DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1732 E. , 2024/417 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1732 Karar No : 2024/417 DAVACI: ... VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2019/486, K:2021/3385 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin K
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1732 E. , 2024/417 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1732 Karar No : 2024/417 DAVACI: ... VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2019/486, K:2021/3385 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2019/486, K:2021/3385 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesinin ... tarih E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve anılan beraat kararının temyiz edilmeden 10/01/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüş ise de, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve kendi beyanı yönünden, davacının örgüt toplantılarına katıldığına, lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, üniversitede örgüt evinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Diğer hususlar yönünden, davacıya ait dijital materyallerde yapılan inceleme sonucu, FETÖ/PDY'nin yayın organları olan samanyolu haber, rota haber, herkul.org, aktif haber, Fethullah Gülen sohbetleri, Bam Telini takip ettiğinin tespit edilmesi hususunun, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, hakkında herhangi bir soruşturma yapılmadan meslekten çıkarma işlemi uygulanmasının Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’na, Danıştay kararlarına, Anayasa Mahkemesinin kazanılmış hakları hüküm altına alan kararlarına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin adil yargılanma ihlali yönündeki kararlarına, mesleki etik ve ilkelere aykırılık oluşturduğu; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile mensubiyet, irtibat ve iltisakının söz konusu olmadığı, ihraç işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğu; dava konusu işlemin, hiçbir haklı veriye, somut bilgiye, hukuki delile dayanmadığı; 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3.maddesinin, Anayasa'nın 15. maddesinin 2. fıkrasına aykırı nitelikte olduğu; hiçbir savunma alınmadan, hakkında bir soruşturma yürütülmesi beklenmeden, iddiaların sübuta erip ermediği ortaya konulmadan böyle bir ihraç kararı ile karşılaşılmış olunmasının hem Anayasanın hem de 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun açıkça ihlali anlamına geldiği; herhangi bir adli veya idari soruşturma yapılmadan, savunma alınmadan hâkim ve savcılar hakkında KHK ile verilen meslekten çıkarma kararlarının hakim ve savcılık teminatının ihlali niteliğinde olduğu; somut olayın koşulları çerçevesinde beraat kararını dikkate alınması gerektiği çünkü beraat kararının gerekçesinde örgütle organik bağının olmadığının ortaya konulduğu; “irtibat” veya “iltisak” gibi belirsiz kavram ve kabullerle adı geçen örgütle ilişkilendirilmesinin doğru olmadığı; tanık ifadelerinden, süregelen bir ilişki, irtibat ve iltisak çıkarmanın akla, mantığa ve evrensel hukuk ilkelerine uygun düşmeyeceği; 2006 yılında, üniversite öğreniminin ilk iki ayında konaklama amaçlı olarak o dönem cemaat adıyla örgütün evinde kaldığı ve daha sonra memleketinden iki arkadaşıyla beraber kiralık bir ev bulduktan sonra örgütten ayrıldığı, tanıkların bunu olduğu gibi ifade ettiği; üniversite yaşamına ilişkin fotoğrafların dava dosyasında mevcut olduğu; anılan fotoğraflardan da herhangi örgütsel bir bağ içerisinde olmadığı, olağan bir hayat sürdüğünün anlaşılabileceği; samanyoluhaber, rota haber, herkul.org, aktif haber isimli internet sitelerine özellikle 2014 yılı ve öncesinde birkaç kere giriş yaptığının tespit edilmesinin iltisak teşkil eden bir eylem olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde ve Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacının ceza yargılaması sonucunda,... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve anılan beraat kararının temyiz edilmeden 10/01/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ve anılan karar kesinleşmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/11/2021 tarih ve E:209/486, K:2021/3385 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 29/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.