Başvuru, telefon görüşmelerinin hukuka aykırı şekilde kayda alınması nedeniyle özel hayata saygı hakkının, bu kayıtların aleyhinde delil olarak kullanılması ve yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; telefon görüşmelerinin hukuka aykırı şekilde kayda alınması nedeniyle özel hayata saygı hakkının, bu kayıtların aleyhinde delil olarak kullanılması ve yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 28/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 25/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 4/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 28/11/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Uyuşturucu ticareti yapıldığına yönelik ihbarlar üzerine Ağrı Sulh Ceza Mahkemesinin 14/9/2009 tarihli ve 2009/373 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucu ve şüphelinin iletişiminin tespit edilmesine karar verilmiştir. Anılan Mahkeme kararında başvurucunun uyuşturucu madde ticareti suçunu işlendiğine yönelik kuvvetli şüphenin bulunduğu, soruşturma konusu olayın aydınlatılabilmesi için bu aşamada başkaca delil elde etme imkânı olmadığı gerekçesine yer verilmiştir. Başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 9/6/2010 tarihli ve 2010/38 sayılı iddianame ile “uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme” suçlaması ile kamu davası açılmıştır. Aynı tarihte başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım şüpheliler hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma” suçu yönünden de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Anılan suç yönünden yürütülen yargılama sonucunda Ağrı Ağır Ceza Mahkemesinin 15/11/2011 tarihli ve E.2011/125, K.2011/184 sayılı kararı ile başvurucunun iştirak hâlinde uyuşturucu madde ithali yapmak suçu sabit görülerek 12 yıl 6 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir: “YAZILI DELİLLER: Sanıklara ait nüfus ve adli sicil kayıtları, dosyada mevcut doktor raporları, yakalama ve üst arama tutanağı, telefon dinleme kararları, tape kayıtları, arama tutanakları, el koyma tutanağı, ekspertiz raporları, emanet makbuzları ile ifade tutanakları, tartı vezin tutanakları, ön ekspertiz raporu, SSÇ'nin kullandığı aracın stepne lastiği içerisinden çıkan toz maddelerin yapılan incelemesi neticesinde Erzurum Kriminal Polis Laboratuarları tarafından tanzim edilen 02/12/2009 tarihli 2009/1194 numaralı ekspertiz raporunda 7886 gr kahve renkli maddelerin toplamda yüzde kırk (%40) oranında eroin ihtiva ettiği ve miktar olarak 3154,40 gr a karşılık geldiği tespit edilmiştir. Elde edilen uyuşturucu maddenin adli emanetin 2009/367 sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır. … DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KABUL Sanıkların iletişimlerinin tespiti sırasında A.adlı kişinin … plaka sayılı kamyon ile İstanbul iline uyuşturucu madde götürdüğü bilgisine ulaşınca bu konu ile ilgili olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğüne bilgi verilmiş yapılan arama sonrasında söz konusu araçta 46 850 gr toz esrar maddesi ele geçirilmiştir. Bu olayla ilgili yargılama İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi(CMK Madde ile Görevli) tarafından yapılmaktadır. Başlatılan soruşturma kapsamında elde edilen tapelerden sanıklar A. Y., H. A., R.N., A., Mehmet Ali AKIL ve A. K.nın İran'dan Türkiye'ye uyuşturucu ithal edecekleri yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine Ağrı Sulh Ceza mahkemesinden usulüne uygun iletişimin tespitine dair kararlar verilmiş, sanıkların yakalanma tarihine kadar iletişimleri tespit edilmiştir. SSÇ'nin kullandığı aracın stepne lastiğinden çıkan toz maddelerin yapılan incelemesi neticesinde Erzurum Kriminal Polis Laboratuarları tarafından tanzim edilen 02/12/2009 tarihli 2009/1194 numaralı ekspertiz raporunda 7886 gr kahve renkli maddelerin toplamda yüzde kırk (%40) oranında eroin ihtiva ettiği ve miktar olarak 3154,40 gr a karşılık geldiği tespit edilmiştir. … Sanık Mehmet Ali Akıl alınan savunmalarında; her ne kadar atılı suçlamayı kabul etmeyip Doğbuyazıt ilçesinde hayvan satın aldığını ve 00 TL dolandırıldığını yakalanan uyuşturucu ile bir ilgisinin bulunmadığını belirterek suçlamaları kabul etmemiş ise de; 2009 tarihli iletişimin tespiti tutanağında sanık R. N. ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde ‘bizim durumumuz iyidir, biz oturmuş bekliyoruz, orada nahoş olaylar olmuş onun için araba gecikmiş, kaza olmuş telefonda net söyleyemiyoruz’ şeklindeki beyanı, diğer sanıklarla uzun süre birlikte Doğubayazıt ilçesinde kalmışı, sanıklarla yaptığı telefon görüşmeleri ve özellikle sanık R.nin Türkiye'ye suça konu uyuşturucunun ücretini almak için gönderdiği sanık Y. ile yaptığı telefon görüşmeleri, 217 ve 224 numaralı iletişimin tespitinde, sanık R. N. ve H. A. ile yaptığı görüşmeler, 355 numaralı iletişimin tespiti tutanağında sanık R. N. ile yaptığı görüşmede sanık R.nin trenin gelmesini bekliyoruz dediği, sanık Mehmet Ali'nin de trendeki durum nedir şeklindeki konuşmalar ve devamındaki konuşmalar, SSÇ'nin uyuşturucu ile yola çıktıktan sonra, sanık Mehmet Ali'nin sanıklar R. N., A. K. ve H. A. ile birlikte uyuşturucuyu beklemeleri, yine kendisinin bu sanıklarla birlikte yakalanması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmalarının tamamıyla suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, İran ülkesinden getirtilen uyuşturucunun sanık A. ile birlikte Türkiye'deki alıcıları oldukları kanaatine varılmıştır.” Anılan karara karşı başvurucunun temyiz talebini inceleyen Yargıtay Ceza Dairesi 11/10/2012 tarihli ve E.2012/2135, K.2012/15084 sayılı ilamı ile mahkûmiyet kararının onanmasına karar vermiştir. Başvurucu, onama ilamını 28/2/2013 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Bireysel başvuru 28/3/2013 tarihinde yapılmıştır. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan (1) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir: “(1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. … (4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin, 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanun’un maddesi ile değiştirilmeden önceki (1) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir: “(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmalarda, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir ve kayda alınabilir... (6) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir: a) Türk Ceza Kanununda yer alan; … Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (Madde 188), … Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220), …” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “(1) 135 inci maddeye göre verilecek karar gereğince Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği adlî kolluk görevlisi, telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve kuruluşların yetkililerinden iletişimin tespiti, dinlenmesi veya kayda alınması işlemlerinin yapılmasını ve bu amaçla cihazların yerleştirilmesini yazılı olarak istediğinde, bu istem derhâl yerine getirilir; yerine getirilmemesi hâlinde zor kullanılabilir. İşlemin başladığı ve bitirildiği tarih ve saat ile işlemi yapanın kimliği bir tutanakla saptanır. (2) 135 inci maddeye göre verilen karar gereğince tutulan kayıtlar, Cumhuriyet Savcılığınca görevlendirilen kişiler tarafından çözülerek metin hâline getirilir. Yabancı dildeki kayıtlar, tercüman aracılığı ile Türkçe'ye çevrilir. (3) 135 inci maddeye göre verilen kararın uygulanması sırasında şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da aynı maddenin birinci fıkrasına göre hâkim onayının alınamaması halinde, bunun uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilir. Bu durumda, yapılan tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç on gün içinde yok edilerek, durum bir tutanakla tespit edilir. (4) Tespit ve dinlemeye ilişkin kayıtların yok edilmesi halinde soruşturma evresinin bitiminden itibaren, en geç onbeş gün içinde, Cumhuriyet Başsavcılığı, tedbirin nedeni, kapsamı, süresi ve sonucu hakkında ilgilisine yazılı olarak bilgi verir.” 5271 sayılı Kanun’un “Delillerin ortaya konulması ve reddi” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fırkası şöyledir: “Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur: a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse. …” 5271 sayılı Kanun’un “Delilleri takdir yetkisi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”