Başvurucu, ikamet ettiği kamu konutunda yaşanan hırsızlık olayı nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açtığı davada taleplerinin reddedilmesi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, ikamet ettiği kamu konutunda yaşanan hırsızlık olayı nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açtığı davada taleplerinin reddedilmesi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 29/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 9/7/2013 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Bando Komutanlığında subay olarak görev yapmakta olan başvurucu, görevi nedeniyle kendisine tahsis edilen kamu konutunda ikamet etmektedir. Başvurucu, 8/6/2011 tarihli dilekçe ile idareye başvuruda bulunarak, ikamet ettiği konutun dış kapısının emniyetsiz ve yetersiz olduğunu bildirmiş ve değiştirilmesini talep etmiştir. Milli Savunma Bakanlığı Lojman Bakım Onarım Destek Komutanlığının 14/7/2011 tarih ve 4230-740-11 sayılı yazısı ile başvurucunun bu talebi reddedilmiştir. Anılan yazının ilgili kısımları şöyledir:“… Yapılan incelemede;…b. Dış kapının kullanıma engel bir durumu bulunmadığı teknik rapor ile tespit edilmiştir.… Kullanıma engel bir durumu bulunmayan dış kapının bakım-onarımı söz konusu tebliğ gereğince konutta oturanlarca karşılanacak giderler kapsamında bulunduğundan işlem yapılamayacaktır.…” 4/1/2012 tarihinde başvurucunun ikamet ettiği dairenin dış kapısı sert bir cisimle zorlanmak suretiyle açılmış ve 000 TL tutarında olduğu beyan edilen ziynet eşyası çalınmıştır. Başvurucu, bağlı olduğu askeri birliğe hitaben yazdığı 11/1/2012 tarihli dilekçe ile uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazminini talep etmişse de bu dilekçesine cevap verilmemiştir. Başvurucu, hırsızlık olayı öncesinde dış kapının değiştirilmesi talebinin reddedilmesi, güvenlik hizmetinin eksik ifa edilmesi ve bunlar sonucunda meydana geldiğini iddia ettiği hırsızlık olayı nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini talebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesinde tam yargı davası açmıştır. AYİM Başsavcılığının 21/9/2012 tarih ve 2012/3313 sayılı düşünce yazısı ile başvurucunun zararlarının idarece hizmet kusuru esasına göre karşılanmasının uygun olacağı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı bildirilmiştir. AYİM İkinci Dairesi, 5/12/2012 tarih ve E.2012/442, K.2012/1145 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:“… idarenin gerek hizmet kusuru ve gerekse kusursuz sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için idarenin zarar doğurucu bir davranışının olması, zarar doğurucu eylem veya işlemin idareye yüklenebilir olması, zarar ile idarenin eylem ve işlemi arasında illiyet bağının birlikte bulunmasının gerektiği ve bunlardan birinin olmamasının idarenin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıracağı, olayda idarenin sorumluluğu gerektirecek, zarar ile illiyet bağı kurulabilecek idarenin zarar doğurucu bir davranışının bulunmadığı, idareye izafe edilebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığından sorumluluğun da bulunmadığı, ayrıca kusursuz sorumluluk şartlarının da oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.…” Başvurucunun karar düzeltme talebi de, aynı Dairenin 10/4/2013 tarih ve E.2013/494, K.2013/442 sayılı kararı ile reddedilmiş olup bu karar, başvurucuya 25/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 29/4/2013 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/7/1972 tarih ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.”