6. Hukuk Dairesi 2024/3010 E. , 2025/2004 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/62 E., 2024/425 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Dava…
**6. Hukuk Dairesi 2024/3010 E. , 2025/2004 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/62 E., 2024/425 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müflis kooperatif ile davalı arsa sahibi arasında 31.05.1994 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye dayanarak arsa sahibi tarafından üç adet özel vekaletname verildiğini ancak vekaletnamelerde ruhsat alma yetkisinin bulunmadığını, 04.06.1997 tarihinde arsa payı karşılığı ikinci bir inşaat sözleşmesi daha imzalandığını, anılan sözleşmeler uyarınca .... ilçesi, ... köyü, ... mevkii, 43225 ada, 2 parsel no'lu taşınmaz üzerine 80 daire imal edildiğini, davalı arsa sahibi tarafından vekaletnamede ruhsat için yetki verilmediğinden binalara ruhsatsız olarak başlandığını, bunu bilmesine rağmen davalı arsa sahibinin belediyeye şikayette bulunduğunu ve ihtarname göndererek sözleşmeleri feshettiğini bildirdiğini, çok kısa bir süre sonra da diğer davalı ... Konut Yapı Kooperatifi ile düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaparak mevcut bitmiş 80 daireyi satıp kalan arsa için inşaat sözleşmesi yaptığını, bu tarihten sonra karşılıklı çok sayıda dava açıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000.000,00 TL imalat bedelinin 12.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ile aralarındaki sözleşmenin geçersizliğinin Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/654 Esas sayılı dava dosyası ile karara bağlandığını ve 08.07.2005 tarihinde kararın kesinleştiğini, sözleşmenin feshi sebebiyle tarafların sebepsiz zenginleşmeye yönelik hükümler gereğince birbirlerinden aldıklarını geri verme borcu doğduğunu, davacı tarafın sözleşme fesih tarihine kadar yapılan imalâtların karşılığını talep edebileceğini, sözleşmenin feshinin kesinleştiği 08.07.2005 tarihinden itibaren 08.07.2010 tarihinde zamanaşımının dolduğunu, Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tazminat talebinin reddedildiğini, Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2003/73 D.İş sayılı dosyasında her hangi bir faaliyet olmadığının inşaata başlanmadığının tespit edildiğini, Kaymakamlığın men kararının Ankara 12. İdare Mahkemesi'nin 2003/531 Esas, 2004/1912 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğinden diğer davalıya arsanın teslim edildiği 30.06.2003 tarihinden sonra davacının hiçbir imalâtının mümkün olamayacağını, önceki davalar sebebiyle kesin hüküm doğduğundan bu davadaki iddiaların dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.12.2013 tarihli ve 2012/141 Esas, 2013/780 Karar sayılı kararı ile davalı arsa sahibinin 14.06.2003 tarihli adi sözleşme ile mevcut inşaatı diğer davalı kooperatife devrettiği, davalı kooperatifin davacıya isabet edecek olan 80 adet daireyi kabullenip ortaklarına dağıtma kararı aldığı, her iki davalının davacının imalatını kabul ederek mal varlıklarını arttırdıkları, sözleşmenin feshedilmiş olmasının ve feshedilmesine davacının sebep olmasının yapılan imalat bedelinin istenmesine engel olmadığı, davacının kaçak inşaat yapmadığı, davalı arsa sahibi ... ile yaptığı sözleşmeye istinaden bitme aşamasına getirdiği imalatın bedelini istemekte haklı olduğu, davalıların bedeli çok büyük meblağ tutan imalâtı bedelsiz elde etmek istemesine hiçbir hukuk kuralının cevaz vermeyeceği, davacı kooperatif ortaklarının senelerce ödediği aidatlarla yaptığı inşaat bedelinin ödenerek mağduriyetin kısmen giderilebileceği, toplanan delillere göre davacının yaptığı inşaat imalâtının davalıların mal varlığına geçtiği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 23.10.2014 tarihli, 2014/3545 Esas, 2014/6550 Karar sayılı ilamıyla; davacının yaptığı imalât bedelinin tahsiline ilişkin eldeki davada davalı kooperatifin pasif husumete ehil olmaması nedeni ile davalı kooperatif yönünden davanın reddi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde davalı kooperatif yönünden de davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ve mahkemece yapılan imalât mahallinde icra edilecek keşif sonucu alınacak uzman bilirkişi raporu ile saptandıktan sonra, tarafların inşaata ilişkin tüm delilleri toplanıp yapıldıkları yıllar itibari ile bedeli anılan yıllardaki serbest piyasa rayiçlerine göre hesaplanıp tespiti gerekirken, 2007 yılı Bayındırlık birim fiyatları ile hesap edilen bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçeleriyle hükmün davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay ilamına karşı davacı ve davalı ... vekillerince karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 18.12.2015 tarihli, 2015/89 Esas, 2015/8254 Karar sayılı ilamıyla; Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere, özellikle bozma ilamı uyarınca yapılacak yargılama sonucunda davacının varlığı tespit edilecek alacağı için faiz başlangıcı yönünden davacının 12.07.2007 tarihli ihtarıyla talep edilen miktarla sınırlı olarak, tebliğ tarihinden itibaren verilen süre sonundan, artan bir miktarın bulunması halinde ise, dava ve ıslah tarihlerinden faiz yürütüleceğinin tabii bulunduğu gerekçesiyle HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... yönünden tefrik kararı verilerek ayrı bir dosyada ... yönünden davanın reddine karar verildiği, ilk verilen karar sonrasında Yargıtay'ın imalatın yapıldığı yıllara göre hesaplanması gerektiğini belirttiğinden bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunduğu, davalı ... lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu ve mahkemece bu yönde araştırma yapmak ve karar vermek zorunda olunduğu, ancak o tarihte yapılan inşaatın ruhsatının olmaması, sözleşmenin adi yazılı olup inşaat ile ilgili aşama seviye konusunda hüküm içermemesi, o tarihte yapı denetim olmadığından inşaatın geldiği seviyenin tarihlere göre tespit edilememesi, tarafların kesin süreye rağmen inşaatın hangi kısmının hangi yılda yapıldığının tespit edilmesi için belge sunamaması, davalının 2003 yılındaki Değişik İş dosyasında farklı, taraflar arasında görülen 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait 2005/393 Esas sayılı dosyadaki seviye ve imalât bedellerinin farklı olması, bu davada başkaca kişilerin de bulunması başka imalat iddialarının olması hususları dikkate alındığında davacının imalata başlaması ile inşaattan el çekmesi arasında ne kadar imalâtın ne zaman yapıldığı tam olarak tespit edilemediğinden davalının temerrüde düşürüldüğü 2007 yılı itibariyle belirlenen imalât bedelinin davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. A. Temyiz Sebepleri Davalı vekilleri temyiz dilekçelerinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı inceleme sonucu düzenlendiğini, imalat bedeli hesabında 2007 yılı serbest piyasa rayiçlerinin dikkate alınmasının ve sözleşmenin feshinden sonra da imalâtların devam ettiği kanaati ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, bozma ilamında inşaata sonradan sözleşme imzalanan davalı kooperatif tarafından devam edildiği tespitinin yer aldığını, davacının 14.06.2003 tarihinden sonra harcama belgesi sunamadığını, 14.06.2003 den sonra davacı tarafından imalata devam edildiği kabulünün doğru olmadığını, bozma ilamında imalatların yapıldıkları yıl rayiçlerine göre hesaplanması gerektiği tespitine yer verildiğini ve müvekkili lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, 2007 yılına göre belirlenmesinin hatalı olduğunu, sözleşmenin müvekkili tarafından feshedildiği 5.6.2003 tarihine göre hesaplama yapılması gerektiğini, aksi halde ise sözleşmenin geçersizliğinin tespit edildiği 08.07.2005 tarihindeki serbest piyasa rayiçlerine göre imalât bedelinin hesaplanması gerektiğini, mahkemece temerrüt tarihine göre imalat bedelinin hesaplanmasının hukuki dayanağının olmadığını, davanın kısmi dava olarak açıldığını ve yalnızca 1 kez ıslah yapılabileceğini, ikinci kez yapılan ıslaha itibar edilmesinin doğru olmadığını, dava dilekçesinde belirsiz alacak davası nitelendirmesi bulunmadığından ve şimdilik ve fazlaya dair haklar saklı tutularak dava açılmakla davanın kısmi dava olduğunu, 17.12.2013 tarihinde bozma öncesi davacı tarafından talep artırım yapıldığını ve davanın ıslah edilmiş olduğunu, bozmadan sonra sunulan 08.07.2024 tarihli dilekçe ile de belirsiz alacak davası nitelemesi ile bedel artırımı yapılmakla davanın kısmi dava olup 2. kez artırım yapılmasının mümkün olmadığını, 2. ıslah kabul edilmiş olsa dahi aradan geçen 10 yılda zamanaşımına uğradığını, yine artırılan tutara ıslah tarihi itibariyle faiz yürütülmesi gerektiğini, dava dilekçesi ve ıslah ile talep edilen tüm alacakların zamanaşımına uğradığını beyan etmektedirler. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi nedeniyle imalât bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddenin atfı ile uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 437. ve 439/2. maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.