T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 05/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/06/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVALI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVANIN KONUSU : Menf…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 05/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/06/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVALI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 09/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraf ticari defterleri incelendiğinde müvekkili ile davalı arasında en son ticaretin 2008 yılında yapıldığını, davalı tarafın savcılıkta verdiği beyanda mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğunu, ... Cumhuriyet Savcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyası ile 05.02.2023 tarihinde bilirkişi tarafından davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucu bilirkişi raporu hazırlandığını, rapora göre müvekkilinin borcunun 2008 yılından kalma olup miktarın 115.763,58 TL olduğunu, bu rakamı davalı defterlerinin de teyit ettiğini, davalı tarafın beyanından ve bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere takip tarihi itibari ile müvekkilinin davalı tarafa olan 115.763,58 TL borcunun zaman aşımına uğradığını, takibe konu senet incelendiğinde borcun sebebi kısmının boş olduğunu, ancak savcılık dosyasındaki davalı ifadesi incelendiğinde davalı tarafından senedin ticaret karşılığı alındığının beyan edildiğini, davalı tarafından Cumhuriyet Savcılığında 05.05.2023 tarihinde verilen ifadenin mahkeme dışı ikrar niteliğinde olduğunu, mahkeme dışı ikrarın HMK 199 maddesi gereği belge sayıldığını, davalı tarafın belge niteliğinde olan mahkeme dışı ikrarından sonra cevap dilekçesinde senet hakkında mücerretlik iddiası borcun sebebini talil ettiğini belirterek müvekkili ...'ın davalı tarafa ... İcra Müdürlüğünün ...E dosyasından kaynaklı borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli takip sebebiyle, davalı tarafın %20“den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı dava konusu senedin tanzimi sırasında senedin asli unsurlarından bir kısmının yazılmaması suretiyle, yani açığa imza atmak suretiye senet tanzim ettiğini, bilindiği üzere TTK. 688. maddesi hükmüne göre, bonoda tanzim tarihinin bulunması zorunlu olduğunu ancak bu tarihin gerçeğe uygun olması gerekmediğini, bonoda tanzim tarihinin ve diğer unsurlarının tedavüle çıkarılırken doldurulabileceği kabul edildiğini ve hatta bu hususun iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği de benimsendiğini, senedin tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmaması hali 592. maddede kabul edilmiş olduğunu, davacı ve diğer borçlu tarafından davalının huzurunda imzalanarak davalıya verilmiş olan dava konusu senet takibe konmadan önce taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak yasal unsurlarını taşıyacak şekilde doldurulduğunu ve öyle takibe konulduğunu tahrifat yapılmadığını, imza borçlulara ait olduğunu, davacı tarafın dava koonusu senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin bir iddiası da olmadığı gibi buna ilişkin yazılı bir belge de sunulmadığını , keza ... CBS ... Soruşturma sayılı dosyasında yapılan incelemesinde senetteki imzaların davacı borçlulara ait olduğunun anlaşıldığını, davacı ve dava dışı diğer senet borçlusunun davalı müvekkil alacaklıya iftira atmaktan haklarında ... Asliye Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında cezalandırılması istendiğini, savcılık soruşturma aşamasında yaptırılan bilirkişi incelemesi ile taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı bir kısım emtia bedellerinin ödenmediği tespit edildiğini ve 2008 ve önceki tarihli kg.fiyatlarına göre hesaplama yapıldığını, taraflar arasındaki uzun süreli ticari ilişkide ödenmemiş olan emtia bedellerinin güncel değeri karşılığı düzenlenmiş olan bono senedi nedeniyle davacı, davalı müvekkile borçlu bulunduğunu , davacı tarafın ayrıca zamanaşımı itirazının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere müvekkile icra inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "İİK.72/5 maddesi uyarınca "borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın % 20'sinden aşağı olamaz. " hükmü gereği somut olayda davacı tarafça, davalının takibe ve davaya konu senet nedeniyle takip başlatmakta kısmen haksız olduğu kanaatine varılmış ise de, davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından, yasal koşulları oluşmadığı kanaati ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmeyerek, Davanın KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ ile, ... İcra Müdürlüğü 'nün ... Esas sayılı dosyasında davacının davalıya 257.739,95-TL asıl alacak 117.772,18-TL işlemiş faiz yönünden Borçlu Olmadığının TESPİTİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, Yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Davacının bono senedi ile davalıya borçlu olduğunu, davacının iddialarını yasal delillerle ispatlayamadığını, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalının defterleri gerekçe gösterilerek davalı aleyhinde kısmen kabul kararının verildiğini, mahkemenin gerekçesi ve kısmen kabul kararının usul ve yasaya, HMK.222 md.açıkça aykırı olduğunu, Mahkemenin gerekçesinde ispat külfetinin davacı tarafta olduğu belirtilmesine ve davacının defterleri de usulüne uygun tutulmadığı için delil vasfı taşımadığının kabul edilmesine rağmen HMK.222.md. aykırı olarak sadece davalının defterleri gerekçe gösterilerek davalı alacaklı aleyhine kısmen kabul kararı verildiğini, ispat yükünün belirlemesinin mahkemece doğru yapıldığını, ancak ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilmesine rağmen sanki ispat yükü davalıdaymış gibi hükme gidildiğini, kısmen hatalı karar verildiğini, bu sebeple davanın kısmen reddine ilişkin hükme yönelik bir itirazlarının olmaması ile birlikte kısmen kabul kararı verilerek "davacı-borçlunun 257.739,95.TL asıl alacak 117.772,18.TL işlemiş faiz yönünden borçlu olmadığının tespitine" ilişkin hükümle ilgili istinaf talebinde bulunduklarını, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile davacının defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı için delil vasfı taşımadığı anlaşıldığını, davacının defterleri ise usulüne uygun tutulduğunu ve bu sebeple ticari defterlerin uyumlu olmadığının anlaşıldığını, ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacağını, ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılması gerektiğini, açıklanan sebeplerden istinaf taleplerinin kabulüne "davanın kısmen kabulü ile davacı-borçlunun 257.739,95.TL asıl alacak 117.772,18.TLişlemiş faiz yönünden borçlu olmadığının tespitine" ilişkin Mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini, tüm istinaf masraflarının davacıya yüklenmesini talep etmiştir. Davacı istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece tesis edilen kısmen red kararı usul ve yasaya aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme ilamında, her ne kadar davacı vekili borcun zaman aşımı definde bulunulmuş ise de, icra takibine dayanak bononun vade tarihinin 15/02/2020 olduğunu, icra takibinin 3 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde başlatıldığını, bu şekilde zaman aşımının kesildiğini ve iş bu menfi tespit davasının da icra takibi devam ederken açıldığı görülmekle zaman aşımı definin yerinde olmadığına karar verildiğini, öncelikle gerek davacının gerekse davalı tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2008 yılında olduğunu, devam eden yıllarda herhangi bir alışverişin yapılmadığını, alacak-borç ilişkisini doğuracak bir işlem yapılmadığı açıkça tespit edildiğini, davalı tarafın soruşturma dosyasındaki ifadesinde, davaya konu senedin alışverişten kısa bir süre sonra alındığı açıkça kabul edildiğini, ayrıca yerel mahkeme alacak miktarı belirlenirken taraflara ait ticari ve defter kayıtlar esas alınmış, davalının 2008 yılında satmış olduğu mala istinaden hüküm kurulduğunu, bu haliyle taraflar arasındaki alışveriş 2008 yılında yapılmış olup davalının alacağı zamanaşımına uğradığını, Yerel mahkemece bu yönde hüküm kurulması gerekirken zamanaşımı definin yerinde görülmemesinin hatalı olduğunu, Yerel mahkemece bilirkişi raporundaki taraflar arasındaki alışverişe konu malların, senedin vade tarihindeki rayiç bedeline göre yapılan hesaplamanın esas alınmasının hatalı olduğunu, taraflar arasındaki alacak verecek ilişkisine konu faturaların düzenlenmesiyle davalının alacağı doğmuş olup vade tarihindeki rayiç bedellere göre alacak hesaplaması yapılmasının mümkün olmadığını, bilirkişice yapılabilecek tek işlem faturadaki bedellere fatura tarihlerinden itibaren faiz işletmek olacağını, nitekim davalı tarafça davacının temerrüde düşürülmediği için faiz alacağının da doğmadığını, ... Dokumacılar Tekstil Malzemeleri İmal ve Satıcılığı Odası'nın 08/04/2025 tarihli müzekkeresinde bildirilen bedeller KDV dahil tutarlar olduğunu, işbu bedellerden KDV tutarının çıkartılması gerektiğini, ayrıca işbu bedellerin hangi tarihe ilişkin olduğunun belirtilmediğini, bu haliyle hesaplamada esas alınmaması gerekirken işbu tutara göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, raporda rayiç değerin KDV hariç belirlenerek 9.833,60 TL KDV ekleneceği gerektiği yazılmışken ek raporda belirlenen rayiç değere güncel bakiye üzerinden KDV hesaplaması yapılarak 36.463,71 TL ekleme yapıldığını, davalı tarafça bahse konu faturalar 2007 ve 2008 tarihlerinde düzenlenmiş olup faturalarda belirtilen toplam 9.833,60 TL KDV tutarının eklenmesi gerektiğini, bu haliyle hem fazla KDV eklemesi yapılmış hem de toplam alacak fazla çıktığı için faizin fazla hesaplandığını, Yerel mahkemece bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilmemiş olup hatalı rapor esas alınarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı yerel mahkemece verilen KISMEN RED kararı usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/06/2025 tarihli ... Esas - ... Karar sayılı ilamının ortadan kaldırılmasına, itirazları doğrultusunda yeniden hüküm tesis edilerek davanın tam kabulüne karar verilmesini veya hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır. Taraflar arasında, 2004-2008 yılları arasında ticari ilişki bulunduğu ve takibe konu senedin bu ticari ilişki nedeniyle davacı tarafça açığa imza atmak suretiyle tanzim, vade tarihi ve bedeli boş olarak davalıya teslim edildiği, davacının taraflar arasındaki 2008 yılına ait ticari ilişki nedeniyle davalıya 115.763,58-TL borçlu olduğu hususlarında ihtilaf bulunmamakla birlikte uyuşmazlığın davacının davalıya olan 115.763,58-TL borcunun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, takibe ve davaya konu senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulup doldurulmadığı, davacının takibe konulan senet bedeli kadar davalıya borçlu olup olmadığı, buna göre kötü niyet veya icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkemece bononun zamanaşımına uğramadığı, bedelsizlik iddiasının yazılı delile kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkiye göre ; bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan inceleme ve tespitlere göre davacının davalıya 257.739,95-TL asıl alacak 117.772,18-TL işlemiş faiz yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Bu durumda; istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, özellikle davalı tarafın cevap dilekçesinde senedin emtia satışı nedeniyle verildiğini beyan etmesi üzerine yaptırılan bilirkişi incelemesinin yerinde olmasına, bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/06/2025 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL eksik harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı taraftan alınması gereken 25.651,23-TL harçtan peşin alınan 6.412,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.238,43 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine, 6-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine, 7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/02/2026 ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.