mükerrer olan bu davanın reddine karar verilmesinde zorunluluk bulunması; Kabule göre de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 75. maddesinin birinci fıkrası uyarınca uzlaştırma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adli para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçlar ön ödemeye tabi olup, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 345/a maddesinde öngörülen suçun cezasının üst sınırının üç ay hapis cezası olduğu ve suç tarihi itibariyle uzlaştırma kapsamında bulunmadığı gözetilerek sanık hakkında önödeme ihtaratında bulunulup sonucuna göre durumunun tayini gerekirken anılan ihtarat yapılmadan mahkumiyet kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye kısmen uygun olarak, HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.