4. Hukuk Dairesi 2025/8150 E. , 2025/17284 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/74 E., 2014/139 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozma kararı verilmiştir. Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına karşı direnilmesine ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme direnme kararı davalı ... vekili ve davalılar ... ile ... Mobil İletişim Hizmetleri AŞ (Eski Ün…
4. Hukuk Dairesi 2025/8150 E. , 2025/17284 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/74 E., 2014/139 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozma kararı verilmiştir. Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına karşı direnilmesine ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme direnme kararı davalı ... vekili ve davalılar ... ile ... Mobil İletişim Hizmetleri AŞ (Eski Ünvanı: ... İletişim Hizmetleri A.Ş.) vekili tarafından temyiz edilmekle; Dairece, bozma kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesine karar verilmiş, Hukuk Genel Kurulunca direnme kararı yerinde olduğundan tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmesi üzerine yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nin vekili olan ... tarafından davacı aleyhine İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/15306 sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davacının 31.07.2009 tarihinde takibe itiraz ettiğini, 2009 yılı Ağustos ayı içerisinde ise şahsına ait cep telefonunun, davalılardan ...'un hukuk bürosunda çalışan bir erkek avukat tarafından aranarak, davacının borçlu olduğu icra dosyasına itiraz edildiğini belirttikten sonra, bu konu hakkında konuşmak istediğini belirttiğini, ancak, telefonunun şarjı bittiğinden konuşmanın yarım kaldığını, 18.12.2009 tarihinde ise davalı ...'un anılan icra dosyasında takibin kesinleştiği, haciz ve muhafaza işlemleri yapılmasını talep ettiği yönünde talep açtığını, 19.12.2009 tarihinde davacıya ait evde haciz tatbik edildiğini, eşi kanser hastası olan ve ev eşyalarının alınması halinde eşinin üzüleceğini düşünen davacının aynı zamanda çevreye karşı olumsuz bir duruma düşmemek için haciz baskısı altında borcu ödeyeceği yönünde taahhütte bulunduğunu, buna göre, haksız haciz nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 19.12.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının telefon fatura borcunu ödememesi nedeniyle aleyhine icra takibi başlatıldığını, dava dilekçesinde sözü edilen cep telefonu görüşmesinin davacı tarafın iddia ettiği şekilde olmadığını, haciz tatbikinden önce icra müdürlüğü nezdinde UYAP sisteminde de itiraz dilekçesi verildiğini gösterir kayıt olmaması üzerine haciz talebinin kabul edildiğini, davacının böyle bir borcu olmadığı yönünde herhangi bir beyanının da bulunmadığını, haciz esnasında da davacının borca itiraz ettiğini bildirmediğini, diğer yandan manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuş, davalı T.C. ... adına hazine vekili cevap dilekçesi ile, davaya bakmakta idari yargı görevli olduğundan bahisle görev itirazında bulunmuş, esas yönünden de yapılan haciz işlemi nedeniyle davacının bir maddi zararının olmadığını, yapılan hatanın fark edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, bu nedenle davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.10.2012 tarihli ve 2010/27 Esas, 2012/409 Karar sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulüne, 2.500,00 TL manevi tazminatın 19.12.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 01.12.2013 tarihli ve 2013/743 Esas, 2013/18916 Karar sayılı ilamıyla, "...Davacı aleyhine başlatılan icra takibine davacının yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmiştir. Bir başka ifadeyle davacının, davalılardan ... İletişim A.Ş.'ye takip tarihi itibariyla borçlu olduğu kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olmuştur. Bu durumda davacının evinde yapılan haczin haksız olduğundan söz edilemez. Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddine karar vermek gerekirken, kısmen kabulü doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "...İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/15306 sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine başlatılan icra takibinde, borçlu konumundaki davacının vekili olan avukat ... .... tarafından 7 günlük itiraz süresi içerisinde borca itiraz edilmesine rağmen bu itiraz dilekçesinin herhangi bir sebeple icra dosyasının içerisine konulmadığı ve takibin kesinleşmemesine rağmen 18.12.2009 tarihinde davacının evinde haciz işlemi yapıldığı tartışmasız olup, Yargıtay Yüksek 4. Hukuk Dairesi daha sonra açılan itirazın iptali davasında İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/557 Esas - 2012/330 Karar sayılı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilerek davacının davalılardan ... İletişim Hizmetleri A.Ş.'ye takip tarihi itibariyle borçlu olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olması gerekçesiyle haczin haksız olmadığı görüşüne varmıştır. Ancak, Yargıtay Yüksek 4. Hukuk Dairesi'nin belirttiği gerekçeye göre, bir haczin haklılığı veya haksızlığı, haczin yapıldığı tarihteki şartlara göre değil de, ileride yapılacak yargılama sonucunda ortaya çıkacak haklılık durumuna göre değerlendirilmesi halinde, alacaklı olduğu konusunda emin olan her alacaklı takip konusu alacak kesinleşsin, kesinleşmesin haciz talebinde bulunabilecek, keza, icra müdürlüğü de herhangi bir ilamsız takibin kesinleşip, kesinleşmediğine bakmaksızın bu takipteki alacağın yerinde olduğu, itiraz edilse bile sonucun değişmeyeceği gibi bir öngörüye dayalı olarak alacaklı tarafın haciz talebini kabul edebilecektir. Aynı şekilde, aleyhine başlatılan bir icra takibinde borçlu olmadığı kanısında olan kişi de takibe itiraz ederek onun durmasını sağlamasına rağmen, haciz tehdidinden kurtulamayacaktır. Bir başka anlatımla, icra takibine vermiş olduğu dilekçe ile itiraz eden ve takibin durmasını sağlayan borçlu, İ.İ.K.'nun 67.maddesine göre ancak aleyhine açılacak bir itirazın iptali davası sonucunda haksız görülmesi ve borcu buna rağmen ödememesi halinde aleyhine haciz tatbik edilebileceğini sanacak, ancak, az yukarıda belirtildiği gibi alacak talebinde haklı olduğu konusunda emin olan alacaklı buna rağmen borçlu aleyhine haciz tatbik edebilecektir. Bu durumun, özellikle ilamsız icra takiplerinde kaosa yol açacağı, adalet duygusunun zedeleneceği, hukuka güvenin azalacağı tartışmasızdır. Bu nedenlerle, Yargıtay Yüksek 4. Hukuk Dairesi çoğunluğunun görüşüne iştirak edilmeyerek ..." gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararının davalılar vekilince süresinde temyiz edilmesi üzerine Dairece, somut davada, davaya konu icra takibine dayanak olan borcun mevcut ve gerçek olduğu bu durumda icra takibi başlatan davalı tarafın kötü niyetli kabul edilemeyeceği, kötü niyetle başlatılmış bir icra takibi bulunmadığından haksız haciz nedeniyle manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı görülmekle, Dairemizin 01.12.2013 tarihli ve 2013/743 Esas, 2013/18916 Karar sayılı bozma kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesine karar verilmiştir. C. Hukuk Genel Kurulu Kararı Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2025 tarihli ve 2024/4-14 Esas, 2025/363 Karar sayılı ilamıyla, "...Dosya içerisinde yer alan bilgilerden haczin yapıldığı tarihte takibin henüz kesinleşmediği, davacı borçlunun itirazına rağmen takibin durdurulmasına karar verilmediği, icra müdürlüğünün kesinleşmemiş bir takipte alacaklı tarafın haciz talebini kabul ettiği, davacı borçlunun, aleyhine başlatılan bir icra takibinde itiraz ederek takibin durmasını sağlamasına rağmen haciz işlemi ile karşı karşıya kaldığı, her ne kadar daha sonra mahkemece borçlunun itirazının iptaline karar verilmiş ise de haciz tarihi itibariyle yapılan haczin haksız olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda bilerek, kötüniyetli ve ağır kusurlu şekilde haksız hacze sebebiyet veren davalının manevi tazminattan sorumlu tutulması gerekmektedir..." gerekçesiyle haksız hacze dayalı olarak kişilik hakları saldırıya uğrayan davacının manevi tazminat talep edebileceğini kabul eden direnme kararı yerinde olduğundan tazminat miktarı yönünden bir inceleme yapılmadığından bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, idareye yüklenecek herhangi bir kusur ve sorumluluk bulunmadığını, manevi tazminata da olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... Mobil İletişim Hizmetleri AŞ vekili temyiz dilekçesinde; davacı ile ... İletişim Hizmetleri A.Ş. arasında imzalanan 29.03.2005 tarihli kurumsal abonelik sözleşmesi gereğince, abonelik sözleşmesinde belirtilen 12 adet GSM hattının davacıya verilerek, hatlar sözleşme gereği paketlerin kurumsal ofis tarifesinde kullandırılmaya başlandığını, davacı tarafça 23.03.2009 son ödeme tarihli ve 1.895,16 TL bedelli faturanın ödenmemesi üzerine İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/15306 E sayılı dosyası ile davacı aleyhine 14.07.2009 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, icra müdürlüğünde icra dosyası bir türlü bulunamadığından alacağın tahsilini sağlamak için icrai işlemlere başlanamadığını, borçlu ve vekili ile yapılan telefon görüşmelerinden de sonuç alınamaması üzerine icra müdürlüğünde bulunan borçluya tebligat yapıldığına ilişkin tebligat parçası aslı, takip talebi ve ödeme emri suretinden dosya yeniden ihya edilerek, 19.12.2009 tarihinde borçluya ait adrese hacze gidildiğini ve borçlunun kendi özgür iradesi doğrultusunda dosya borcunu 17.02.2010 tarihinde ödeyeceği hususunda taahhütte bulunduğunu, manevi tazminatla sorumlu tutulmasını gerektiren bir davranışı bulunmadığından hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulünün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık haksız haciz nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, manevi tazminatın olayın oluşu ve dosya kapsamına uygun bulunmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davalı ...'ndan harç alınmamasına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ... ve ... İletişim Hizmetleri A.Ş.'ye yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.