Başvuru, askerlik hizmetinin yerine getirilmesi sırasında oluşan rahatsızlığa geç teşhis konulduğu ve yanlış tedavi uygulandığı iddialarıyla açılan tam yargı davasının süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığının korunması hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, askerlik hizmetinin yerine getirilmesi sırasında oluşan rahatsızlığa geç teşhis konulduğu ve yanlış tedavi uygulandığı iddialarıyla açılan tam yargı davasının süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığının korunması hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 30/4/2014 tarihinde Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 4/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 4/2/2016tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 21/2/2007 tarihinde askere sevk edilmiş, rahatsızlanması üzerine yapılan muayenesinin ardından Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Sağlık Kurulunca düzenlenen 2/7/2007 tarihli raporla ''göz retinalhemoraji+sol göz fibrovasküler diliferasyon+ppv+membramektomi+slikon enjeksiyonu ameliyatlısı'' tanısı ile hava değişimine gönderilmiştir. Başvurucunun hava değişiminin bitmesinden sonra yapılan muayenesinin ardından düzenlenen GATA Sağlık Kurulunun 10/8/2007 tarihli raporuyla behçet hastalığı teşhisi konulmuş ve tedavi altında bir süre istirahati uygun görülmüştür. Başvurucu 10/8/2007 tarihinden 14/1/2009 tarihine kadar behçet hastalığı nedeniyle tedavi olmuş ve bu süre zarfında başvurucuya bir ve bir buçuk aylık istirahatler verilmiştir. GATA Sağlık Kurulunca düzenlenen 13/3/2009 tarihli raporla başvurucuya "her iki göz behçet üveit+sol göz vitrektomi ameliyatlısı. Behçet hastalığı (göz tutulumlu)" teşhisi ile "Askerliğe elverişli değildir." kararı verilmiş ve rapor 15/5/2009 tarihinde onaylanmıştır. Başvurucu anılan rapor uyarınca 13/3/2009 tarihinde terhis edilmiş ve 30/9/2009 tarihinde tanzim edilen terhis belgesinde GATA Sağlık Kurulunun 13/3/2009 tarihli raporu uyarınca terhis edildiği belirtilmiştir. Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin 8/10/2010 tarihli ve E.2010/597, K.2010/1284 sayılı kararı ile, Antalya Araştırma ve Eğitim Hastanesinin, başvurucunun normal altı düzeyde zekâ aktivitesi bulunduğuna ilişkin28/5/2010 tarihli raporuna istinaden annesinin vesayeti altına alınmasına karar verilmiştir. Başvurucu vekili 9/2/2012 tarihinde Millî Savunma Bakanlığı kaydına giren 30/1/2012 tarihli dilekçesi ile hastalığa geç ve yanlış teşhis konduğu, bu nedenle sürekli sakat hâle gelindiği gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş; bu talebe cevap verilmemiştir. Başvurucu tarafından uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık maddi ve manevi tazminata karar verilmesi istemiyle açılan davada Antalya İdare Mahkemesi 9/5/2012 tarihli ve E.2012/581, K.2012/749 sayılı kararıyla davayı yetki yönünden reddederek dosyayı Diyarbakır İdare Mahkemesine göndermiştir. Diyarbakır İdare Mahkemesi 20/2/2013 tarihli ve E.2012/522, K.2013/201 sayılı kararıyla davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM) görevli olduğu gerekçesiyle görev yönünden ret kararı vermiştir. AYİM İkinci Dairesinin2/10/2013 tarihli ve E.2013/1224, K.2013/1102 sayılı kararıyla başvurucunun askerliğe elverişli olmadığına ilişkin 13/3/2009 tarihli rapor ile aynı gün terhis edildiği, bu raporun 15/5/2009 tarihinde onaylandığı, başvurucunun zararı doğuran eylemi öğrendiği terhis tarihinden itibaren veya lehe yorumla rapor onay tarihinden itibaren yahut başvurucuda normal altı düzeyde zekâ aktivitesi bulunduğu gerekçesi ile 8/10/2010 tarihinde vesayet altına alınmasından itibaren bir yıl içinde yetkili makama başvuru yapılarak haklarının yerine getirilmesini istemesi gerekirken, 9/2/2012 tarihinde idare kayıtlarına geçen 30/1/2012 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvurulması nedeniyle açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 26/3/2014 tarihli ve E.2014/532, K.2014/418 sayılı kararıyla reddedilmiş,karar başvurucuya 22/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 30/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk Anayasa’nın maddesinin son fıkrası şöyledir:“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun maddesinin (a) bendi şöyledir:“Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.” 1602 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.” 1602 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.”