Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.02.2021 tarihinde ..... plakalı müvekkiline ait olan araca, malikinin ..... olan ..... sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracı ile çarptığını ve müvekkilinin maddi zarara uğradığını, müvekkilinin kaza nedeniyle toplam 54.391,39 TL’lik zararının olduğunu, kaza tespit tutanağından davalının maliki olduğu aracın asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, müvekkilinin aracının kaza sonrası ekspertiz raporu sonucunda hurdaya ayrılması sonucuna varıldığını, müvekkilinin aynı model aracı almak için 19.000 TL fark ödediğini, bunun için müvekkilinin kredi çektiğini, müvekkilinin ve kendisinin engelli olmaları sebebiyle işe gitmek için ivedilikle araç almaları gerektiğini bu yüzden kredi çektiklerini, müvekkilinin aracına engelli olmasından dolayı 3.000,00 TL aparat takıldığını, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının bakiye bir talepte bulunmasının yasal olmadığını, kazanın müvekkil şirkete ihbarından sonra hasar dosyası açıldığını ve davacının aracının kaza tarihindeki piyasa rayiç değeri hesap edilerek 165.000,00 TL ödeme yapıldığını, aracın onarımının mümkün olmasına rağmen sigorta şirketine terk edilmek istenmesi üzerine tam ziya işlemi yapıldığını, müvekkil şirket tarafından da pert olarak işleme alındığından, ekspertiz raporlarının delil niteliği taşıdığını, diğer taraftan aracın sovtajına ilişkin olarak sovtaj firmalarından teklif alındığını en yüksek teklifin 98.150,00 TL olarak iletildiğini, bu sebeple davacıya bu tutar sovtaj firması tarafından davacıya ödendiğini, kalan 66.850,00 TL'lik ödemenin de müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu miktarlar üzerinden davacı ile mutabık kalındığını ve davacıdan ibraname alındığını bu ibranamede müvekkili şirketten herhangi bir alacağı kalmadığını, bu talep dışında başkaca bir talepte bulunmayacağını ve haklarını kayıtsız ve şartsız olarak müvekkiline devrettiğini kabul ettiğini, davacının müvekkiline karşı tüm taleplerinden vazgeçtiğini, bu nedenle müvekkilinin bir sorumluluğunun kalmadığını, bu nedenle haksız ve konusuz kalan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.