8. Hukuk Dairesi 2023/4325 E. , 2025/1524 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/45 E., 2022/38 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro davasından dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulü
**8. Hukuk Dairesi 2023/4325 E. , 2025/1524 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/45 E., 2022/38 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro davasından dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kullanım kadastrosu sırasında Gelemiş köyü çalışma alanında bulunan 134 ada 1 parsel sayılı ve 777,06 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...'nin kullanımında olduğu” şerhi yazılarak zeytinli tarla vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir. 134 ada 3 parsel sayılı ve 646,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise kadastro tutanağının beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve eylemli orman olduğu” şerhi yazılarak çalılık vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... Konut Yapı Kooperatifi temsilcileri asıl ve birleşen davada özetle; çekişmeli taşınmazlarda kooperatifin fiili kullanımının olduğunu ileri sürerek, davacı kooperatif lehine zilyetlik şerhi verilmesini talep etmiştir. Kaş Kadastro Mahkemesinin 03.11.2014 tarihli ve 2010/608 Esas, 2014/268 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli 134 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin birleşen davanın reddine, asıl davanın kısmen kabulüyle çekişmeli 134 ada 1 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesindeki kullanım şerhinin iptaline, fen bilirkişi krokisinde (A) harfiyle gösterilen kısmın Gelemiş Köyü Tüzel Kişiliğinin, (C) harfiyle gösterilen kısmın ise davacı ... Konut Yapı Kooperatifinin kullanımında olduğuna dair beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş; verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi’nin 27.04.2017 tarihli ve 2015/8598 Esas, 2017/2890 Karar sayılı kararıyla; ‘.... İhtilaf, kullanım kadastrosunun yapıldığı tarih itibariyle çekişmeli olan 134 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporunda (C) harfiyle gösterilen kısmının kullanıcısının tespitine ilişkindir. Davacı Kooperatif, çekişmeli taşınmazdaki fiili kullanımının 1989 yılında başlayıp halen devam ettiği ve tespit sırasında da taşınmazın kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanmıştır. Çekişmeli taşınmazın kadastro tespiti 2010 yılında yapılmış olduğuna göre, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca davacı adına zilyetlik şerhi verilebilmesi için, davacı kooperatifin bu tarihte taşınmazın fiili kullanıcısı olması zorunlu olup, tespit tarihindeki fiili kullanım durumunun, davacı kooperatifin fiili kullanımı mevcutsa hangi tarihten beridir devam ettiğinin ve fiili kullanımın ne şekilde sürdürüldüğünün, ekonomik amaca uygun fiili bir zilyetliğin mevcut olup olmadığının yöntemince araştırılması gerekmektedir. Mahallinde yapılan keşifler sonucunda düzenlenen bilirkişi raporları ve bu raporlarda yer alan fotoğraflar birlikte değerlendirildiğinde, çekişmeli taşınmazın üzerinde muhdesat bulunmadığı, kayalık, taşlık oranı yüksek bir arazi olduğu, dolayısıyla da keşif tarihleri itibariyle ekonomik amaca uygun fiili bir kullanımın bulunmadığı, tam aksine taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünün iş makinesiyle sökülerek tamamen tahrip edildiği ve taşınmazın bu haliyle bırakıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece mahallinde farklı tarihlerde iki ayrı keşif yapılmış olup, keşiflerde dinlenen mahali bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve tanıklar muğlak ve soyut nitelikte beyanlarda bulunmuşlar ve tespit tarihindeki fiili kullanım durumuna, davacı kooperatifin fiili kullanımı mevcutsa hangi tarihten beridir devam ettiğine ve fiili kullanımın ne şekilde sürdürüldüğüne, çekişmeli bölüm üzerinde köy tüzel kişiliğinin fiili bir tasarrufunun bulunup bulunmadığına ve mevcutsa bu tasarrufun tespitten önce mi yoksa sonra mı köye geçtiğine ilişkin ayrıntılı ve somut verilere dayalı açıklamalarda bulunmamışlardır. Keşifte görev yapan teknik bilirkişilerin hazırladıkları raporlar da, dava konusu taşınmazın tespit tarihindeki fiili kullanım durumunun belirlenmesi açısından yeterli değildir. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm verilemez. ...’’ gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; ''... tespit tarihinden evvel bir kullanım biçiminin bulunması ile fiili ve hukuki zilyetlik iradesinin bir arada bulunması şartlarının gerçekleşmiş olması hususu düşünülmüş, taşınmazın tespit tarihinden evvel tarım toprağı olarak olmasa dahi başka biçimlerde dahi kullanım biçimi olmayan hali arazi biçiminde bulunduğu ayrıca köylülerin genel itibari ile mesire alanı yahut hayvan otlatması dışında özel bir kullanımın olmadığı ....'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacı ...'den alınmasına, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden davalı ... Başkanlığından alınmasına, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.