DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/20 E. , 2024/949 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/20 Karar No : 2024/949 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir ili, Balçova ilçesi, ... Mah
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/20 E. , 2024/949 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/20 Karar No : 2024/949 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir ili, Balçova ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde faaliyet göstermekte olan ve davacının sahibi ve mesul müdürü olduğu ...nin muvazaalı işletildiğinden bahisle faaliyetinin durdurulmasına ve ruhsatı iptal edileceğinden 1 ay içerisinde tasfiyesinin yapılması gerektiğinin bildirilmesine ilişkin İzmir Valliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu olayda, davacının sahibi ve mesul müdürü olduğu İzmir ili, Balçova ilçesi, İnciraltı Mahallesi Mithatpaşa Caddesi adresinde faaliyet gösteren "..." adlı iş yerinin muvazaalı işletildiği yönünde değerlendirme yapılmasına sebep hususların "- Y.T.'ye (idarece muvazaalı olarak eczaneyi işleten kişi olduğu değerlendirilen şahıs) eczane hesapları için verilen vekâletname ve bu vekâletname ile adı geçen şahsın hesapla ilgili istediği her türlü işlemi yapabiliyor olması, Y.T.'nin çocuğunun gittiği okula eczane hesabından çok miktarda havale yapılmış olması, - Ecz. ...’nin son beş yıl için eczane için dükkân kirası ödememiş olması, dükkanın Y.T.'nin eşi olan K.T. ve kardeşi M.T.'nin sahibi olduğu ecza deposuna ait olması, - Eczane kiralarının son 5 yıldır dükkân sahiplerinin vermediği banka hesap numarasının verilmeyişi nedeni ile ödenmemiş olduğu iddia edilmesine rağmen muvazaa sorgulamasının başlaması ile birden ödenmesi için gerekli hesap numarasının verilmesi, - Ecz. ...’nin dükkân kiralarını ödemedim ama düzenli olarak şahsi hesabımda biriktirdim demesine rağmen buna ilişkin bir hesap göstermemiş olması, -Y.T. tarafından “...” bilgisi ile birçok para verişinin not edildiği, -Eczane için kullanılan resmi mail adresinin Y.T.'ye ait olması, Ecz. ...’nin kazancı ile uyumlu olmayan kredi kartı harcamaları, - Ecz. ...’nin çalışan elemanlarının ne kadar maaş aldığını bilmiyor oluşu," şeklinde olduğunun görüldüğü, Uyuşmazlıkta, davalı idarece tesis edilen eczanenin faaliyetinin durdurulması ve ruhsat iptali yapılarak 1 ay içerisinde tasfiyesinin yapılacağına ilişkin işlemin muvazaalı şekilde eczane işletilmesi hususuna dayandırıldığı ve bu durumun Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin 48. maddesine aykırılık kapsamında değerlendirildiği ve anılan hükme istinaden eczane ruhsatının iptal edildiği, bu kapsamda anılan olguların ruhsat iptaline ilişkin işleme gerekçe oluşturup oluşturamayacağının mülkiyet hakkına ilişkin değerlendirmeler bağlamında tartışılması gerektiği, diğer yandan, eczacılık faaliyetlerinin kamu sağlığına ilişkin yönünün de olduğu dikkate alındığında yapılacak değerlendirmede bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiği, Bu doğrultuda, muvazaa hususunun tam bir ispatla ortaya konulabilmesinin işin mahiyeti gözetildiğinde genellikle mümkün olmadığı, bu sebeple vakıa kapsamında elde edilen emareler gözetilerek oluşacak vicdani kanaate göre hüküm verilmesi gerektiği, bu kapsamda eczacılık mesleğinin Kanunda düzenlendiği üzere yalnızca eczacılık diplomasına sahip kişilerce yapılabileceği, bu yolla halkın eczanelerden daha kaliteli ve işin ehli uzmanlar aracılığı ile hizmet almasının sağlanmasının amaçlandığı, bu çerçevede eczanenin sevk ve idaresinin eczacıların bizatihi kendi uhdelerinde olması gerektiği, eczanenin fiilen sahibi olan eczacı tarafından işletilmesinin bir zorunluluk olduğu, davacı tarafından eczaneyi muvazaalı şekilde işlettiği iddia olunan Y.T.'ye verilen vekaletnameyle eczanenin genel sevk ve idaresinin ve işletilmesinin anılan şahsa bırakılmış olduğunun görüldüğü, Davalı idarece yapılan tespitlerden de davacının eczane işleyişinde tam bir hakimiyetinin bulunmadığının görüldüğü, davacının eczane hakkında yapılan bütün denetimlerde iş yerinde hazır bulunmasına rağmen eczanenin sevk ve idaresinden bu derece uzakta olmasının bir tezatlık içerdiği, bütün bu hususlar çerçevesinde; olay kapsamında elde edilen emarelerin eczanenin muvazaalı olarak işletildiği noktasında yeterli kanaate ulaşmaya elverişli olduğu, ruhsat iptali yoluyla davacının mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin taşıdığı kamu yararı amacı gözetildiğinde ölçülü olmadığının söylenemeyeceği, davaya konu müdahalenin uygulanmasına davacının kendi kusurlu davranış ve eylemleriyle sebebiyet verdiği, bunun yanında davalı idarenin söz konusu müdahale uygulanması çerçevesinde özensiz tutum ve davranışlarda bulunduğuna dair herhangi bir somut olgunun varlığının dosya muhteviyatında müşahede edilmediği, işlemin kamu sağlığının korunması çerçevesinde kamu yararı amacına hizmet edecek şekilde tesis edildiği, Özetle, tesis edilen işlemin kamu sağlığında meydana gelebilecek tehlikeleri bertaraf etme maksadıyla kamu yararı amacına matuf şekilde tesis edildiği ve hukuka ve mevzuata aykırı herhangi bir husus barındırmadığı ve ölçülü olduğu sonucuna ulaşıldığı, bu durumda eczanenin davacı dışında başka bir şahıs tarafından davacının eczacı kimliği kullanılarak eczanenin muvazaalı olarak işletildiği, muvazaa durumunun da idarece somut ve objektif bilgi ile belgelerle ortaya konulduğu ve tespit edilen bu hususların eczanenin muvazaalı olarak işletildiği noktasında bir kanaate ulaşmaya yeterli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 06/06/2023 tarih ve E:2022/7713, K:2023/3193 sayılı kararıyla; davacının eczacılık mesleğine 1979 yılında başladığı, İzmir ili, Urla ilçesinde faaliyet gösteren eczanesini 03/07/2000 tarihinde ... adı altında İzmir ili, Balçova ilçesine taşıdığı, eczane işleyişine vakıf olmadığı, sorulan sorulara açık ve net cevap verilmediği, çalışanı Y.T.'ye eczane hesapları için vekaletname verildiği, adı geçenin bu vekaletname ile istediği her türlü işlemi yapabildiği, çocuğunun gittiği okula eczane hesabından çok miktarda havale yapıldığı, davacının son beş yıl içinde mülk sahibine kira ödemediği, dükkanın Y.T.'nin eşi ve kardeşinin sahibi olduğu bir ecza deposuna ait olduğu, kiraların dükkan sahibinin banka hesap numarasını vermemesi sebebiyle ödenmediğinin belirtildiği, söz konusu hesap numarasının muvazaa incelemesinin başlaması üzerine verildiği, davacının ödemediği kiraları şahsi hesabında biriktirdiğini belirtmesine rağmen bu hususu ispatlayamadığı, Y.T.'nin kullandığı "kasa defteri" adlı deftere "..." bilgisi ile pek çok para verişinin not edildiği, eczane için kullanılan resmi e-mail adresinin Y.T.'nin adına olduğu, muvazaa incelemesi devam ederken bu adresin ... şeklinde değiştirildiği, davacının kazancı ile uyumlu olmayan kredi kartı harcamalarının bulunduğu, eczane çalışanlarının ne kadar maaş aldığını bilmediği, davacı adına iki adet kayıtlı faturalı telefon hattı bulunduğu, bunlardan birini davacının diğerini Y.T.'nin kullandığı, eczanenin banka hesabından davacının kullandığı hattın faturası ödenmezken, Y.T.'nin kullandığı hattın faturasının düzenli olarak ödendiği yönündeki tespitlerin, davacı eczacının muvazaalı eczane işlettiğine dair kanaatin dayanağını oluşturduğunun anlaşıldığı, Ancak muvazaa tespitlerinin ifade ve duyum ile kanaate dayalı olduğu ve bu ifade ve duyumların yorumu neticesinde oluştuğunun görüldüğü, böylece idarece ortaya konulan tespitlerin eczacı ile kalfa arasında muvazaa ilişkisini ispatlayacak nitelikte olmadığı, yapılan denetimlerde işinin başında bulunduğu, dava konusu eczanenin muvazaalı olduğu hususunun objektif bilgi ve belgelere dayalı olmadığı, dava dosyasına muvazaayı kanıtlar nitelikte şüpheden uzak, somut bilgi ve belge sunulamadığının anlaşıldığı, Anayasa'nın 48. ve 49. maddeleriyle güvence altına aldığı çalışma hakkının sınırlandırılmasına yönelik dava konusu işlemin sırf kanaate dayalı olarak tesis edilmesinin mümkün olmadığı, çalışma hakkını sınırlayacak bir idari tasarrufun, ancak, somut bilgi, belge ve tespitlere dayalı olarak tesis edilmesinin, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı hukuka bağlı devlet anlayışının doğal bir sonucu olduğu, Bu nedenle, inceleme konusu olayda, muvazaa olduğu hususunun objektif bilgi ve belgelere dayandırılmadığı, başka bir anlatımla muvazaa iddiasının kanıtlanamaması karşısında, dava konusu işlemde ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işleme dayanak gösterilen raporların duyum ve kanaate dayandığı, muvazaa iddiasına ilişkin hususların kalfa ile işveren ilişkisinden ibaret olduğu, İl Müdürlüğü tarafından tesis edilen işlemlerin yetki unsuru yönünden sakat olduğu, muvazaa iddiasının objektif bilgi ve belgelere dayandırılamadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 02/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.