Başvuru 1994 yılında meydana gelen ölüm olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru 1994 yılında meydana gelen ölüm olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/6/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Kadriye Esenboğa'nın eşi ve diğer başvurucuların babası olan H.E. 25/12/1994 tarihinde Cizre'ye gitmiş ve bu tarihten sonra İdil-Cizre kara yolu üzerindeki taşlık bir bölgede ölü olarak bulunduğu 28/12/1994 tarihine kadar kendisinden haber alınamamıştır. Olayla ilgili olarak İdil Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından derhâl soruşturma başlatılmıştır. Aynı tarihte yapılan ölü muayenesi sonucunda düzenlenen otopsi tutanağının ilgili kısımları şöyledir:'' ..Olay yerinin İdil-Cizre karayolunun km ..güneyistikametinde karayolundan tahminen 150 metre içeride taşlık bir bölgede Botaş boru hattına metre güney istikamatte büyük bir kayanın altında bölgede düzenli bir şekilde gözleri bağlı olarak konulduğu saptanıldı. Cesedin ilk görünüşünde yüzü güney istikametine gelecek şekilde muntazaman oturtulup sırtını ve kafasını kayaya dayatırılmış, gözleri kırmızı beyaz bir puşu ile bağlı olarak olduğu görüldü. ...Cesedin harici bulgularının tespitine geçildi. ...cesedin bir erkek cesedi olduğu, tahminen bir iki gün kadar önce boğulmuş olduğu, cesedin vücudunda ölüm morluklarının tamamen oluşmuş, ve ölüm katılığı, ve ölüm sertliği vücudun her tarafında oluşmuş oldukları, tüm tırnak altları morarmış, cesedin kafanın sol frontal ve paryatalın birleştiği kesimde ekimoz olduğu, sol oksipitalda ve sol göz kapağı altında hematom, kafanın oksipital bölgesinde 2x3 cm lasarasyonlar mevcuttur, boyun kısmında boğulmaya bağlı bol miktarda telem izinin olduğu, çoğunlukla boyun arka tarafından yoğunluk kazandığı saptandı. Cesedin diğer bölgelerinde yapılan araştırmalarda kesici, delici, ateşli silah yarasına rastlanılmadı. ...[Bilirkişi-İdil Merkez Sağlık Ocağında Pratisyen Hekim]: Cesedin tüm bulguları C[umhuriyet] savcısı tarafından eksiksiz olarak yazıldığı için ilave edilecek herhangi bir bulgu yoktur. Sadece bu bulgular ışığında cesedin kesin ölüm sebebi asfiksiye bağlı olarak solunumsonucu solunum ve dolaşım yetmezliği sonucunda ölmüş olduğu saptandı. Klasik otopsi yapılmasına gerek yoktur....Cesedin kesin ölüm sebebi sapta[n]mış olduğundan klasik otopsi yapılmasına gerek görülmediğine karar veril[di]...'' Başsavcılık olayın aydınlatılabilmesi için cesedin bulunmasından bir gün sonra İlçe Jandarma Komutanlığına (Komutanlık) yazı yazarak olayın faillerin araştırılmasını istemiş ve ölenin eşi olan başvurucunun Başsavcılıkta hazır edilmesi talimatını vermiştir. Başvurucu Kadriye Esenboğa 30/12/1994 tarihinde bizzat Cumhuriyet savcısına müşteki sıfatıyla ifade vermiştir. Başvurucun ifadesi şöyledir:''Benim kocam olan [H.E.]' nin ölüm haberi 28/12/1994 tarihinde bana bildirildi. Eşim bu tarihten yaklaşık olarak 4 gün önce kayıplara karışmıştı. Eşim evimizden 25/12/1994 tarihinde sabahleyin Cizre'ye gitmek üzere evden ayrıldı. ..ancak kendisinden bir daha haber alamadık. 4 gün sonra eşimin ölüm haberi bize geldi. Eşim çiftçilik ile uğraşmakta idi. Kimseyle kan davamız, düşmanlığımız bulunmamaktadır. Eşimi öldürenlerden şikâyetçiyim, ancak şüphelendiğim bir kimse bulunmamaktadır.'' Komutanlık tarafından 28/12/1994 tarihinde olay yeri incelemesi yapılmış ve bu hususta tutanak düzenlenmiştir. Ayrıca olay yeri krokisi de çizilerek soruşturma evrakına eklenmiştir. Başsavcılık 17/1/1995 tarihli talimatında, ifadesine yeniden başvurulacağından başvurucunun hazır edilmesini, ölenin ortağı olup olmadığının tespiti ve bunun tespiti hâlinde ifadesine başvurulmak üzere bu kişinin hazır edilmesini, ölenin kaybolduğu gün Cizre ilçesine gideceği konusunda evine haber bırakıp bırakmadığının araştırılmasını istemiştir. Başvurucu 24/1/21995 tarihinde Başsavcılıkta müşteki sıfatıyla yeniden ifade vermiştir. Başvurucu bu ifadesinde eşinin evden ayrıldığı andan itibaren üçüncü kişiler tarafından kendisine aktarılan bazı bilgiler vererek en son Cizre'de görüldüğünden bahsetmiş, bir önceki ifadesinde olduğu gibi kim olduğunu bilmediği şüpheli veya şüphelilerden şikâyetçi olmuştur. Başsavcılık başvurucunun ifadesinde geçen ve ortağı olduğu iddia edilen A.T.yi 22/2/1995 tarihinde tanık sıfatıyla dinlemiştir. A.T. ifadesinde olaya ilişkin bilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir. Başsavcılık ayrıca 22/2/1995 tarihinde, ölenin kayınvalidesi Ay.T.nin de tanık sıfatıyla ifadesine başvurmuştur. Tanık özetle kayıp H.E. ile en son görüştüğü zaman aralığına değinerek onu daha sonra görmediğini, aramaya başladığında ise ismini hatırlayamadığı ve görse tanıyamayacağı birisinin ölenin Cizre ilçesinde namaz kıldıktan sonra üç dört kişi ile birlikte beyaz renkli bir araca bindiğini söylediğini beyan etmiştir. Tanık bu bilgileri edindiği kişiyi tanımadığını da ayrıca ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca 25/4/1995 tarihinde Komutanlıkta yeniden ifade vermiştir. Bu ifadesinde başvurucu, kocasının kaybolmadan önce yem ticareti nedeniyle Cizre ilçesinde bulunan bir esnafla ilgisi olduğuna dair bazı hususlardan bahsetmiştir. Başsavcılık bu ifade üzerine Cizre Başsavcılığına talimatlar yazarak ifadelerde geçen, un ve yem ürünleri satan kişi ile eşinin ifadesine başvurulmasını, ayrıca fotoğrafın ilçede bulunan diğer esnaflara da gösterilmesini istemiştir. Cizre Başsavcılığı anılan yazının gereğini yapmak üzere İlçe Jandarma Komutanlığına ilgililerin ifadelerinin alınmasını talep etmişse de talimatta bahsi geçen kişilerin bulunamadığı, ayrıca fotoğraftaki kişileri tanıyanların da çıkmadığı belirtilmiştir. Başsavcılık bu yazılar üzerine zahirecinin yerinin ve kimliğinin belirlenebilmesi maksadıyla başvurucudan yeniden bilgi alınmasını talep etmiş ancak akabinde bahsi geçen kişinin veya yerinin tespitinin mümkün olmadığına dair tutanaklar düzenlenmiştir. Yapılan tüm araştırmalara rağmen şüpheli veya şüphelilerin bulunamaması üzerine Başsavcılık 19/4/1996 tarihinde olayın faillerinin tespit edilmesine, bulunmaları hâlinde Başsavcılıkta hazır edilmesine, 28/12/2014 tarihine kadar düzenli olarak bilgi verilmesine yönelik olarak daimî arama kararı vermiştir. Daimî arama kararı verilmesinden itibaren kolluk tarafından faillerin tespit edilemediğine ve yakalanamadığına dair tutanaklar düzenlenerek Başsavcılığa gönderilmiştir. Bu işlemler kapsamında başvurucunun ifadesine de zaman zaman başvurulmuştur. Başsavcılığın daimî arama kararından sonra başvurucu Kadriye Esenboğa, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına 8/4/2010 tarihinde bazı hususlar ileri sürerek yeniden suç duyurusunda bulunmuştur. İddialar üzerine aynı tarihte Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun ifadesine başvurulmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle eşinin evden ayrıldıktan birkaç gün sonra ölü olarak bulunduğunu, otopsi sonrasında eşinin elleri, bacakları ve boynunda ip parçalarını gördüğünü, olaylara tanık olan Y.nin Başsavcılıkta korkudan doğru ifade veremediğini, eşini öldüren kişilerin aslında Başsavcılık tarafından yapılan teşhiste gösterilen kişiler olduğunu, ayrıca eşinin götürüldüğü aracı da adliye bahçesinde gördüğünü beyan etmiştir. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararı üzerine, gelen dosyanın soruşturmanın yürütüldüğü 1994/287 sayılı dosya ile birleştirilmesine Başsavcılıkça karar verilmiştir. Başvurucu Kadriye Esenboğa'nın ifadelerinde ismi geçen Y. Başsavcılığın talimatı üzerine Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında tanık sıfatıyla ifade vermiştir. Y. ifadesinde özetle olay tarihinde bakkallık yaptığını, ölenin dükkânına geldikten bir süre sonra yanından ayrıldığını, daha sonra N. isimli kişiden ölenin 21 plakalı beyaz bir araçla götürüldüğünü duyduğunu, kendisinin bunu bizzat görmediğini, olay nedeniyle başlatılan soruşturmada esnaf olması nedeniyle tanıdığı bazı kişileri yapılan teşhis sırasında korkudan tanımadığını söylediğini beyan etmiştir. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu vekilinin de talebiyle öleni en son gördüğü beyan edilen N.K. isimli şahsın ifadesine tanık sıfatıyla 7/6/2011 tarihinde başvurmuştur. N.K. ifadesinde özetle H.E.nin olay tarihinde model ve plakasını tanımadığı bir araç ile götürüldüğünü gördüğünü, H.E. hariç araçtaki hiç kimseyi tanımadığını ifade etmiştir. Başvurucu vekili 11/3/2011 tarihinde Başsavcılığa müracaat ederek dosyadan suret almasının ardından 7/6/2011 tarihinde dilekçe ile ifadelerde adı geçen Selim, Yavuz ve Ramazan Hoca ile kod adı Bedran olan ve Diyarbakır D Tipi Ceza İnfaz Kurumunda benzer suçlardan tutuklu bulunan A.Y. isimli kişinin ifadelerine başvurulmasını talep etmiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 11/3/2011 tarihinde tanık sıfatıyla başvurucular vekilinin dilekçesinde adı geçen A.Y. isimli şahsı dinlemiştir. A.Y. özetle anılan yıllarda er olarak vatani görevini yapmakta olduğunu, bahsedilen konulara ve olaya ilişkin bir bilgisi bulunmadığını, öleni de hatırlamadığını beyan etmiştir. Başvurucular vekili 16/10/2012 tarihli dilekçeyle benzer çok sayıda suçlama sebebiyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı mülga Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütülmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Diyarbakır'a gönderilmesini talep etmiştir. Başsavcılık 17/10/2012 tarihli fezlekeyle dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK madde ile görevli) TMK maddede yer alan suçlardan birinin işlendiğine dair delil elde edilemediğinden görevsizlik kararı ile dosyayı yeniden Başsavcılığa göndermiştir. Başsavcılık kendisine gönderilen dosyayı 2013/41 sayılı soruşturma numarası üzerinden yeniden takip etmeye başlamıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, başvurucu vekilinin dilekçesinde adı geçen B.K.nın tanık sıfatıyla ifadesi 31/1/2013 tarihinde, tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla alınmıştır. B.K. ifadesinde 1992-1996 yılları arasında Cizre'de uçaksavar silahı nişancısı olarak görev yaptığını, ifadelerdeki şahısların isimleri ilk defa duyduğunu,H.E. isimli şahsın öldürülmesi olayına dair bilgisinin bulunmadığını, kendisinin de olayla ilgisinin olmadığını beyan etmiştir. Başsavcılık 20/3/2015 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başsavcılığın kararı şöyledir:'' Yukarıda kimlik bilgileri yazılı maktül [H.E.] 28/12/1994 tarihinde, İdil- Cizre Devlet Karayolunun Kilometresinde yolun 150 m. Güney istikametinde ölü olarak bulunduğu, yapılan adli ve tıbbi işlemler sonucunda şahsın Boğularak öldürüldüğünün tespit edildiği, yapılan tüm araştırmaya rağmen suçun faillerinin bulunamadığı, bunun üzerine olayın faillerinin tespiti amacıyla soruşturma dosyası hakkında daimi arama kararı verildiği, suçun işlendiği tarih itibari zaman aşımı süresinin 28/12/2014 tarihinde dolduğundan, Faili meçhul şüpheliler hakkında zamanaşımı sebebiyle kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA [karar verilmiştir.]'' Anılan karara yapılan itiraz, Midyat Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/5/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kararın 2/6/2015 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmesi üzerine 29/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk Anayasa Mahkemesinin Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu (B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §§ 32-69) başvurusu hakkında verdiği kararda yer almaktadır.