10. Hukuk Dairesi 2023/8052 E. , 2024/12637 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1687 E., 2023/628 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/117 E., 2021/323 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf baş
**10. Hukuk Dairesi 2023/8052 E. , 2024/12637 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1687 E., 2023/628 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/117 E., 2021/323 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirkette 05.10.2016 tarihinde işe başladığını, davacı çalışırken 05.07.2017 tarihinde İzmit - Alikahya'da bulunan ... Otomotiv A.Ş'ye ait fabrikada, davalı ...Ş'ye ait ... plakalı çekiciye araç yüklerken ikinci kat platformunda, çekiciye konan arabalarda bulunan spanzetin usulüne uygun olarak konulup konulmadığı kontrol ederken, araçta düşmeyi engelleyecek korkuluk veya tutunmak için herhangi bir aparat ve emniyet kemeri olmadığından, 3,5 metre yükseklikten sırt üstü yere düştüğünü, kazadan sonra 34 BD 7376 plakalı çekiciye koruma amaçlı korkuluk takıldığını, davacının kazadan sonra 1 kez ameliyat olduğunu, yaklaşık 3 ay raporlu kaldığını, kaza nedeniyle davacının omuriliğinde platin ve 8 civatalı vida takıldığını, davacının omuriliğine takılan platin ve vidaların ömür boyu kalacağını, SGK tarafından belirlenen maluliyet oranının % 37,20 olduğunu, davacının oto çeker bölümünde çalışırken kaza tarihi olan 05.07.2017 tarihinde aylık ortalama net 5.000,00 TL civarında ücret aldığını, maddi ve manevi tazminatların tahsilini talep ettiği anlaşıldı. II. CEVAP Davalı vekili aslı ve birleşen dava cevap dilekçesinde özetle; davacı çalışanın ikinci kat platforma çıkarken emniyet kemerini takması gerektiğini bilmesi gerektiğini, çalışana bu konuda gerekli olan iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verildiğini ve tüm güvenlik ekipmanlarının sağlandığını, davacının kaza anında emniyet kemerinin takılı olmamasının tamamen kendi ihmal ve kusuru olduğunu, davalı şirketin bu konuda bir ihmal ve kusurunun olmadığını, çalışana bu konuda gerekli eğitimlerin ve talimatların verildiğini, bu işlemin davacı çalışanın sürekli yaptığı ve bildiği bir işlem olduğunu, çekici de gerekli her türlü ekipmanın mevcut olduğunu, bu talihsiz kazada müvekkili şirketin hiçbir ihmal ve kusuru bulunmadığını, davacının kaza anında işlemi yaparken dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı ve işini görürken tedbirsiz davrandığını, davacı işini yaparken gerekli özeni göstermeyerek işverenin emir ve talimatlarının dışına çıkarak, iş sözleşmesine aykırı davrandığını, davacının emniyet kemerini takmayı ihmal ettiğinden dolayı kazanın meydana geldiğini, çalışana bu konuda gerekli eğitimlerin ve ekipmanların verildiğini, ayrıca yetki itirazında bulunarak; davanın esastan ve usulden reddini talep ettiği anlaşıldı. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..1-Davanın kısmen kabulü ile A)Davacı vekilinin talep ettiği 352.629,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 05.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B)Davacı vekilinin talep ettiği 50.000,00 manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekilinin fazlaya dair maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "....Davacının zarar hesabında ücret bordroları ve tanık anlatımları ile yapılan işin niteliği dikkate alındığında hesap raporunda gerçek ücretinin tespit edilerek hesaplama yapıldığı; kurum tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödemesi ve peşin sermaye değerinin davalı kusuruna isabet eden kısmı hesaplanan tazminatta gözetilmiş olup; davacının maluliyet oranına göre başkaca indirim yapılacak gelir bulunmamaktadır. Maddi tazminat hesap raporunun, hesaplama ilkelerine, Yargıtay uygulamasına ve dosya kapsamına uygun olarak olduğu anlaşılmıştır. Raporda TRH 2010 yerine PMF 1931 tablosunun uygulanması davalı lehine olup; davacının bu hususta açık istinafı bulunmadığından davalı istinafı yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davalı tarafından manevi tazminat miktarının zenginleşmeye neden olacağını belirtilmiş ise de; iş kazasının gerçekleşme biçimi, kaza tarihi, tarafların kusur durumu, maluliyet oranı, paranın alım gücü göz önüne alındığında manevi tazminat miktarının yüksek olmadığı anlaşılmıştır. Bu halde taraflarca ileri sürülen tüm istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri yerinde olmayıp, incelenen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği dikkate alınmak sureti ile yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine ..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur ve hesap raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, maddi tazminatın eksik hesaplandığını, davacının kaza tarihinde otoçeker bölümünde net 5.000 TL ücretle çalışırken kazadan sonra LPG bölümüne geçirilip maaşının düşürüldüğünü, ücrette %50 düşüş yapıldığını, bilirkişinin kaza tarihi ücretini günlük 119,15 TL hesaplamasına rağmen harcırahta düşüş olduğunu belirttiğini, davacının kaza tarihindeki ücretine daha sonra iş yerinde yapılan zam ve sosyal hakların ilavesi ile bulunacak ücret üzerinden hesap yapılması gerektiğini, SGK raporunda davalının kusurlu bulunduğunu, davacıya %20 kusur isnadını kabul etmediklerini, davacının dikkatsiz davrandığı açıklaması ile %20 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, araçların tamamına kazadan sonra korkuluk takıldığını belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazada kusurları olmadığını, davacının kusurlu olduğunu, davacıya tüm ekipman ve eğitimlerin verildiğini, emniyet kemeri takmayan davacının dikkatsizliği ile kazanın meydana geldiğini, ücretinin hatalı tespit edildiğini, kaza tarihindeki ücretin 3.500 TL olduğunu, harcırahların masraflar için ödendiğini, süreklilik arz etmediğini, sefere gidilmediğinde ödenmediğini, tazminat hesabına eklenmemesi gerektiğini, YHGK ve 21. Hukuk Daire kararları bulunduğunu, PMF 1931 tablosuna göre hesabın hatalı olduğunu, TRH 2010 tablosunun uygulanması gerektiğini, davacının kaza tarihinden 01.01.2018 tarihine kadar tüm hak edişleri ödenerek iş yerinde çalıştığını, kazanç kaybı yaşamadığını, geçmiş aktif dönem ve raporlu olunan döneme itiraz ettiklerini, davacının maluliyetinin %37,5 olduğunu %100'e göre hesaplamanın hatalı olduğunu, pasif devrenin zarar hesabına dahil edilmesi için maluliyetin %60 üzerinde olması gerektiğini, bun ilişkin Yargıtay 10. Hukuk Daire kararları bulunduğunu, yeniden hesap raporu alınması gerektiğini, manevi tazminatın zenginleşmeye yol açacağını belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maluliyeti nedeniyle maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. 1-Davalı vekilinin manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin 12.04.2023 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup, davalı vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyizleri kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Taraf vekillerinin maddi tazminat miktarlarına yönelik tüm temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur oran ve aidiyetlerinin tespitine dair kabulün dosya kapsamı ile Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, taraf vekilleri tarafından ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1.Davalı vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE 2.Davacı vekili ve davalı vekilinin maddi tazminat miktarına yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgililerinden alınmasına, 3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.